35-Dava Çeşitleri / Medeni Usul Hukuku

Dava Çeşitleri

 

Talep Edilen Hukuki Korumaya Göre Dava Çeşitleri

 

Eda Davaları

Davacının talebinde davalının bir şeyi yapmaya, bir şey vermeye veya bir şeyi yapmamaya mahkûm edilmesini istediği dava türüdür. Davacının eda davasını açmakta hukuki yararı bulunmalıdır. Davalı davacının hakkını tanımıyorsa veya tanımakla birlikte bu konudaki edimini yerine getirmiyorsa ya da hakkını tehlikeye düşüren bir durum varsa, davacı eda davası açabilir. Eda davası açıldığında öncelikle hakkın var olup olmadığına bakılacaktır. Eda davası sonunda mahkeme davanın kabulü veya reddine karar verir. Eda davasının kabulü yönünde verilen kararda önce hak tespit edilmiş olacak ve buna bağlı olarak hakkın ifasına yönelik bir emir yer alacaktır. Eda davasında verilen karar rağmen ilamın gereği gönüllü olarak yerine getirilmezse, ilamlı icra yoluyla icra edilir.

 

Tespit Davaları

Tespit davaları bir hukuki ilişkinin mevcut olup olmadığı, içeriğinin belirlenmesi ya da bir senedin sahte olup olmadığını tespite yarar. Bu nedenle tespit davaları sonucunda verilen hükmün etkisi eda davalarında verilen hükme nazaran daha sınırlıdır. Tespit davasının açılabileceği haller, eda davasının açılabileceği hallerden daha geniştir. Tüm eda davasına konu huşularda dava açılabileceği gibi ayrı inşai hakkın da tespiti istenebilir. Henüz eda davası açılamayacak hallerde de tespit davası açılır. Tespit davası açan davacı hukuken korunmaya değer, güncel bir yararının bulunduğunu açıkça ortaya koymak ve hukuki yararını ispatlamak zorundadır.

Maddi vakıalar tek başına tespit davasına konu olamazlar. Maddi vakıaların tek başına tespiti isteniyorsa delil tespiti kurumuna başvurulması gerekir.

Bir hukuki ilişki hakkında henüz şartları oluşmadığından eda davası açılmıyorsa tespit davası açılabilir. Tespit davası sonunda tespit edilen hak taraflarca yerine getirilmiyorsa bu sefer hakkın yerine getirilmesi için eda davası açılmalıdır. Tespit davası eda davasının öncüsü niteliğindedir. Gelecekte kurulacak bir hukuki ilişki için tespit davası açılamaz. Ancak mevcut bir durumun gelecekteki hukuki durumunun, gelişiminin tespiti için tespit davası açılabilir. Geçmişteki bir hukuki ilişki de tespit davasına konu olabilir. Hukuki ilişkinin varlığına yönelik davalara olumlu, hukuki ilişkinin yokluğunun tespiti için açılan tespit davalarına olumsuz tespit davası denir.

Tespit davasının açılabilmesi için de hukuki yararın bulunması gerekir.

Tespit davası açıldıktan sonra eğer şartları gerçekleşmiş ise eda davası açılması iddia ve savunmanın genişletilmesi yasağı ile karşılaşmadan davacı davaya eda davası olarak devam edebilir. Tespit davası sonunda verilen hükümler, edaya yönelik emri içermediğinden ilamlı icra yoluyla takip edilemez.

 

İnşai (Yenilik Doğuran) Dava

Bir hukuki durumun kurulması, kaldırılması, bozulması ve değiştirilmesi için (yani yenilik doğuran kullanılması için)  davacının tek taraflı iradesinin yeterli olmadığı veya bu konuda tarafların anlaşmasının mümkün olmadığı, nünün ancak bir mahkeme kararıyla sağlanabildiği durumlarda açılan davaya inşai dava denir. Örneğin eşlerden birinin tek taraflı beyanı ile boşanmak mümkün değildir. Mutlaka bir mahkeme kararı gerekir. Borçlar hukuku alanında cezai şartın indirilmesi, sözleşmenin feshi veya bedelin indirilmesi, kira sözleşmesinin feshi, kira bedelinin indirilmesi inşai hakka dayanan inşai davalardır. Medeni usul hukukunda, yargılamanın iadesi, değişiklik davası inşai davadır. İnşai davalarda davacı dava konusu inşai hakkın sahibi, davalı ise hukuki ilişkiyi yeniden düzenlemesi istenen kişidir. İnşai davalarda hukuki yararın ispatlanmasına gerek yoktur.

İnşai davalar mutlaka inşai bir hakka dayanır. İnşai haklar kural olarak hak sahibinin tek taraflı olarak hakkını kullanmasıyla sonuç doğurur.

Kanun koyucu, değişik sebeplerle özellikle kamu düzeni ve hukuki durumun tereddütsüz açıklığa kavuşturulması düşüncesiyle bazı inşai hakların tek taraflı irade beyanıyla kullanılmasını sakıncalı bulmuş, ancak mahkeme kararıyla gerçekleşmesini istemiştir. İnşai dava maddi hukuktaki durumda da değişiklik meydana getirir.

İnşai hükümler kural olarak geleceğe etkilidirler. Ancak bazı kanunlarda düzenlenen inşai hükümler geçmişe etkilidir. (ex tunc) Örneğin boşanma davaları, tüzel kişiliğin feshi geleceğe etkilidir. Ancak ölüme bağlı tasarrufların iptali, şirket genel kurul kararlarının iptali, nesebin reddi ve babalık davası geçmişe etkilidir.

İnşai davanın reddi kararı tespit hükmü niteliğindedir, kabulü ise inşai bir tesir edecektir.

 

Talep Sonucuna Göre Dava Çeşitleri

Kısmi Dava:

Davacının aynı hukuki ilişkiden kaynaklanan alacağının veya hakkının tümünün değil, belirli bir kısmını talep ederek açtığı davaya kısmi dava denir. Kısmi dava niteliği itibarıyla bölünebilir talepler için söz konusudur. Davacının aynı davalıdan farklı hukuki ilişkiye dayanarak birden fazla, talebi varsa, bunlardan sadece birini veya bir kaçını talep ederek açtığı dava kısmi dava değildir.

Diğer dava türlerinde olduğu gibi kısmi dava açmakta da hukuki yararının bulunması gerekir. Davacının hakkını küçük parçalara bölüp dava açmasında ise hukuki yarar değil, hakkın kötüye kullanımı söz konusudur.

Davacının “fazlaya ilişkin hakkını saklı tutarak”, şimdilik alacağın belirli bir miktarını dava ettiğini” belirterek açtığı davalar kısmi davalardır. Fazlaya ilişkin saklı tutulmaması, fazlaya ilişkin haktan feragat edildiği anlamına gelmez. Bunun sonucu olarak, kısmi dava açılması halinde davaya konu edilmeyen kısmın ayrı davayla talep edilmesi veya aynı davada ıslah yoluyla dava konusuna dahil edilmesi mümkündür.

 

Belirsiz Alacak Davası

Alacağın miktarının tam olarak belirlenemediği durumlarda belirsiz alacak davası açılır. Bunun yanında alacağının belirli kısmı için dava açıp geri kalan için de tespit davası açması da mümkündür. Davanın başında talep sonucunu tam olarak belirleyemeyen davacının yüksek yargılama giderlerine mahkûm olma riskini önlemek amacıyla belirsiz alacak davası düzenlenmiştir.

Dava açarken alacak miktarını tam olarak bilemeyen ve bu nedenle talep sonucunu tam olarak yazamayan davacı, talep sonucunu yüksek tutarsa alacağın kabul edilmeyen bölümü için davada haksız çıkmış olacak ve bu miktar için yüksek yargılama giderlerine mahkûm edilecektir.

Belirsiz alacak davası, kısmi davanın ardından, talep sonucunun artırılması halinde zamanaşımı süresinin dolması riskini de bertaraf etmektedir.

Belirsiz alacak davası, mahkemeden istenen hukuki korumaya göre kural olarak bir eda davasıdır. Ancak eda davasından farkı ise dava dilekçesinde talep sonucunun asgari bir miktar dışında kesin olarak belirlenememesidir.

 

 

 

Belirsiz Alacak Davasının Koşulları

a)Talep Sonucunun Miktarının Belirlenmesinin İmkânsız ya da Davacıdan Beklenemeyecek Olması

Davacı davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, belirsiz alacak davası açabilir Talep sonucunun belirlenememesi bazı hallerde biyolojik olarak imkânsız olabilir. Ağır yaralanan kişinin dava açtığı tarihte tedavisinin devam ettiğinden sonuçlarının tam olarak belirlenmesi mümkün değildir.

İmkânsızlık ikinci olarak hukuki anlamda olabilir. Bu durumda davacının talep sonucunu belirleyebilmesi için gereken bilgiler üçüncü kişi ya da davalının elindedir. Hastanede gördüğü tedavi sonucunda zarara uğrayan kişi de durum böyledir.

Bazı durumlarda ise alacaklının alacağını belirleyebilmesi, delillerin incelemesinden sonra mümkün olabilir. Bu özellikle bilirkişi incelemesinin gerekli olduğu durumlarda böyledir.

b) Dava Dilekçesinde Geçici Talep Sonucunun Belirlenmesi

Belirsiz alacak davasında davacı talep dilekçesinde alacağını tam olarak belirlememekle birlikte dava açarken belirlediği en az miktarı belirlemek zorundadır. Bu miktar geçici talep sonucudur. Bu miktar daha sonra kesin talep sonucuna dönüştürülerek artırılabilir. Tahsili gereken harç da geçici talep sonucuna göre yatırılacak, daha sonra talep miktarı artırıldığında yeni tutar üzerinden harç tamamlatılacaktır. Mahkemenin yargılama giderlerine hükmedebilmesi ve hükme karşı kanun yollarına başvurulması için talep sonucunun kesin olarak belirlenmesi zorunludur. Davacı tahkikat bitene kadar talep sonucunu belirlemezse ilk talep edilen geçici tutar üzerinden karar verilecektir.

c) Belirsiz Alacak Davası Açan Davacı Talep Sonucunu Dayandırdığı Tüm Vakıaları Eksiksiz Olarak Bildirmelidir.

Belirsiz alacak davasında dava dilekçesinde belirtilmesi imkansız olan veya kendisinden belirtmesi beklenilmeyen şey sadece talep sonucudur. Talep sonucu belirsiz alacak davasında tam olarak belirtilmese bile, davacı bu talep sonucunun dayandığı tüm vakıaları eksiksiz olarak bildirilmelidir. Yani belirsiz olan dava değil sadece alacaktır. Belirsiz olan alacak ise yargılama sırasında karşı tarafın veya üçüncü kişinin elindeki deliller sunulmasından sonra belirlenebilecektir.

 

Talep Sonucunun Belirlenmesine Davalının Karşı Koyabilmesi

Talebin kesinleşmesi üzerine belirlenen talep sonucunun davalıya bildirilmesi ve davalının buna karşı savunma yapabilmesi sağlanmalıdır. Davalı sadece davacı tarafından belirlenen talep sonucuna itiraz edebilecektir. Davalı da bu vesileyle daha önce bildirmediği vakıaları ileri süremez. Talep sonucunun belirlenmesi tahkikat sonuna kadar yapılabilir. Ancak davacının talep sonucunu tahkikat başlamadan tespit etmesi halinde tahkikat başlamadan önce de mahkemeye bildirebilir. Belirsiz alacak davalarında talebin artırılması için ayrıca ıslaha gerek yoktur.

 

Kısmi Dava ile Birlikte Tespit Davası Açılması

Talep sonucunu belirleyemeyen davacının alacağının belirleyebildiği kısmı için kısmi dava açıp, geri kalan kısmının tespitini istemesi de mümkündür. Mahkeme bu durumda kısmi dava hakkında edaya, alacağın geri kalanı içinse tespit hükmüne karar verecektir. Böyle bir dava açan davacı kurak olarak, davasını belirsiz alacak davasına dönüştüremez. Bunu ancak karşı tarafın, yani davalının açık izni veya ıslah yoluyla yapabilir. Tespit hükmü ile alacaklı ilamlı takip yapamaz. Ancak ilamsız takip yapan ve elinde tespit hükmü bulunan alacaklının, borçlunun itirazı üzerine açacağı itirazın iptali davasında veya itirazın kaldırılması yargılamasında davalının takip konusu alacağın yüzde yirmisi oranında tazminata mahkûm edilmesinin talep edilebilme olanağı vardır.

 

Terditli (Kademeli) Davalar

Davacı açtığı davada, birden fazla talepte bulunuyor ve fakat asıl talebi kabul edilmediği takdirde yardımcı talebi hakkında karar verilmesini istiyorsa terditli veya kademeli dava söz konusudur.  Örneğin malın teslimi, bu kabul edilmediği takdirde bedelinin ödenmesinin talep edildiği dava terditli bir davadır. Ya da çocuğunun velayetinin kendisine verilmesi, bu kabul edilmediği takdirde çocukla kişisel ilişkisinin yeniden düzenlemesi davası da kademi bir davadır.

Davacı, aynı davalıya karşı birden fazla talebini, aralarında aslilik-ferîlik ilişkisi kurmak suretiyle, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir. Bunun için, talepler arasında hukuki veya ekonomik bir bağlantının bulunması şarttır.

Terditli bir davada iki şart bulunmalıdır.

  • Aynı davalıya karşı ileri sürülebilecek birden ziyade talep arasında bir alilik-ferilik ilişkisi bulunacak
  • Birlikte sürülen bu talepler arasında hukuki ve ekonomik bağ bulunacak.

Terditli davada mahkeme önce asıl talebi inceleyecek ve bir kanaate varacaktır. Mahkeme asıl talebi inceleyip reddine karar vermeden fer’i talebi inceleyemez hükme bağlayamaz. Asıl talep hakkında olumlu bir karar verilirse yardımcı talep incelenmeyecektir. Taleplerin şarta bağlanması değil, sıraya sokulması hali mevcuttur.

 

Seçimlik Davalar

Seçimlik borçlarda seçim hakkının borçlu da olması halinde açılabilir. Seçimlik borçlarda seçim hakkı kendisine ait borçlu veya üçüncü kişinin bu hakkı kullanmaktan kaçınması halinde alacaklı seçimlik dava açabilir. Her seçimlik borç ilişkisi her zaman seçimlik dava açma hakkı vermez. Seçimlik borçlarda seçme hakkı borçluya aittir. Seçme hakkı alacaklıya aitse, alacaklının bu durumda seçimlik dava açma imkânı yoktur. Bu durumda alacaklı inşai bir hak olan seçim hakkını kullanmak suretiyle önce borç konusu belirli hale getirir. Borçlu belirlenen bu edimi yerine getirmeye yanaşmıyorsa ona karşı seçimlik dava değil, basit bir eda davası açacaktır.

Seçimlik davalarda seçimlik mahkûmiyet ilamını alan alacaklı takip hukukunun temel kuralı olan, takip konusunun belirli olması kuralı uyarınca, takibin konusunu mahkum olan şeylerden birisine hasretmek zorundadır. Ancak borçlu hasredilen ve icra emrinin konusunu oluşturan edimin yerine diğer edimi yerine getirmek suretiyle de takibin son bulmasını sağlayabilecektir.

 

Davaların Yığılması (Objektif Dava Birleşmesi)

Geniş anlamda terditli, seçim hakkı ve kümülatif talep sonucunda farklı şekillerde de olsa birden fazla talebin yer aldığı durumu ifade etmek için kullanılmaktadır. Dar anlamda ise sadece kümülatif, yani davanın aynı davalıya karşı sahip olduğu birden fazla talebini açtığı tek bir davada istemesi anlamına gelir. Örneğin davacı aynı davalıdan satış sözleşmesine dayanan alacağı ile ödünç sözleşmesinden kaynaklanan alacağını da aynı davada birlikte istemişse burada objektif dava birleşmesi vardır. Kısaca, davacının aynı davalıya karşı olan birbirinden bağımsız birden fazla talebini aralarında aslilik-ferilik ilişkisi kurmadan aynı dava dilekçesinde ileri sürmesine davaların yığılması denir. Aynı dava dilekçesinde birbirinden bağımsız asli talep bulunmaktadır. Şartları;

  • Aynı davalıya karşı ileri sürülebilecek birden fazla talep olmalı
  • Talepler arasında aslilik ferilik ilişkisi olmamalı
  • Taleplerin tümü aynı yargı çeşidine ait olmalı
  • Taleplerin hepsi için ortak yetkili mahkeme olmalı
  • Davanın açılacağı mahkeme aynı talepler için aynım zamanda görevli de olmalı

Mahkeme her bir talep için ayrı ayrı inceleme yapar ve karar verir. Bazı taleplerin kabulüne bazı taleplerin ise reddine karar verebilir. Görünüşte tek bir hüküm, gerçekte ise talep sayısınca hüküm vardır.

 

Mütelahik (Yarışan Haklara Dayalı) Davalar

Davacı talebini birden fazla hukuki sebebe dayandırıyorsa mütelahik dava söz konusudur. Bu şekilde taleplerin mümkün olduğunca güçlü şekilde savunulması söz konusu olmaktadır. Mütelahik davada davayı haklı kılan birden fazla hukuki sebep vardır. Eğer davacının ileri sürdüğü hukuki sebepler yerinde ise, hakim yarışan hukuk kurallarından davacı için uygun olanını uygular.

 

Topluluk davası

Bir grubun sınıfın veya topluluğun menfaatini korumak amacıyla o topluluğu temsil ya da o topluluk adına hareket edebilecek olanların dava açmaları ve açılan bu davanın sonucundan temsil edilen grup ya da topluluğun üyelerinin yararlanması söz konusu olmaktadır. Topluluk davalarının, ağırlıklı olarak tüketici örgütlerince, sendika hukukunda ve çevre hukukunda açıldığı görülmektedir. Tazminat istemi içeren topluluk davası açılabilmesi HMK da düzenlenmemiştir.

Topluluk davası henüz sonuçlanmadan ilgililer tarafından da aynı konuda dava açılması derdestlik itirazının ileri sürülmesine neden olmaz.

Farklı örgütler tarafından birden fazla topluluk davası açılmışsa, diğer koşullar aynı olsa bile, taraflar aynı olmadığından derdestlik söz konusu olmayacaktır.

Topluluk davaları sonunda verilen hüküm ilgililer hakkında kesin hüküm teşkil etmez. Buna göre topluluk davası sonunda verilen hüküm ilgililer hakkında, ilgililer tarafında verilen hüküm de topluluk davası açabilecek kişiler hakkında kesin hüküm etkisi göstermez.

Medeni Usul Hukuku Bazı Ders Özetleri

Medeni Usul Hukukunun Diğer Ders Özetleri İçin Tıklayınız.

Aradığınızı Aşağıdaki Arama Motoruna Yazabilirsiniz

Sizin bu konudaki yorumunuz nedir?

%d blogcu bunu beğendi: