1. Anasayfa
  2. 2.Sınıf

Hak Kavramı, Hakların Çeşitleri ve Alacak Hakları

Hak Kavramı, Hakların Çeşitleri ve Alacak Hakları

HAK KAVRAMI, HAKLARIN ÇEŞİTLERİ VE ALACAK HAKKI

HAK KAVRAMI

  • Hak, hukuk düzeninin bireylere tanıdığı irade veya irade kuvvetidir (irade teorisi).
  • Hak, hukuk düzenince korunan menfaattir (menfaat teorisi).
  • Hak, bireyin hukukça korunan menfaat veya değerlerin gerçekleştirilmesine veya korunmasına ilişkin irade kudretidir (karma teori).
  • Hak, hukuki ilişkinin bir unsuru olup, sahibi lehine imtiyazlı bir durum yaratırken, diğer kişiler için de bir kısıtlama, yükümlülük oluşturmaktadır (hukuki ilişki kavramı ile tanım).
  • Hak, sahibine yetkiler verirken bazı yükümlülükler de verir (hukuki müessese kavramı ile tanım).

HAKLARIN ÇEŞİTLERİ: YARARLANMA VE DÜZENLEME HAKLARI

Yararlanma Hakları: Doğrudan doğruya hukuki bir değer veya menfaate yönelmiş haklar olup sahibine, bu değer ya da menfaatten yararlanma yetkisi vermektedir. Hukuk düzeni, yararlanma haklarında hak sahibine tanıdığı bu yetkiye karşılık, üçüncü kişilere de bazı yükümlülükler yüklemektedir.

Düzenleme Hakları: Yararlanma hakkı sahiplerine, üçüncü kişilerle olan hukuki ilişkilerini biçimlendirme, onlara belirli bir şekil verme yetkisi tanımaktadır.

YARARLANMA HAKLARININ ÇEŞİTLERİ

Asli haklar yararlanma haklarıdır. İkincil haklar düzenleme haklarıdır.

ALACAK HAKKI

Borç ilişkisinde asli hak alacak hakkı, asli yükümlülük borçtur. Hukuki niteliği:

  • Alacak hakkı bir yararlanma hakkıdır. Alacaklıya bir edim menfaati sağlar. Alacaklı bundan çeşitli maddi ve manevi yararlar sağlar. Klasik doktrin alacak hakkını hâkimiyet hakkı olarak nitelemektedir. Buna katılmıyoruz. Böyle bir anlayış, hem kişilik hakkı kavramıyla, hem de borçlar hukukunun temel ilkesi olan taraflar arasındaki eşitlik ve özgürlük ilkesi ile bağdaşmaz. Alacaklının hakkı, edim üzerinde bir hak değil, sadece borçludan borçlanmış olduğu edimi istemekten ibarettir. Borçlunun şahsı üzerinde alacaklıya hâkimiyet hakkı tanımak, borçluyu borç ilişkisinin objesi haline getirmek olur. Oysa borçlu da alacaklı gibi borç ilişkisinin süjesidir. Alacak hakkı, alacaklıya edim konusu mal üzerinde de hâkimiyet hakkı sağlamamaktadır.
  • Alacak hakkı bir malvarlığı hakkıdır. Malvarlığı, bir kişinin ekonomik değer ve hukuki birlik arz eden, para ile ölçülebilen hak ve borçlarının tamamıdır. Borç ilişkisinin konusu, bazen ekonomik bir değer taşımayan bir edimden de (örneğin gürültü yapmama) ibaret olabilir.
  • Alacak hakkı geçici bir haktır. İhtiyaç giderildiğinde borç ilişkisi sona erer.
  • Alacak haklarının sayısı, içeriği belirli tip ve konularla sınırlı değildir (TBK mad. 26’daki sınırlar içinde).
  • Alacak hakkı nispi bir haktır:

Borç ilişkisi alacaklı ve borçlu arasında hüküm ve sonuç doğurur. Alacak hakkı üçüncü kişiye karşı ileri sürülemez. Borç ilişkisine üçüncü kişiler alacaklı veya borçlu olarak sokulamaz. Bunun tek istisnası üçüncü kişi yararına sözleşmedir (TBK mad. 129).

Ayni hakların mutlak hak, alacak haklarının ise nispi hak olma niteliği, bu hakların sadece üçüncü kişilere karşı doğurduğu hüküm ve sonuçlar yönündendir.

Alacak haklarının nispiliğinden doğan sonuçlar:

  • Sadece borçluya karşı ileri sürülebilir, üçüncü kişilere karşı ileri sürülemez.
  • Yalnız borçlu tarafından ihlal edilebilir, üçüncü kişiler ihlal edemez.

Üçüncü kişi, alacaklıya kasten ve ahlaka aykırı bir fiille zarar vermişse, alacaklı o kişiden bu zararın tazminini isteyebilir (TBK mad. 49). Ancak tazminat davasının açılabilmesi için fiilin kasten olması yeterli değildir, aynı zamanda ahlaka aykırı olmalıdır.ÖNEMLİ!!!!!

Ü, A’nın S’den satın aldığı radyoyu, teslim edilmeden intikam duygusuyla kırmışsa; A, Ü’ye karşı zararın tazmini davası açabilir. Ü, intikam duygusuyla S’yi, A’ya karşı satış sözleşmesinden doğan borcunu ifa etmemeye ikna etmişse, bu halde de A, Ü’nün kasıtlı ve ahlaka aykırı bir fiiliyle zarara uğradığı gerekçesiyle S’ye karşı tazminat davası açabilir.

  • Borçlu tarafından ihlal edilmesinden üçüncü kişiler hiçbir hak iddia edemez.
  • Maddi edimlerde alacaklıya, şey üzerinde dolaylı yetki verir. Alacak hakkı, alacaklıya borç konusu şey üzerinde doğrudan doğruya bir hâkimiyet vermez. Alacaklının hakkı, borçludan sadece belirli bir davranışı istemekten ibarettir. Alacaklı, o şeye ilişkin üçüncü kişilerin ihlallerinin durdurulmasını veya önlenmesini isteyemez.
  • Alacak hakkının nispiliği, borçlunun iflası halinde de görülür. İstisnası TBK mad. 509; ayni hak sahibi, bu hakkı, iflas masasına karşı da ileri sürebilir, masadan ayırma hakkına sahiptirler. Bir hakkın nispi hak olarak kabulü bir hukuk politikası sorunudur. Fransız hukukunda taşınır mala ilişkin satış sözleşmesi yapılır yapılmaz, mal alıcıya teslim edilmeden, onun mülkiyetine geçer. Türk hukukunda ayni hakkın doğabilmesi için, taşınır mala ilişkin ayni sözleşme yapıldıktan sonra bunun zilyetliğinin alıcıya devredilmesi gerekir.
Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?
  • 0
    be_endim
    Beğendim
  • 0
    alk_l_yorum
    Alkışlıyorum
  • 0
    e_lendim
    Eğlendim
  • 0
    d_nceliyim
    Düşünceliyim
  • 0
    _rendim
    İğrendim
  • 1
    _z_ld_m
    Üzüldüm
  • 0
    _ok_k_zd_m
    Çok Kızdım

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.