Borç İlişkisinin Nitelikleri
1- Dar anlamda borç ilişkisi alacaklıya alacak hakkı, talep hakkı, dava ve cebri icraya başvurma yetkilerini verir. (Kural)
Borç ilişkisi hukuki vazife ve yükümlülükten (külfetten) ayrılır. Kanuni (hukuki) vazifede, sorumluluk doğmadığı için bunlar borç ilişkisi değildir. Hukuki vazifede başka bir şahsa karşı yükletilmiş vazifelerin ihlalinde kişinin her hangi bir sorumluluğu doğmamaktadır. Ancak bu vazifelere aykırı davranış başka hukuki sonuçlara (boşanma davası açmaya imkan verme gibi bazı haklara katlanmak zorunluluğu gibi) yol açabilir.
Yükümlülükte (külfette) ise, hukuk bazı hukuki ilişkilerde alacaklıya bir takım davranışlar yüklemektedir. Bunlara uyulmaması bir sorumluluk doğurmaz ama kazanılacak haklardan mahrum olunmasına yol açabilirler.
Mesela satış sözleşmesinde alıcı malın ayıplı olması halinde kanunen haiz olduğu hakları kullanabilmek için zamanında satıcıya ayıp ihbarında bulunmak zorundadır (TBK. m.223). Ayıp ihbarında bulunma ayıptan doğan hakları kullanabilmek için bir yükümlülük oluşturmaktadır.
Bir borç ilişkisinde alacak hakkı olmasına karşın talep hakkı, dava ve cebri icra yetkileri bulunmayabilir. Bu durum istisnadır. Böyle borçlara “eksik borçlar” denir. Eksik borçlarda bu haklardan biri veya birkaçı ilişkinin niteliğine göre alacaklıya tanınmaz. Eksik borç kural olarak talep hakkı vermezse de geçerli bir borç olduğu için ödenmişse geri verme söz konusu olmaz. Diğer bir deyişle, ifaya zorlama yokken rızaen yapılan ifa geçerli sayılmaktadır. Çeşitli eksik borçlar şunlardır:
- Kumar ve bahisten doğan borçlar ile evlenme tellallığından doğan borçlar eksik borçlardır. Kanun bunları tam olarak geçersiz saymaz fakat dava hakkı da tanımaz. Bu borçların kefalet ve rehinle teminat altına alınması da mümkün değildir.
- Bir kimse hukuken borçlu olmadığı ahlaki bir vazifeyi ifaya zorlanamaz, fakat bu vazifeyi yerine getirirse, kişi ifa ettiği edimi geri alamaz (TBK. m.78/f.2) Bir kimsenin kanunen nafaka vermekle mükellef olmadığı bir yakınma para yardımı yapması böyledir.
- Zamanaşımına uğramış borçlarda zamanaşımı, borçluya borcu ifadan kaçınmak hususunda bir defi hakkı sağlar. Hukuken borç varlığım sürdürmektedir, yani talep ve dava edile Ancak borçlu def’i hakkım kullanarak davanın reddini sağlayabilir. Bu hakkı kullanmazsa borçlu ifada bulunmak zorundadır. Zamanaşımına uğramış bir borcu borçlu öderse bu ifa geçerlidir, sebepsiz zenginleşme teşkil etmez ve dolayısıyla geri istenemez.
- Ahlaka aykırı olarak verilen şeylerinde iadesi istenemez (TBK. 81).
2- Borç ilişkisi sadece alacaklı ve borçlu arasında nisbi bir ilişki kurar, 3. kişileri etkilemez.
Kural olarak bir borç ilişkisinde sadece alacaklı talep hakkına sahiptir. Ancak istisnai olarak üçüncü kişinin de talep hakkına sahip olması mümkündür. Örneğin üçünü kişi yararına yapılan sözleşmelerde, üçüncü kişiye talep hakkı tanınmışsa durum böyledir. Ayrıca şahsi haklara şerh verilirse nisbi borç ilişkisi genişler ve 3. kişilere karşı da ileri sürülmeye başlar.
Borçlu borcuna aykırı davranırsa, zararı gidermekle yükümlü olur (TBK m. 112). Borçlunun davranışı bir üçüncü kişinin zarara uğramasına sebep olduysa, bu fiil haksız fiil teşkil etmedikçe, borçlu zararı gidermekle yükümlü olmaz.
