Hukuk Kurallarının Çeşitleri Nelerdir? (Emredici, Tamamlayıcı vd.)

Hukuk Kurallarının Çeşitleri

Nitelikleri açısından hukuk kuralları şu şekilde sınıflandırılabilir:

Emredici Hukuk Kuralları:

Bu tür kurallar kesin bir yargı belirterek kendilerine mutlak uyulmasını emrederler. Bunların aksine hareket etmek veya işlem yapmak mümkün değildir. Bireyler kendi iradeleriyle bunlarla çelişen işlem yapamazlar. Bu kurallar açıkça neyin, nasıl olması gerektiğini ifade ederler. Örneğin Medeni Kanun “Erkek veya kadın onyedi yaşını doldurmadıkça evlenemez” (madde 124) demektedir. Bu hüküm emredici niteliktedir ve aksine hareket etmek mümkün değildir. Benzer şekilde yine Medeni Kanun’daki “Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan devlet sorumludur” (madde 1007) ifadesi ve Anayasa’da bulunan “Cumhurbaşkanının görev süresi beş yıldır” (madde 101) ifadesi
emredici hukuk kuralıdır. Emredici hukuk kuralları kamu düzeni, toplumun genel çıkarı veya zayıfların korunması amaçlarıyla konulur.

Yetki Verici Hukuk Kuralları:

Hukukta genel kural olarak yasaklanmayan her şey serbest olmakla birlikte bazen hukuk kuralları bir işlemin yapılıp yapılmaması hususunda kişiye yetki verir. Kişi veya ilgili makam ancak bu yetki üzerine bu işlemi yapabilir. Örneğin, Türk Ceza Kanunu’na göre “hakaret suçunun soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikayetine bağlıdır” (madde 131). Dolayısıyla mağdura şikayet etme yetkisi verilmiştir ve ancak şikayet üzerine bu suç soruşturulur. Medeni Kanun’un verdiği yetkiye göre mirasçılar mirası reddedebilir (madde 605). Benzer şekilde devlet organları da anayasa ve kanunların yetki vermesiyle işlemde bulunabilirler.

Tamamlayıcı Hukuk Kuralları:

Bunlar ilgililerin aksini kararlaştırmadıkça uygulanacak olan hukuk kurallarıdır. Taraflar serbest iradeleriyle aksini kararlaştırabilirler. Örneğin Medeni Kanun’a göre “eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır. Eşler mal rejimi sözleşmesiyle kanunda belirlenen diğer rejimlerden birini kabul edebilirler” (madde 202). Esasen burada da bir yetki verme söz konusudur. Ancak bu yetkiye dayanarak bir işlem yapılmadığı takdirde ne olacağını kanun açıklamaktadır.

Tanımlayıcı Hukuk Kuralları:

Bu kurallar bir hukuki kavramın anlamını açıklayarak onu tanımlamaktadırlar. Örneğin Medeni Kanun yerleşim yerini (ikametgah) “bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yer” olarak tanımlamıştır. Dolayısıyla bu tanımda geçen özellikler varsa ancak o yer kişinin yerleşim yeri kabul edilebilecektir. Birçok kanun ilk maddelerinde kendi içinde geçen kavramların neyi ifade ettiğini tanımlamaktadır.

Yorumlayıcı Hukuk Kuralları:

Kavramın ifade ettiği anlamın tam olarak anlaşılamayacak olduğu durumlarda hukuk kuralları bazen yorumda bulunarak anlamı açıklamaya çalışırlar. Örneğin Borçlar Kanunu’na göre “borcun ifası için bir ayın başlangıcı ve sonu belirlenmişse, ayın birinci ve sonuncu günü, ayın ortası belirlenmişse, bundan da ayın onbeşinci günü anlaşılır” (madde 91) diyerek ayın başı, sonu ve ortasını yorumlamaktadır. Bunlar tanımlayıcı hukuk kurallarına benzemekle birlikte onlardan farklıdır. Taraflar isterse yorumlayıcı hukuk kurallarının aksine tanımlamalarda bulunabilirler. Örneğin ayın ortası olarak onbeşinci günden başka bir günü tesbit edebilirler. Oysa tanımlayıcı hukuk kurallarının aksini kararlaştırmak mümkün değildir.

Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?
  • 2
    be_endim
    Beğendim
  • 1
    alk_l_yorum
    Alkışlıyorum
  • 0
    e_lendim
    Eğlendim
  • 0
    d_nceliyim
    Düşünceliyim
  • 0
    _rendim
    İğrendim
  • 0
    _z_ld_m
    Üzüldüm
  • 0
    _ok_k_zd_m
    Çok Kızdım

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.