Sınırlı Ayni Haklar – Rehin Hakkı (Pignus ve Hypotheca) / Roma Eşya Hukuku

Sınırlı Ayni Haklar /  Rehin Hakkı (Pignus ve Hypotheca)

Sınırlı ayni haktır. Pignus’un oluşabilmesi için teminat gösterilen malın zilyetliğinin alacaklıya geçmesi gerekir. İlerleyen zamanlarda malın zilyetliği geçirilmeden bir rehin anlaşmasıyla rehin hakkının tesis edilebileceği kabul edilmiş ve buna hypotheca (rehin hakkı) denilmiştir. Rehin hakkının geçerli olarak doğabilmesi için 3 şartın birlikte bulunması gerekir. Bunlar:

1- Maş rehin verenin mülkiyetinde bulunmalıdır. Bu mülkiyet ius civile veya praetor mülkiyeti olabilirdi. Malı rehin olarak alacaklıya teslim eden kimse malik değilse rehin hakkı doğmazdı. (Burada Borçlar Hukuku alanına giren rehin akdi meydana gelirdi) 3. bir kişinin de borçlu için rehin verebileceği kabul edilmiştir.

2- Alacaklı ile ayni teminat veren arasında rehin anlaşmasının olması gerekir.

3- Rehinle teminat altına alınan bir alacak mevcut olmalıdır. Rehin hakkı fer’i bir haktır ve bundan dolayı da varlığı geçerli bir alacağın mevcudiyetine bağlıdır. Alacak doğmamışsa rehin hakkı da doğmazdı, alacak sona ermişse rehin hakkı da sona ererdi.

Rehin Hakkının İçeriği:

Rehin hakkının konusunu, paraya çevrilmesi mümkün olan maddi mallar, menkuller, gayrimenkuller, alacak hakları veya intifa hakkı teşkil edebiliyordu.

Rehin hakkı teslim yoluyla kurulmuşsa rehinli alacaklı zilyet olur, rehini veren malik kalırdı. Rehin hakkı teslim olmadan kurulmuşsa alacaklı sadece rehin hakkını elde eder, malın maliki zilyetliğini muhafaza ederdi. Mal üzerinde rehin verenin mülkiyet hakkı devam ettiği için malı 3. kişilere devri mümkündü. Bunun gibi rehin hakkını ihlal etmemek şartıyla diğer ayni haklar da tesis edilebilirdi.

Rehin alacağın muaccel hale gelmesinden sonra alacaklının tatmin edilmesini sağlamaktadır. Rehinli alacaklı, alacak ödenmediği takdirde malı satarak elde ettiği semenden alacağını alabilme yetkisine sahipti. Önceleri alacağın ödenmemesi halinde rehinli mal alacaklının mülkiyetine geçiyordu, sonradan bu kaldırılmıştır. Rehinli alacaklı malı satınca elde ettiği semenden alacağını aldıktan sonra kalanı mal sahibine vermek zorundadır. Satıştan elde edilen semen alacaktan az ise alacak eksik kaldığı miktarda devam ederdi. Rehin hakkı zilyetlik geçirilmeden tesis edilmişse muaccel hale gelen alacağın ödenmemesi üzerine rehinli alacaklı malın satılmak üzere kendisine verilmesini talep ederdi.

Bir mal üzerinde birden fazla rehin hakkı varsa, lehine rehin hakkı önce tesis edilmiş olan alacaklı malı paraya çevirmeye yetkiliydi. Ancak rehin hakkı zaman itibariyle daha sonra tesis edilmiş olan alacaklı kendisinden önceki alacaklıya alacağını vermeyi teklif edebilirdi. Önceki alacaklı bu teklifi kabul etmezse rehin hakkını kaybederdi. Bu ödemeyi yapan sonraki alacaklı önceki alacaklının yerine geçerdi. Rehinli malı, önceki alacaklı paraya çevirmişse, bu alacaklı alacağını aldıktan sonra artan kısım diğer alacaklılara teminat olmaya devam ederdi.

Rehin Hakkının Korunması:

Interdictum rehin hakkının korunmasında kullanılan ilk vasıtaydı. Bu interdictum’u açan kimse borçlunun mallar üzerindeki mülkiyetini ispat etmek zorunda değildi. Daha sonra praetor tarafından rehin hakkını korumak için actio serviana ortaya çıkmıştır. Hem malın bulunduğu borçluya hem de malın diğer zilyetlerine karşı bu davanın açılabilmesi için mal üzerinde rehin hakkının geçerli olarak tesis edilmiş olması, borcun ödenmemiş veya borç için başka teminat gösterilmemesi ve alacaklının temerrüde düşmemiş olması gerekir. Davayı açanın rehin hakkını ve malın davalıda olduğunu kanıtlaması gerekiyordu. Borcun vadesi gelmeden bu dava açılamazdı, zira rehin hakkı alacağın ödenmemesi için bir teminattır ve alacağın ödenmediği ancak borç muaccel olduktan sonra belli olur.

Rehin Hakkının Sona Ermesi:

Malın telef olması rehin hakkını sona erdirir. Fer’i bir ayni hak olduğundan rehinle teminata bağlanmış alacağın ifa veya diğer sebeplerle ortadan kalkması halinde rehin hakkı da sona ererdi.borç kısmen ifa edilirse malın tamamı üzerinde ayni teminat devam ederdi. Aynı alacak için birden fazla mal rehin gösterişmişse bunların hepsi alacak ödeninceye kadar rehin olarak kalırdı. Alacaklının malı satması mal üzerindeki bütün rehin haklarını ortadan kaldırırdı. Rehin hakkı tarafların anlaşmasıyla sona erdiği gibi rehin hakkı sahibinin tek taraflı irade beyanıyla rehin hakkından vazgeçmesi mümkündü.

Aradığınızı Aşağıdaki Arama Motoruna Yazabilirsiniz

%d blogcu bunu beğendi: