Liberal Demokrasi ve Sosyal Demokrasi Arasındaki Farklar

LİBERAL DEMOKRASİ VE SOSYAL DEMOKRASİ

Günümüzde bu iki demokrasi anlayış vardır. Liberal demokrasi; liberallerin fikirleri doğrultusunda gelişen siyasi olarak burjuva sınıfının savunduğu bir demokrasi anlayışını ifade eder. Sosyal demokrasi ise 19.yy’da gelişen işçi hareketiyle birlikte, sendika hareketi ile birlikte sendikalardan ve sosyalist aydınlardan varolan bir akımdır. Bu iki demokrasi arasındaki ayrım gün geçtikçe azalmaktadır. 2.Dünya savaşından sonra Keynes’yen ekonomi 1970’lerden sonra ise neo ekonomi tercih edilmeye başlanmıştır. Farklı demokrasi anlayışları arasındaki ayrım demokratik değerlerde değil toplumsal kaynakların nasıl dağıtılacağı, katılım ve politiklalar süreçlerine dair bir ayrımdır.

→ İşçi sınıfı = proleterya

Sosyal demokrasinin temel adımları Eduard Bernstein tarafından atılır. Bernstein de marksisttir ama marksistten bu noktada ayrılır. Marsist görüş devricidir oysa Bernstein evrimci görüşü benimser. Marksistler, Bernstein’e direk revizyonist derler. Sosyal demokrat bir toplum yaratılması gerektiğini savunur. Sosyal demokrasinin ideolojik babası Bernstein’dir. Aynı zamanda Karl Kopinski’dir.

Bernstein’in yanında sosyal demokrasinin 3 kaynağı vardır:

1- Devlet sosyalizmidir.
2- Fabianizm
3- Hristiyan Sosyalizmi

1- Devlet Sosyalizmi:

Almanyada gelişen bir akımdır. Bunlar der ki devlet toplumun çalışmasıyla bir servet elde eder, bu servetin devlet eliyle dağıtılması gerekir. Daha kötü durumda olanlara daha fazla servet aktarımı, daha iyi durumda olanlara daha az servet aktarımı yapılmalıdır. Bu da devlet eliyle yapılmalıdır.

2- Fabianizm:

İngiltere’de ortaya çıkmıştır. Başta sanayi olmak üzere devlet hakim kılınmalı, özel mülkiyet kısıtlanmalı ve bu şekilde demokrasi reforma edilmeli.

3- Hristiyan Sosyalizmi:

Avrupa ülkelerinde gelişen bir yaklaşım. Kolektif mülkiyeti öngören ve Hristiyanlıktaki karşılıklı saygıya ve sevgiye dayanan bir anlayıştır. Avrupa demokrasisi bu anlayış üzerine kurulmuştur denebilir.

Liberal demokrasi ile sosyal demokrasi arasındaki farklar:

Devletin Kapsamı: Liberal demokrasi anlayışına göre en iyi devlet an az devlettir, en az yöneten devlettir. Liberaller devletin iki önemli görevi olduğunu söylerler:

  • Savunmayı(içte ve dışta, güvenliği sağlamak)
  • Adalet Hizmetlerini gerçekleştirmek.

Bunun dışında bütün alanlar toplumun kendisine bırakılmalıdır. Eğitimde, sağlıkta, özellikle ekonomide devlet mümkün olduğu en az seviyede yer almalıdır. Bunlara devlet ne kadar müdahale ederse insanların özgürlük alanları da o ölçüde azalır. Liberal demokrasideki devlet gece bekçisi anlayışı, devlet ya da jandarma devlettir. Sosyal demokrasideki devlet ise; güvenlik ve adaleti zaten sağlayacak yalnız bu yetmez. Bunun yanında bazı sosyal alanlara da el atması lazımdır. Alt yapıyı kurması, eğitimi, sağlığı ve iyi konutları da sağlamalıdır. Devlet ile birey arasındaki ilişkiye bakıldığında liberallerin daha özgürlükçü, sosyal demokratların ise daha eşitlikçi olduğu görülür.

Ekonomi Politikası: Liberaller devletin ekonomiye müdahil olmasını istemezler. Onlara göre ekonomi sivil faaliyettir, özel bir alandır. Devletin buraya müdahale etmesine gerek olmaksızın arz talep dengesi kendini bulur. Devlet kotalar belirler, bu kotalar da rekabeti önler. Bununla birlikte karteller, virtüözler ortaya çıkar. Bunlara göre devlet gölge devlet olsun, bir takım kurallar koysun ilişkinin devam edip etmediğini denetlesin, taraflardan birinin hukuka aykırı hareket etmesi halinde onu adaletle cezalandırsın ama kendisi ekonomik bir aktör olarak devreye girmesin. Çünkü girdiği anda ekonominin saflığını bozar. Orada farklı sorun alanlarına doğmasına sebebiyet verir. Sosyal demokratlar ise: devletçi ve karma bir ekonomiyi savunurlar. Liberal ekonomi bulunmalı fakat bunun yanında devlet buna müdahale de etmelidir. Dolayısıyla liberaller serbest piyasa ekonomisini savunurken sosyal demokratlar karma bir ekonomiyi savunurlar.

Adalet Anlayışı(Hakkaniyetçi Adalet – Eşitlikçi Adalet): Liberaller hakkaniyetçi bir adalet anlayışına sahiptirler. Sosyal demokratlar ise eşitlikçi bir adalet anlayışına sahiptirler. Liberaller herkesin hak ettiğini elde etmesi gerektiğini savunurlar buna karşılık sosyal demokratlar eşitlikçi anlayışına sahiptirler. Onlara göre toplumda farklı gelir gruplarının bulunması bir rahatsızlığa yol açar. Bunu engellemek için bir gruptan bir diğerine bir kaynak transferi yapılması gerektiğini savunurlar. Böylece mutlak bir eşitlik olmasa bile nispi bir eşitliğin sağlanabileceğini söylerler. Bu iki anlayışın kendini gösterdiği en önemli alanlardan biri vergilerdir. Liberallere göre düşük vergiler alınmalı, sosyal demokratlara göre ise daha çok kazananlardan daha fazla daha az kazananlardan ise daha az vergi alınmalı.

Özgürlük(Negatif Özgürlük – Pozitif Özgürlük): Liberaller negatif özgürlük anlayışını, sosyal demokratlar ise daha çok pozitif özgürlük anlayışını savunurlar. Negatif ve özgürlüklerden kasıt devletin müdahale kapsamıdır. Liberallere göre devlet özgürlükleri sağlasın ve onlara müdahale etmesin, sosyal demokratlara göre ise bu tek başına yeterli değildir. Özgürlüklerin kullanılması için bunu sağlayacak zeminin de kurulması gerekir. Bunun için de devletin buna müdahil olması gerekir. Negatif ve pozitif özgürlük kavramları özellikle 1800’lerde tartışma konusu olmuştur. Hatta liberaller arasında dahi tartışılmıştır. Hatta pozitif özgürlük anlayışını liberal bir demokrat olan Thomas Hill Green geliştirmiştir. Ona göre devlet asgari bir zemin hazırlamalıdır.

Toplumsal Düzen (Doğal Düzen – Planlanmış Düzen): Liberaller doğal düzenden yanadırlar. Toplumun evrimci bir yapıya sahip olduğunu söylerler. Planlamalar işe yaramaz. Burada devlet bu sürecin ilerlemesinin(doğal) sağlaması için kolaylaştırıcı metotlar uygulamalıdır. Doğal düzene müdahale eden uygulamaları devlet durdurmalıdır. Sosyal demokratlar ise planlanmış düzenden yanadırlar. Onlara göre insan akıllı bir varlıktır ve dolayısıyla kendisini ve geleceğini toplumsal yaşamını kurgulayabilir. Bu nedenle planlanmış bir düzeni savunurlar.

Özü itibariyle aslında her ikisi de liberal yaklaşımdır. Aralarında çok büyük bir fark söz konusu değildir. Her ikisi de liberal değerleri savunan yaklaşımlardır. Her ikisi de bu değerler üzerinde herhangi bir tartışma yapmazlar. Ama bu değerlerin nasıl topluma sirayet edeceğini bu değerlerin nasıl ulaştırılacağı konusunda birbirinden farklı metotları benimsemişlerdir. Bu metotlarda çok keskin farklılıklar barındıran metotlar değildir. Özellikle 1990’lı yıllardan sonra bu iki demokrasi arasındaki farkın giderek azaldığını görebiliyoruz. Birbirlerine daha da yaklaştıklarını görebiliyoruz.

Aradığınızı Aşağıdaki Arama Motoruna Yazabilirsiniz

%d blogcu bunu beğendi: