Borçlar Hukukunda “Kabul” Kavramı
  1. Ana Sayfa
  2. Borçlar Hukuku (Genel)

Borçlar Hukukunda “Kabul” Kavramı

Borçlar Hukukunda “Kabul”

Kabul, yapılan bir öneriye karşılık muhatap tarafından öneriyi yapana yöneltilen ve akdi öneriye uygun olarak meydana getirme arzusunu kesin olarak ifade edildiği irade beyanıdır.

Özellikleri:

  • Kabul mutlaka önerinin yöneltildiği şahıs tarafından yapılmalıdır. Kendisine öneri yöneltilmiş olmayan bir kimsenin beyanı kabul etmesi ancak yeni bir öneri oluşturabilir.
  • Muhatabın beyanı öneriyi kayıtsız-şartsız kabul etmelidir. Esaslı unsurlarda olmasa bile, evetin  dışında  ileri  sürülen  bir  ama  bu  beyanı  kabul  olmaktan  çıkarıp  yeni  bir  öneri haline

 

1. Kabul Beyanının Yapılış Tarzı

Kabul açık bir irade beyanıyla  yapılabileceği  gibi zımni olarak da yapılabilir. Zımni kabul iradeyi gösteren bir davranışla olabilir. Mesela sipariş edilen malın gönderilmesi bu şekildedir.

Kural olarak, susma hukukta bir irade beyanı değildir ve öneriye karşı bir cevap vermeyen (susan) muhatap öneriyi kabul etmiş sayılmaz. Hatta öneriyi yapan önerinin reddedildiği bildirilmezse muhatabı öneriyi kabul etmiş sayacağını öneri de belirtmiş olsa dahi sonuç değişmez. Zira kimse, kendi sebep olmadığı bir beyanı (soruyu) cevaplamakla yükümlü tutulamaz ilkesi vardır. Ancak TBK m. 6 hükmüne göre “Öneren, kanun veya işin özelliği  ya  da  durumun  gereği  açık  bir  kabulü  beklemek  zorunda  değilse,  öneri  uygun  bir sürede reddedilmediği takdirde, sözleşme kurulmuş sayılır”. Kanunen red cevabı vermek zorunluluğu varken muhatap susmuşsa bu davranış kabul teşkil eder ve sözleşme kurulmuş olur (örneğin TBK m. 503 hükmü). Ayrıca susan kişinin susmasının bir kabul beyanı sayılmasını bilmesi veya bilebilecek durumda olması halinde bu susma beyanı da bir kabul sayılmaktadır.

Kabulden önce veya kabulle birlikte öneriyi yapana kabulü geri alma beyanı ulaştırılmışsa ya da kabulden sonra öneriyi yapana ulaşmış geri alma beyanı kabulden önce öneriyi yapana tarafından öğrenilmişse, kabulden geri dönülmesi, yani kabulün geri alınması mümkündür [TBK m. 10(2)].

*Öneride bulunan veya muhatabın sonradan ölmesi veya ehliyetini kaybetmesi halinde, sözleşmenin taraflarının kişilikleri önemliyse, yani şahsen yerine getirilecek bir edim söz konusuysa bu durum öneri veya kabulün hükümsüz olmasına neden olur. Ancak malvarlıksal  bir  edim  söz  konusuysa  mirasçılar  bu  edimin  yerine  getirilmesinden  sorumlu olurlar. Borç ilişkisinin nisbi olması, bunun mirasçılara intikal etmesini engellemez.

Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

Yazar Hakkında