Borçlar Hukukunda İrade Beyanının Çeşitleri

İRADE BEYANININ ÇEŞİTLERİ

  • 1. Kullanılan araca göre: Doğrudan doğruya ve dolaylı irade beyanı
  • 2. Açık veya örtülü olmalarına göre: Açık ve örtülü irade beyanı
  • 3. Yazılı ve sözlü olmalarına göre: Yazılı ve sözlü irade beyanı
  • 4. Muhataba varması gerekip gerekmemesine göre: Varması gerekli ve gerekmeyen irade beyanı

Doğrudan doğruya irade beyanı:

Beyan sahibi ile muhatap yüz yüze, doğrudan bir bağlantı içinde olup iradenin beyan sahibi tarafından bildirilmesi ile muhatap tarafından öğrenilmesi aynı zamana rastlamaktadır. Hazırlar arasında beyan da denir. Beyan, bir aracı vasıtasıyla yapılmamaktadır. Normal konuşmalar, telefon konuşmaları, görüntülü internet konuşmaları doğrudan irade beyanlarıdır.

Dolaylı irade beyanı:

Beyan sahibinin beyanı değil de bu beyanın doğurduğu olaylar muhatabın bilgisine ulaşır ve muhatap bundan az çok beyan sahibinin işlem iradesini çıkartabilir, anlayabilirse, bu beyana dolaylı beyan denir.

Hazır olmayan kişiler arasındaki irade beyanıdır. Beyanın yapılmasıyla bunun muhatap tarafından öğrenilmesi arasında bir aracı bulunmaktadır. İradenin beyan edilmesiyle bunun muhatap tarafından öğrenilmesi arasında az veya çok zaman farkı bulunmaktadır. Bir kişi, telgraf, faks, ses bandı, gazete, radyo, tv ilanı, e-mail, sms mesajı olabilir. Beyan sahibi adına üçüncü bir kişinin yazdığı mektup dolaylı irade beyanı aracı olarak düşünülebilir.

Açık irade beyanı:

Beyanın anlam ve konusu hiçbir yoruma ve karışıklığa meydan vermeyecek şekilde beyan araçlarından anlaşılıyorsa bu, açık irade beyanıdır.

Örtülü irade beyanı:

Dar veya gerçek anlamda örtülü irade beyanı pasif bir davranıştan, bir susmadan ibarettir. Susmanın örtülü irade beyanı olarak nitelendirilebilmesi için sözleşmede susmanın açık bir irade beyanı sayılacağı kararlaştırılmamış olmalıdır. Sözleşmede kararlaştırılan susma açık bir irade beyanı sayılır. Aslında susma bir irade beyanı, özellikle bir kabul beyanı olarak kabul edilemez. Ancak kanun, dürüstlük kuralı, işin özelliği veya durumun gereği bazı hallerde susmaya hukuki bir sonuç bağlanabilir.

Geniş anlamda örtülü irade beyanı, iradenin varlığını gösteren dav ranışı ifade eder. Bu anlamda açık olmayan her türlü irade beyanı, örtülü irade beyanıdır.

Örtülü irade beyanlarında beyan sahibinin davranışı, işlem iradesini dolaylı ifade eder. Örtülü irade beyanlarındaki beyan araçları eksik veya kapalı, muğlâk sözler olabileceği gibi, maddi fiiller de olabilir.

TBK bazı hallerde susmayı, örtülü bir irade beyanı saymaktadır. Bağışlamada karşı taraf susmuşsa, avukata yapılan vekâlet önerisi avukat tarafından derhal reddedilmemişse susma örtülü kabul beyanıdır. Örtülü irade beyanı maddi bir fiil ve hareketler şeklinde de ortaya çıkabilir.

İradeyi gösteren bazı tip davranışlar, özellikle Alman hukukunda sosyal tipte davranış teorisinin doğmasına yol açmıştır. Bu teori, işlem iradesinden bağımsız, sırf fiili bir davranışla da bir sözleşmenin kurulabileceğini, böylece irade beyanı olmaksızın da hukuki işlemin meydana gelebileceğini savunmaktadır. Türk hukuku yönünden bu görüş reddedilmelidir. Zira kabul irade beyanı, öneri irade beyanına uygun olmadıkça, sözleşme kurulamaz. Kabul bir irade beyanı olmalıdır, sırf fiili bir davranış kabul olarak nitelendirilemez.

Susmanın kabul beyanı sayıldığı bir diğer hal de teyit mektubudur. Teyit mektubu yazılı bir irade beyanı olup bununla beyan sahibi muhataba mektupta konu ve unsurları belirtilen sözlü bir sözleşmeyi kurmuş olduklarını bildirir. Ticari hayatta teyit mektubuna 8 gün içinde itiraz edilmemesi, yani susma, kanun gereği kabul irade beyanı sayılmaktadır. Teyit mektubu yazılı bir ispat aracı olup hukuki niteliği itibariyle ilke olarak bildirici niteliktedir.

Örtülü irade beyanını irade faaliyetinden ayırmak gerekir. İrade faaliyetinde işlemi yapan kimse, sonuç (işlem) iradesini söz, yazı, işaret veya hareket ve fiillerle muhataba bildirme iradesine sahip değildir. İrade faaliyetinde beyan iradesi mevcut değildir, burada irade beyan edilmez, doğrudan icra edilir. Oysa örtülü irade beyanlarında beyan iradesi mevcut olup beyan sahibi, eksik de olsa söz, yazı veya işaret, susma ya da maddi fiillerle işlem iradesini muhataba bildirmek ister.

Yazılı irade beyanı: Cisimlendirilmiş irade beyanları denir.

Sözlü irade beyanı: Cismani olmayan irade beyanları denir.

Varması gerekmeyen irade beyanı:

Varması gerekli olmayan irade beyanlarında irade beyanı yapılmakla, hukuken etkili olur, sonuçlarını doğurur. Bunun ayrıca muhataba varması gerekli değildir.

Sadece bazı tek taraflı hukuki işlemlerde mevcut olup, orada da istisnayı oluşturur. Vasiyetname, vakıf kurma beyanı, ilan yoluyla söz verme gibi.

Varması gerekli olmayan irade beyanlarının bir kişiye yöneltilmesi gerekir. Zira hukukta hiçbir kimseye yöneltilmeyen bir irade beyanı söz konusu olamaz. Buradaki yöneltme somut bir yöneltme değildir. Bazen yöneltme belirli bir kişiye de yapılmaz, ilan yoluyla söz vermede durum böyledir.

Varması gerekli irade beyanı:

İradenin beyan edilmesi beyan sahibinin, beyanın varması muhatabın hukuk alanını ilgilendirir. Çok taraflı hukuki işlemlerle bir taraflı hukuki işlemlerin birçoğunda irade beyanının etkili olması, istenilen hukuki sonuçları doğurması için, bunun belirli bir veya birden fazla muhataba somut olarak, fiilen yöneltilmiş ve onun hukuki alanına varmış olması gereklidir, muhataba varması koşuluna bağlıdır.

Hazırlar arasında;

Sözlü irade beyanı sözlü ifade edildiği anda muhatap tarafından duyulmuş ve öğrenilmiş sayılır. Sözlü beyanlarda beyanın yapıldığı an ile muhataba vardığı an, aynı andır. Beyan sahibi iradesini tam olarak açıklamış ve şartlar da muhatabın bu beyanı doğru olarak anladığını kabule elverişli ise, beyan, muhatap bunu anlamasa bile varmış sayılır.

Hazırlar arasında yazılı irade beyanının vardığı an, beyanın içerdiği şeyin (mektup, belge, senet) muhataba veya muhataba ait bir yere veya kimseye verildiği, teslim edildiği andır. Muhatap, bu andan itibaren olayların normal akışına göre her an beyanı öğrenme imkânına sahiptir. Ancak beyan, muhataba öğrenme imkânını verecek bir şekilde teslim edilmelidir. Gizlice bırakılan beyan varmış sayılmaz.

Hazır olmayanlar arasında;

Sözlü beyanlar hazır olmayanlar atasında da olabilir. Muhatap, haberci aracılığıyla beyanı kabul ediyorsa beyan haberciye ulaşır ulaşmaz, muhataba da ulaşmış sayılır. Habercini ayrıca muhataba, irade beyanını nakletmesi, beyanın ulaşmış sayılması yönünden gerekli değildir. Sözlü beyanlarda yazılı beyanlara oranla haberci yönünden daha titiz davranmak gerekir. Bir kişini sözlü beyanlarda kabul habercisi sayılabilmesi için bunun iş hayatındaki telakkilere göre, haberi muhataba iletmeye ehil ve elverişli olması (sekreter, ev hanımı, çocukları gibi) gerekir.

Yazılı beyanlarda varma anı, beyanın muhatabın hukuk, yani hâkimiyet alanına vardığı andır.

Muhatabın, kendisine yöneltilmiş bir beyanın içeriğini öğrenebilecek durumda olması, beyanın hâkimiyet alanına ulaşması demektir. Varmadan amaç, muhatabın söz konusu beyanı fiilen öğrenmesi demek değildir. İktidar alanına ulaşmış bir beyanı her zaman öğrenme imkânı varken muhatap bunu öğrenmemişse, bunun sonucuna katlanmak zorunda olup risk ve sorumluluk kendisine aittir. Yazılı bir irade beyanını içeren mektubun posta kutusuna atılması veya yetkili bir yardımcısına (eşine, sekreterine) teslim edilmesi yahut işyerinde masasının üzerine konulması halinde söz konusu beyan muhataba ulaşmış sayılır. Süreye bağlı beyanlarda sürenin geçip geçmediği varma anına göre hesaplanmalıdır. Muhatap, iktidar alanına ulaşan irade beyanını hastalığı, seyahatte olması, sarhoşluğu, okuma yazma bilmemesi gibi sebeplerle fiilen öğrenmese bile, beyan sonuçlarını doğurur.

Muhatabın irade beyanını kabulden kaçınması veya beyanın hâkimiyet alanına ulaşmasını geciktirmesi ya da engellemesi mümkündür. Beyanı kabulden kaçınmada muhatap haklı sebeplere dayanmaktaysa beyan ulaşmamış sayılır, haksız ise beyan hâkimiyet alanına ulaşmış sayılmalıdır. Beyanın ulaşması muhatap tarafından engellenmiş ve bu engellemeye karşı, beyan sahibi beyanın muhataba ulaşması için kendisine düşen her türlü tedbiri almışsa, burada da muhatap beyanı vaktinde öğrenmiş sayılmalıdır.

Aradığınızı Aşağıdaki Arama Motoruna Yazabilirsiniz

%d blogcu bunu beğendi: