1. Ana Sayfa
  2. Hukuk Kültür

Sebepsiz Zenginleşme Bakımından Sebepten Soyutluk İlkesinin Önemi

Sebepsiz Zenginleşme Bakımından Sebepten Soyutluk İlkesinin Önemi
+ -

Sebepsiz Zenginleşme Bakımından Sebepten Soyutluk İlkesinin Önemi

Sebepsiz zenginleşmeye ilişkin hükümlerin uygulama alanının belirlenmesinde borçlandırıcı işlemin tasarruf işlemine bağlı olup olmadığı meselesi önem taşır. Hukukumuz bakımından  taşınmazlarda  tescilin  sebebe  bağlı  olduğu  açıkça  belirtilmiş olmasına  rağmen (MK  m.  716), taşınırlar bakımından durum oldukça  tartışmalıdır.  Bir görüşe  göre,  geçersiz borcun  ifasını  sağlayan tasarruf işlemi de, temeldeki borç ilişkisi geçersiz  olduğundan geçersiz  sayılmalıdır. Bu görüş “sebebe  bağlılık” görüşüdür. Soyutluk  görüşü  olarak  anılan diğer bir görüş ise, tasarruf  işleminin kendisini etkileyen bir geçersizlik sebebi söz konusu olmadıkça, borçlandırıcı işlem geçersiz de olsa, tasarruf işleminin geçerli olacağını belirtmektedir.

Bu iki görüşten birinin tercihi sonuçları itibariyle önemli farklar yaratır. Örneğin; A ayırt  etme  gücü  bulunmadığı  bir  esnada  B  ile  bir  satım  sözleşmesi  yapmışsa  bu  satım sözleşmesi  geçersiz  olacaktır.  Daha  sonradan  A’nın  ayırt  etme  gücüne  sahip  olması ve  bu borcu ifa etmesi gerektiğine inanması dolayısıyla B’ye malı teslim etmesi halinde, edim sebepsiz  sayılacak  soyutluk  görüşü  uyarınca mülkiyet  karşı  tarafa  geçmiş olacaktır.  Bu durumda  iade  talebi  sebepsiz  zenginleşme  hükümlerine  göre  gerçekleşir. Ancak  sebebe bağlılık  görüşü  benimsenirse  mülkiyet  karşı  tarafa  geçmemiş olacağından  A’nın  talebi mülkiyet hakkına ve dolayısıyla istihkak talebine dayanır. Katıldığımız fikre göre taşınırlarda, taşınmazlardan  farklı olarak açık bir düzenleme getirilmemiş  olması  sebepten  soyutluk görüşünün benimsenmesini gerektirir.

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.



Yazar Hakkında