AB Hukukunun Üye Devlet Hukukuna Üstünlüğü

AB Hukukunun üstünlüğü (Önceliği)

-Adalet Divanı, Costa/E.N.E.L kararında, birlik hukukuyla ulusal hukukun çatışması halinde, Birlik hukukunun esas alınacağına hükmetmiştir. AB hukukunun üstünlüğü, kendisiyle çatışan iç hukuk kurallarının uygulanmasını durdurma anlamına gelir.

-Kabul edilip  yürürlüğe konulan Topluluk hukuk normu, daha sonra bu normla bağdaşmayan bir iç hukuk normunun kabulünü önleyici etki yaratır.

-Bu prensip, tüm üye devletlerde hukuk alanında uygulama birliğini oluşturmayı da amaçlar. Üstünlük prensibi, AB kurallarının bağlayıcı ve doğrudan uygulanır niteliğiyle de ilişkilidir.

-Birlik hukuku, bununla bağdaşmayan norm anayasa kuralı bile olsa, AB hukukuna üstünlük tanınır.

Sonuçları:

-Simmenthal kararında, Topluluk kurallarının, yürürlüğe girdikleri andan itibaren ve yürürlükte oldukları süre içinde, bütün üye devletlerde yeknesak bir şekilde etkilerini tam olarak göstermeleri gerektiği belirtilmiştir.

-AB Normundan önce var olan ve AB normuyla uyuşmayan iç hukuk normu, AB normuyla birlikte uygulanmaz hale gelmektedir.

-AB normundan sonra ortaya çıkan, AB normuyla çatışan iç hukuk normunun, yasal bir etkinlik kazanması, topluluk hukuku tarafından engellenmektedir.

-Yani, Birlik normlarıyla çatışan yeni ulusal hukuk kuralları ortaya çıkarılamaz; Birlik kurallarıyla uyumlu olmayan önceki ulusal hukuk normları kendiliğinden uygulanmaz hale gelmektedir.

-AB hukukunun uygulayıcısı olarak ulusal yargıç, AB hukuku normlarına tam etkililiği sağlamak için ulusal normları bir kenara bırakmakla yükümlüdür.

Factortame kararında ise, Divan, AT hukukuna aykırı ulusal normun yalnızca göz ardı edilmesi değil, ulusal mahkemenin yürütmeyi durdurma kararı verebileceğini ve iç hukukta bunu engelleyen bir yasanın bulunması durumunda da bu yasanın uygulanmaması gerektiğini belirtmiştir.

-AB’nin getirdiği dürüst işbirliği prensibi, ulusal mahkemelerin, bireylerin AB Hukukundan kaynaklanan haklarını korumaları gerektiğine dayanır.

-AB hukukundan kaynaklanan hakların korunması ve zararların telafisi, Divanın ilkeleri ışığında ulusal mahkemeler aracılığıyla sağlanmaktadır.

-Birlik hukukundan kaynaklanan hak ve menfaatlerin, ulusal düzeydeki yargısal başvuru imkanlarının kullanılarak korunmasına, ulusal hukukun özerkliği ilkesi denir. Yani, davada uygulanacak usul ve sonuçta verilecek hukuki korumasına, üye devletin mahkemesi karar verir.

-Bireyler, iç hukuktaki mevcut hukuki korumadan, Birlik normları söz konusu olduğu zaman da herhangi bir özel düzenlemeye gerek olmaksızın yararlanma olanağına sahip kılınmışlardır.

-Divan, ulusal hukuk düzeni özerkliğinin çerçevesini iki ilkeyle açıklar:

  • Denge İlkesi: Birlik hukukundan kaynaklanan davalar, benzer içerikteki ulusal hukuk davalarına oranla daha ağır usul koşullarına bağlanamaz.
  • Etkililik İlkesi: Ulusal hukukun usule ilişkin kuralları, Birlik hukukundan kaynaklanan hak ve menfaatlerin kullanımını uygulamada daha zor veya imkansız hale

Aradığınızı Aşağıdaki Arama Motoruna Yazabilirsiniz

%d blogcu bunu beğendi: