Ticari İşletme Pratik Çalışması-1

Ticari İşletme Hukuku Pratik Çalışması-1

OLAY

Birlikte bir restoran işletmeye karar veren dört arkadaş, restoranın Serdivan’ın yeni gelişmekte olan caddesi üzerinde bulunan (A)’ya ait taşınmazda kurulması, restoranın masa ve sandalyeleri ile diğer iç dekorasyon malzemelerinin alımı amacıyla 100.000 TL paranın (B) tarafından verilmesi, yemek malzemelerinin taşınması için (C)’nin aracının kullanılması ve restoranın yönetiminin (D) tarafından üstlenilmesi konusunda sözlü olarak anlaşmışlardır. Taraflar ayrıca (D)’nin zarara katılmamasını da uygun görmüşlerdir. (A) derhal taşınmazdaki binanın tadilatı konusunda ortaklık adına ve hesabına bir inşaat şirketi ile anlaşmıştır. Bu anlaşmada tadilat bedeli 120.000 TL olarak kararlaştırılmış, bu arada (B) bedelin fahiş olduğunu iddia ederek bu işleme itiraz etmiştir.

Restoran faaliyete geçtikten sonra, ilk yıl için bilançoyu düzenleyen (D), elde edilen 300.000 TL’lik net kârı ortaklara eşit olarak paylaştırmıştır. Bunun üzerine (A) iktisadi değer olarak en büyük sermayeyi kendisinin getirdiğini ileri sürerek, kâr paylarının her ortağın katılım payı ölçüsünde dağıtılması gerektiğini ileri sürmüştür.

Restoran işletmesinin üçüncü yılında (D) vefat etmiş, oğlu (E) ise (A) ve (B)’ye bundan sonra ortaklık ilişkisinde babasının yerini alacağını bildirmiştir.

Bu arada bu sektörü yeterince tanımadığı için tek başına bu işe girişmeye cesaret edemeyen (E)’nin arkadaşı (F), (E)’den ortaklıklarına kendisinin de alınması için diğer ortakları ikna etmesini istemiş, kriz sonrası dönemde sermaye sıkıntısı yaşayabileceklerini öngören (A), (B) ve (C) de (F)’nin bu teklifine sıcak bakmış ve böylece (F) ortaklığa dahil edilmiştir. (F) bir süre sonra kendisinin ortaklığa katılmasından önce satın alınan iç dekorasyon malzemelerinin bedelinin tahsili için açılan davada davalılar arasında gösterildiği bir tebligat almıştır.

İlerleyen zamanlarda (F)’nin asıl amacının sektörü tanıdıktan ve yeterli çevre edindikten sonra kendi restoranını açmak olduğunu öğrenen diğer ortaklar, bu duruma sinirlenerek (F)’nin ortaklıktan ihracına karar vermişlerdir.

 

1.(A), (B), (C) ve (D) arasındaki anlaşma şeklen geçerli midir? Geçerli ise kurulan hukuki ilişkinin niteliğini değerlendiriniz.

Restoranın masa ve sandalye ile diğer iç dekorasyon malzemelerini alınma amacı ile 100.000 TL B tarafından nakdi bir sermaye getiriliyor.

Yemek malzemelerin taşınması için C aracının kullanılmasını sermaye olarak koyuyor. Ardından D emeğini sermaye olarak koyuyor, restoranı ben yöneteceğim diyerek. Dört farklı sermaye türü var.

Adi ortaklığın tüzel kişiliği yoktur. Herhangi bir izne yahut tescile tabii değildir. Bu adi ortaklığı diğer şirket türlerinden ayıran bir unsurdur.

Tam olarak bu olayda olduğu gibi mavi durağa indiğimizde buradaki restoranların çoğu bir adi ortaklık tarafından işletilmektedir.

Siz bir arkadaşınızla restoran işletmeye başlasanız, bu bir adi ortaklıktır. Kurban bayramına yakın altı kişi bir danaya girse bu bir adi ortaklıktır. Bu nedenle zaten borçlar kanununda düzenlenmiştir

Bir topluluğun adi ortaklık sayılabilmesi için illede bir ticari işletme işletmesine gerek yoktur örnekteki gibi.

Biz adi ortaklığın bir ticari işletme işlettiği ihtimalini inceliyoruz, dersimiz ticaret hukuku olduğundan.

*Konsorsiyum nedir? Burada iki şirket birleşirler, iki ya da daha fazla da olabilir. Bunlar gerçek yahu tüzel kişi dahi olabilir, genelde tüzel kişilerdir, büyük şirketlerdir. Örneğin doğuş, İhaleye beraber girerler. Girerken derler ki sen yolu açacaksın ben de rayı döşeyeceğim sinyalizasyon işlemlerini yapacağım. İşleri bölüştüler, bu durumda bir konsorsiyum ortaya çıkmıştır.

Adi ortaklığın kaç tane unsuru vardır? Beş, amaç ve konuyu ayırıp altı tane de diyebilirsiniz.

Nedir bunlar? Kişi unsuru, en az iki kişi olması gerekiyor. Sermaye şirketlerinde yani anonim ve limited şirketler bir kişi ile kurulabilir, kooperatiflerin en az yedi kişi ile kurulması gerekir. Adi ortaklık iki kişi gerektirir.

Ortak amaç, ortak bir gayedir.

Sözleşme olması gerekiyor. Adi ortaklık sözleşmesi şekle tâbi değildir. Az önce burada bir görüş farklılığı oldu demekki bunun bir istisnası var. Nedir bu istisna? Bir taşınmazın sermaye olarak getirilmesi, motorlu aracın, markanın, telif hakkının.. Bunların bütününün ortak gayesi nedir? Bu getirilen unsurların kendi içerisinde devrinin şekle tabi olması. Siz bir kitap yazdınız, bu kitap üzerindeki telif aklınız devretmek istiyorsanız bunu fikir ve sanat eserleri kanunu uyarınca yazılı yapmak zorundasınız, başka türlü devriniz geçerli olmaz. Eğer bir taşınmazınızın mülkiyetini devretmek istiyorsanız nasıl yapıyorsunuz? Tapuda gerçekleştiriyorsunuz.

İşte bunların devri eğer, bunların mülkiyeti sermaye olarak konulmuş ise bu şekillere uyulmak zorunda. Sadece bu madde mi yoksa bütün sözleşme mi yazılı olmalı? Bu konuda yargıtayın farklı yönde kararları var.

Bunun yanısıra önemli bir husus daha var. Senetle ispat kuralını gördünüz mü? Bir hukuki ilişki senede bağlı ise bu alacalı parasal değeri bugün itibari ile 3660 TL’yi aşıyor ise senetle ispatlamak zorundasınız.

Adi ortaklık ilişkisinde eğer karlar dağıtılıyor ise bir problem yok ama uyuşmazlık olduğunda bu uyuşmazlık para alacağını içerir ise o zaman siz bu hukuki ilişkiyi senetle ispatlama zorundasınız.

Sermaye konusunda çok büyük farklılık var. D emeğini sermaye olarak koymuş, ben anonim şirketin ortağı olarak şunu söyleyebilir miyim: ben bu şirketin yönetimini tek başıma üstleniyorum, benim sermayem bu diyebilir miyim? Hayır diyemem. Neden? Çünkü emek, anonim şirkete sermaye olarak konulamaz.

Ticari itibar anonim şirkete sermaye olarak konulamaz. Çünkü bunlar sermaye şirketidir ve para gereklidir. Ancak adi ortaklıkta böyle değildir, emek ve ticari itibar sermaye olarak konulabilir.

Örneğin Sakarya’da Mahmut Serbes diye biri var. Her yerde reklamları var, isimleri geçiyor. Döviz büroları, kuyumcuları var. Demek ki Sakarya halkı bunlara güveniyor, bu adamları seviyor. Mahmut Serbes tabi hayattaysa yahut oğlu Mavi durakta bir kafe açalım ‘Serbes Cafe’. Orayı beraber işletelim, size adımı veriyorum artık gerisi beni ilgilendirmez, bazı işlerinizde de aracılık yaparım sonuçta bu halkı tanıyorum, ben hallederim buradaki işleri diyebilir mi? Kar alabilir mi? Alabilir. Adi ortaklık olduğu için bunu Serbes ailesi gerçekleştirebilir.

Olayda getirilen sermayeyi inceleyelim ve bu sözleşme yazılı şekle tabi mi değil mi bunu tespit edelim. Az önce bilgi verdik dedik ki bir taşınmazın mülkiyeti yahut motorlu aracın mülkiyeti, telif hakkı, sınai mülkiyet hakkı sermaye olarak getiriliyorsa sözleşme şekle tâbi yapılmak zorundadır dedik. Olayda şekle tâbi midir?

Ben size kendi görüşümü söyleyeyim. İki türlü de yorumlanabilir. Burada aracın kullanılmasını bıraktığı için bunu tartışmamıza gerek yok çünkü açıkça aracın kullanılmasını sermaye olarak getirdiğini belirtmiş. Eğer adi ortaklık ilişkisi kurulurken bir malın kullanılması bırakılıyorsa burada kıyasen kira hükümleri uygulanır.

Ahmet diyor ki bu restoranın kendisine ait taşınmazda kurulması.. Burada mülkiyetin devrinden bahsediliyor mu? Mülkiyetini getirmiştir diyor mu? Taşınmazını sermaye olarak koyuyor diyor mu? Ya da kendine ait arsa üzerinde bir inşaat yapılıyor ve bu ikisine birden ait oluyor mu? Orada bu sebepten dolayı biz şekil şartı aramıştık. Burada mülkiyetin devrinden bahsedilmiyor ancak önemlidir: Eğer bir şüphe varsa yani sözleşmeyi okuduğumuzda net bir şekilde o malın kullanılması mı sermaye olarak getiriliyor yoksa mülkiyetinin devri mi sermaye olarak getiriliyor biz anlamıyorsak bu durumda mülkiyetinin devredildiği kabul edilmelidir. Bu nedenle tek bir doğru cevap yok, sizin gerekçelerinize bağlı olarak değişir.

2.(C)’nin sermaye olarak sahibi olduğu aracın –mülkiyetini devretmeksizin- kullanımını bırakması mümkün müdür?

Bunun aslında cevabını zaten vermiş olduk. Taşınırların ve taşınmazların kullanım hakları sermaye payı olarak getirilebilir.

Burada şimdi olaya baktığımızda biri emeğini koyuyor, bir taşınmazının kullanılmasına izin veriyor, diğer orada diyor ki benim de arabamı kullanabilirsin. Bunlar eşit mi? Taraflar arasında ayrı bir düzenleme yoksa katılım payları eşit olmak zorundadır ancak taraflar bu şekilde daha farklı düzenlemelere gidebilirler.

3.(D)’nin zarara katılmaması yolundaki sözleşme hükmü geçerli midir? Neden?

Taraflar ayrıca D’nin zarara katılmamasını da uygun bulmuştur. Taraflar bunu uygun bulabilir mi?

MADDE 623- Sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa, her ortağın kazanç ve zarardaki payı, katılım payının değerine ve niteliğine bakılmaksızın eşittir.

 Sözleşmede ortakların kazanç veya zarara katılım paylarından biri belirlenmişse bu belirleme, diğerindeki payı da ifade eder.

 Bir ortağın zarara katılmaksızın yalnız kazanca katılacağına ilişkin anlaşma, ancak katılma payı olarak yalnızca emeğini koymuş olan ortak için geçerlidir.

İkinci fıkra da şunu söylüyor: zarar veya kara dair bir anlaşma yapıldıysa yani elde edilen karın %10’u Emine’ye verilecek deniyorsa zararın da %10’unu Emine karşılamak zorunda. Bunun bir sınırı var mıdır? ASLAN PAYI. Aslan payına karar verilmesi mümkün değildir. Neden? Dürüstlük kuralı. Buna her somut olayda, olaydaki unsurlara göre karar vermemiz gerekiyor. Bazı durumlarda %70 bile aslan payı teşkil edebilir. Sermaye bakacaksınız, aralarındaki anlaşma dürüstlük kuralına uygun mu. Buna göre karar vereceksiniz.

4.Ortakların yakın arkadaşlarından biri olup, devlet memuru olduğu için başlangıçta bu işte yer almayı düşünmeyen (S), daha sonra birikimini nakdi sermaye olarak bu işte değerlendirmek isterse, taraflar arasındaki hukuki ilişkide bir değişiklik olacak mıdır?

Ortakların yakın arkadaşlarından biri olup devlet memuru olduğu için başlangıçta bu işte yer almayı düşünmeyen S daha sonra birikimini de nakdi sermaye olarak bu işte değerlendirmek istese taraflar arasındaki hukuki ilişkide bir değişiklik olacak mıdır? Devlet memurlarının ticaretle uğraşma yasağı vardır. Soruşturma açılır, disiplin cezası verilir. Ama baktım ki parası iyi bu olaya nasıl dahil olabilirim devlet memuru olarak? Adi ortaklık şirket türleri içerisinde şahıs unsurunun en baskın olduğu ortaklıktır. Kollektif ve komandit şirketler göreceksiniz her ikisi de şahıs şirketlerdir bunlarda da ortaklar arasındaki güven çok önemlidir. Ben birlikte yola çıktığım kişiyi tanımak zorundayım. Neden? Eğer hukukta böyle bir düzenleme varsa aslında bu işin sonu sorumluluğa dayanır. Ortaklar şirketin borçlarından dolayı birinci dereceden, müteselsil ve sınırsız sorumlular. Yani burada bir iş ters giderse benim çocuğum kendi rızkından olacak. Bu nedenle benim kiminle yola çıktığım çok önemli.

Kollektif şirkete geldiğinizde yine bunun yansımasını göreceksiniz, ortaklar arasındaki güven ilişkisi yine çok önemlidir. Neden? Çünkü orada ikinci dereceden ama yine müteselsil ve sınırsız sorumluluk vardır. İkinci derece dedik, ilk önce ortaklığa gidilir. Ama yine de ortağın kapısını çalabilirler.

Komandit şirkete gelirsiniz. Komandit şirket de ikidir ortak vardır: komandit ve komanditer. Her ikisi için durum farklıdır.

Anonim şirkete gelirsiniz, ortağın kapısını kimse çalamaz şirketin borcundan dolayı.

Adi ortaklıkta yeni bir ortağın gelmesini istiyorsak ortaklık ilişkisine dahil olmasını istiyorsak diğer bütün ortakların rızası gerekir, o adam yanlış bir iş yaparsa ucuz bize dokunacağı için.

Anonim ortaklığa baktığımızda ortağın şirket borcundan dolayı asla sorumluluğu yoktur, taraflar bunu kararlaştıramazlar. Anonim şirketin payını borsada alıp satabilirsiniz.

Yönetim ve temsil yetkisi bazı ortaklara bırakılmış olabilir. Yönetici olsun olmasın diğer bütün ortakların izni şarttır. Yani ben öyle kapıyı çalıp da Recep sen o restorandan çıkmak istiyordun zaten payını bana sat. Hayır bunu yapamayız bu sadece anonim şirkette olur. Diğer ortakların bana onay vermesi gerekir. Ben Recep ile aramdaki anlaşmayı diğer ortaklara karşı ileri süremem. Hala kar, zarar vs özen yükümlülüğü, rekabet yasağı her şey görünüşte bu şekildedir. Recep ile benim aramda ki anlaşma ayrı bir anlaşma olmuştur. Recep oradan çağrı alır bana verir, zarar verir ben katılmak zorunda kalırım ama diğer ortakların benden haberi yoktur. Bu nedenle kısmi geçersizlik ortaklığa karşı hüküm ifade etmez, taraflar arasında geçerliliğini sürdürür ve dışarıya karşı ben ortak olarak görünmem. İşime gelir mi bu? Gelir çünkü ben devlet memuruyum. Devlet memurları bu yöntemi kullanırlar.

Adi ortaklıkta da ortaklar ticaret siciline tescil olurlar. İşte bu yüzden ALT KATILIM devlet memurları için, muvazaalı işlem için bir yoldur.

Alt katılım ile ben defterleri inceleyemem, kardan pay alamam ancak dolaylı yol ile Recep’ten alabilirim. Yönetimde karar veremem, zaten ortaklık işlerine ben karışamam alt katılımla.

Örn: Recep benim varlığımı söylemiyor, arkadaşına yalan söylüyor. Arkadaşları da beni hiç istemiyorlar. Ama Recep bir şekilde beni dahil etmiş kendi aramızda döndürüyoruz. Arkadaşlar öğrendi Recep’e karşı güvenleri sarsıldı mı? Sarsıldı. Adi ortaklığı feshedebilirler mi? Edebilirler.

*Bir kişi tacir sıfatını ticari işletmeyi işletmeye başladığı anda yahut ticaret siciline tescil edildiği anda kazanır. Adi ortaklık noktasında düşündüğümüzde adi ortaklık burada bir restoran işletiyor. Biz bu restorana ticaret siciline tescil ediyoruz ancak adi ortaklık için ayrı bir düzenleme var. Her bir ortak ayrı ayrı tescil edilmek zorundadır. Neden? Çünkü adi ortaklığın bir tüzel kişiliği olmadığı için onu sanki bir kişi gibi oraya tescil ederiz. Üçümüzün arasında bir ortaklık varsa her birimizin tek tek tescil edilmesi gerekir.

5.(A)’nın ortaklığı temsil yetkisi bulunup bulunmadığını ve bu bağlamda restoranın faaliyette bulunacağı taşınmazın tadilatı amacıyla yaptığı anlaşmanın geçerli olup olmadığını, bu anlaşmadan kimin/kimlerin sorumlu olacağını açıklayınız.

Bir kişiye yönetim yetkisi verilirse bunun aksi ayrıca düzenlenmedikçe bu kişiye de temsil yetkisinin verildiği kabul edilir. Biz burada D’ye yönetim yetkisi vermişiz, restoranı yönetecek. Bu durumda ona restoranın yönetilmesi kapsamında temsil yetkisini de vermiş sayılıyor muyuz? Evet. Eğer ki biz adi ortaklık sözleşmemizde yönetim ve temsil yetkisini belirli ortaklara vermediysek kimdedir bu yetki? Diğer bütün ortaklarda. Üç kişi de yöneticidir üç kişi de temsilcidir ama şunu derlerse ki restoranı Recep yönetsin. Bu durumda yönetim ve temsil yetkisi sadece Recep’e aittir. Burada önemli bir nokta yönetim ve temsil yetkisi sadece olağan işler içindir. Peki hangi iş olağan iştir? Hangi iş olağanüstü iştir? Bunun ayrımını kanun koyucu yapmış mı? Adi ortaklık bakımından yapmamış. Ne bakımından yapmış? Kollektif ortak bakımından yahut vekalet bakımından yapmış.

Doktrinde üç ayrı görüş var. Biri diyor ki vekalete ilişkin ayrımı kıyasen uygulayalım. İkincisi diyor ki kollektif ve ilişkin ayrımı uygulayalım. Üçüncüsü diyor ki duran mal varlığına ilişkin işlemler olağanüstüdür dönen mal varlığına ilişkin işlemler ise olağan işlemlerdir diyelim bitsin.

Siz karşınızda böyle bir olay çıktığında hangisi müvekkiliniz için uygunsa onu uygulayın.

Aradaki fark nedir? Vekil kambiyo senedi düzenleyebilir mi? Özel yetki gerekir ancak eğer biz burada vekalete ilişkin hükümleri kıyasen uygularsak yönetici ortak kambiyo senedi düzenleyebilir mi? Hayır. Eğer vekalete ilişkin hükümleri olağan iş olağanüstü iş ayrımını burada kıyasen uygularsak adi ortaklıktaki temsilci kambiyo senedi düzenleyemez deriz. Neden? Çünkü vekalette bu işlemler için özel yetki gerekir. Ancak kollektif şirkete ilişkin hükümleri burada kıyasen uygularsak orada temsilci kambiyo senedi düzenleyebilir. Taraflar arasındaki sözleşme ile bu olağan bu olağanüstü iş diyerek ayrıma gidebilirler.

Karşınıza bir olay geldi. Bu olağan iş mi olağanüstü iş mi nasıl ayıracağız? Somut olayın özelliğine göre ayıracağız. Burada olağanüstü bir iş vardır. Neden? İvazdan dolayı. 120.000 TL yüksek bir rakam Bu nedenle olağanüstü iş vardır. Olağanüstü iş nasıl yapılır? Temsilci bunu tek başına yapabilir mi? Yapamaz, diğer bütün ortakların oybirliği gerekir. Kaldı ki burada işlemi yapan temsilci midir? Değildir. Neden? Yönetim yetkisinin D’ye vermiştik. Yönetim yetkisini verdiğimize göre temsil yetkisini de vermiş sayılıyoruz. Ayrıca düzenlemediysek D bizim temsilcimiz.

Bu işlemin sonucu nedir? Burada bir yetkisiz işlem var. Siz geçen sene yetkisiz temsilci gördünüz. Tevzi yetkisinin aşılması yahut hiç temsil yetkisi verilmemiş bir kişinin yetkili olmadığı alanda işlem yapması halinde borçlar kanununun yetkisiz temsil hükümlerine gidiyoruz. Eğer temsilci yetkisiz bir işlem yaptıysa, yetkisiz temsil usulü ile bir sözleşme yaptıysa bu işlem geçerli mi? Onay verirsem geçerli. Onay verirsem kimi bağlıyor? Beni. Onay vermezsem? İşlem geçersiz olur. Sonra işlemin karşı tarafı yetkisiz temsilci olan arkadaşımızdan tazminat isteyebilir. İşte biz bu kuralı ticaret hukukunda her zaman uygulayamıyoruz hatta neredeyse hiçbir zaman uygulamıyoruz.

Neden biz borçlar kanununun bu düzenlemesine gidemiyoruz ticaret hukukunda? Buradaki ayrılmanın temel sebebi ticaret hukukundaki işlem güvenliğinin korunmasıdır. Özel hukukta işlemlerin ayakta tutulması ilkesi. Normalde yetkisiz temsile ilişkin genel düzenlemelere baktığınızda ben onay vermiyorsam işlem geçersiz olurdu ama adi ortaklığa geldiğinizde eğer ben şirket olarak onay veriyorsam kim bağlı? İşlemi yapan yetkisiz temsilci bu işlem ile bağlıdır. Olayda A bu işle bağlıdır.

(Buraya bir soru ekledik. Bu işlemi ortak olmayan temsilcinin yapması durumunda cevabınız değişir mi?)

Bu son örnekte temsilci dışarıdan bir kişidir. Bu durumda aslında bu örneğin borçlar kanunundaki yetkisiz temsilden bir farkı kalmıyor. Öbüründe ortak olan bir kişi yetkisini aşıp bir işlem yaptığı için biz adi ortaklığa ilişkin hükümlere gidiyorduk. Adi ortaklığa ilişkin hükümler de açıkça düzenlenmiş. Sen yetkisiz temsile gitme vekaletsiz iş görmeye git denmiş açıkça. Ama ortak olmayan bir kişi temsil yetkisini aşarsa artık bizim adi ortaklığa gitmemize gerek yok. Neden? Çünkü adi ortaklık içerisine ilgilendiren bir husus yok.

6.Olayda (A)’nın yaptığı işleme (B)’nin itiraz hakkı var mıdır? Bu itirazın bir sonuç doğurup doğurmayacağını tartışınız.

Kimi itiraz hakkı vardır? Yönetici ortağın ve temsil yetkisine sahip ortağın itiraz yetkisi vardır. İtiraz hakkı yönetim hakkına dahildir. Bu nedenle yönetici kimse sadece onun itiraz hakkı vardır. Yönetici ve temsilci olmayan ortağın itiraz hakkı asla yoktur. Baktınız temsilci olağanüstü işler yapıyor yetkisini aşıyor bu durumda itiraz hakkı değil, yapılan işleme onay vermezsiniz. İtiraz hakkı sadece olağan işlemler içerisinde söz konusu olur.

Beş kişinin yönetici ortak olduğu bir adi ortaklığımız var. Ben A’nın iyi çalışmadığını düşünüyorum ve A’yı işten çıkarıyorum. Bu yönetim hakkının kullanılması değil midir? Ama diğer arkadaşımız diyor ki hayır A gayet iyi çalışıyordu itiraz ediyorum senin bu talebine. Bu durumda işlem durur, itiraz hakkı budur.

Olağanüstü işlemlerde zaten ortak olarak onay vermem ve işlem beni bağlamaz.

7.Kar dağıtımına ilişkin kurallar açısından (D)’nin dağıttığı kar payları hukuka uygun mudur? Neden?

Olayda taraflar arasında kar ve zararın nasıl dağıtılacağına ilişkin ayrı bir düzenleme verilmiş mi? Verilmemiş. Peki A’nın itirazı yerinde midir bu durumda? Değildir. Neden? Çünkü taraflar arasında ayrı bir anlaşma yok. Bu nedenle evet hukuka uygun. A taraflar arasında ayrı bir düzenleme olduğunu ileri sürmek istiyorsa mahkemeye delil olarak senet sunmalı.

 

 8.(E)’nin babasının yerine ortaklık ilişkisine dahil olması mümkün müdür?

Eğer taraflar arasında ayrı bir düzenleme yoksa bir Ortağın ölümü ile adi ortaklık ilişkisi sona erer. Neden? Çünkü adi ortaklıkta şahıs unsuru çok önemlidir. Bu nedenle bir kişi öldüğünde artık bu ortaklığa devam olunmaz meğer ki aksi kararlaştırılmış olsun. Aksi nasıl kararlaştırılır? Denir ki mirasçılar ortaklığı dahil olacaklardır. Bunu dedikleri takdirde E ortaklığı dahil olabilir mi? Olur tabii ki. Ama E istemiyor. Yani sonuçta sözleşme yaparken E’ye sormadılar sen bir restoran işletmek istiyor musun diye. Ortaklık sana mı erecek? Eninde sonunda karar oybirliğiyle alınacak ama ne kararı alınacak? Mirasçıya ona düşen payı verecekler ve kendi aralarında ortaklığa devam edecekler. Mirasın reddi süresi üç aydır.

9.Ortaklığa dahil olmasından önceki döneme ilişkin bir borçtan dolayı (F)’nin sorumluluğuna gidilebilir mi?

Adi ortaklıkta ortaklığa sonradan dahil olan kişi kendisinden önceki borçlardan dolayı sorumlu değildir.

Bu bilgiyi karşılaştırınız kollektif şirkete yeni giren ortağın sorumluluğu. Kollektif şirketi işlerken aklınızın bir kenarında bu bulunsun.

Kollektif şirketin bir tüzel kişiliği var, bir şirket yapısı var. Ortakların şahsından bağımsız devam eden bir hayatı olduğu için tüzel kişinin, dahil olduğunuz anda önceki borçlarından dolayı sorumlusunuz.

Adi ortaklığa ilişkin hükümler genelde tamamlayıcı hükümlerdir. Aksi sözleşmede öngörülebilir.

10.(F) hakkında verilen ihraç kararı hukuken yerinde midir? Cevabınız olumsuz ise diğer ortaklara ne yapmalarını tavsiye edersiniz?

Bunun cevabını borçlar kanunu 633’te bulabilirsiniz.

MADDE 633- Bir ortağın fesih bildiriminde bulunması, kısıtlanması, iflası, tasfiyedeki payının cebrî icra yoluyla paraya çevrilmesi veya ölmesi hâlinde, sözleşmede ortaklığın diğer ortaklarla devam edeceğine ilişkin bir hüküm varsa, bu durumlardan biri gerçekleştiğinde, o ortak veya temsilcisi ya da ölen ortağın mirasçısı ortaklıktan çıkabilir veya diğer ortaklar tarafından yazılı olarak yapılacak bir bildirimle ortaklıktan çıkarılabilir.

 Ortağa bir çıkma hakkı tanınmıştır bunun yanı sıra diğer ortaklara da diğer ortağı çıkarma hakkı tanınmıştır.

Çıkma hakkı kanunda detaylı olarak düzenlenmiyor. Ancak biz doktrinde haklı sebeple ortağın çıkarılabileceğini söylüyoruz aynı Recep’in olayında olduğu gibi burada F’yi ihraç ettikleri gibi. Haklı sebep varsa bu durumda ihracına karar verilebilir.

Bunu hangi usulle yaparlar? Kollektif ortağı yine orayla kıyaslıyoruz. Deniliyor ki üç ay öncesinden yazılı bir bildirim yapılır ancak doktrindeki bir başka görüş buradaki süre uzun bir süre sadece ispatlamaya yarayacak usul olması açısından yazılı bir bildirim yapılır ve diğer ortakların oy birliği ile bu kişi çıkarılır.

Haklı sebeple ortaklık feshedilebilir mi? Bir diğer yöntem de bu adi ortaklığın haklı sebeple feshidir. Açıkça yine haklı sebeple fesih düzenlenmemiş olsa bile bütün şirket tiplerinde artık ticaret kanunu ile fesih uygun görülmüştür. Adi ortaklıkta da yine ortaklığın haklı sebeple feshedilebileceği kabul edilmektedir.

Ticari işletme ve Ortaklıklar Hukuku Bazı Testler ve Pratikler

Diğer Pratik ve Testler İçin Tıklayınız.

Youtube Kanalıma Abone olur musunuz? Kanalımda Hukuk Ders İçerikleri yanı sıra çeşitli konularda sohbetler paylaşıyorum arkadaşlarım arasına Abone olarak katılır mısın?

5 thoughts on “Ticari İşletme Pratik Çalışması-1

Sizin bu konudaki yorumunuz nedir?

%d blogcu bunu beğendi: