Sözleşmelerde “Yanılma (Hata)” Halleri, Yanılmanın Sözleşmeye Etkisi

YANILMA(HATA)

İrade beyanının istenmeyerek arzuya uygun olmaması veya iradenin oluşmasına etken olan bir hususta düşüncenin gerçek duruma uygun olmaması olarak ifade edilir. Her yanılma sözleşmenin geçerliliğini etkilemez, sadece sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen taraf, o sözleşme ile bağlı olmaz. Bununla beraber basit hesap yanlışlıkları, sözleşmenin geçerliliğini etkilemez; bunların düzeltilmesi ile yetinilir.

 

a.Esaslı Sayılan Açıklama Yanılması (Beyan Hatası)

I. Sözleşmenin Niteliğinde Yanılma

Örnek: (A)’nın bir miktar fındık satışı teklifinde bulunmak istemesi ancak o miktar fındığı satın alma beyanında bulunmuş olması

II. Konuda Yanılma

Örnek: Bir katalogdan 135 numarada kayıtlı malı ısmarlanmak istenmesi ancak ‘153’ yazılmış olması

III. Sözleşme Yapılmak İstenen Kişide Yanılma

Örnek: (A)’nın (B)’ye yapmak istediği öneriyi (Ü)’ye göndermesi ve sözleşmenin (A) ile (Ü) arasında kurulması
Burada önemli olan kişinin kimliğidir, kişinin sahip olduğu nitelikler hakkında yanılma saik hatasında incelenir.

IV. Sözleşme Yapılırken Kimliği Göz Önüne Alınan Kişide Yanılma

Sözleşme konusunu oluşturan bir kişide yanılma olarak da düşünülebilir.Örnek: Dadı (B)’nin, (A)’nın çocuklarından (D)’nin yetiştirilmesi işini yüklenirken, (D)’nin zeka özürlü diğer çocuğu (C)’nin adını bildirmesi

V. Miktarda Yanılma

Örnek: (A), (B)’ye gönderdiği öneride 500.000 lira üzerinden yapmak istediği teklifi 300.000 lira olarak yazmış ve karşı tarafın kabulü ile sözleşme kurulmuşsa
Burada önemli olan edimin miktarının kastedildiğidir, edim hem bedel hem mal olabileceği gibi yapma veya yapmama gibi de ortaya çıkabilir.

VI. İletmede Yanılma

Örnek: Aracı ile ulaştırılan irade beyanının, aracının yanılması sonucu karşı tarafa farklı şekilde iletilmesi, yanlış çeviri

VII. Bir Davranışın İrade Beyanı Sayılması Şeklinde Yanılma

Bir irade beyanında bulunmak düşünülmeksizin yapılan davranışın güven teorisi çerçevesinde sözleşmeyi kurduğu hallerde, arzuya aykırı şekilde davranışı öneri veya kabul olarak nitelenmiş taraf, açıklamada yanılma hükümlerine dayanabilir.

VIII. Okunmadan İmzalanan Yazı

Eğer karşı taraf, metnin imzalayanın arzusuna uygun olmadığını biliyorsa veya bilmesi gerekiyorsa, atılan imza sözleşmenin kurulmasına dahi imkân vermez. Şayet karşı taraf metnin imzalayanın arzusuna uygun olmadığını bilmiyorsa ve bilmesi gerekmiyorsa, sözleşme metne göre kurulur ancak okumadan imzalayan tarafın yanılması esaslı ise sözleşmenin iptali söz konusu olabilir.

IX. Açığa İmza

Açığa atılan imzanın üstünü dolduran kimse, metni imzayı atanın arzusuna uygun oldurduğu kanısında ise, güven teorisi uyarınca sözleşme kurulur. İmzayı atan kimse bu durumda yanılması esaslı ise yanılma hükümlerine başvurabilir. İşin niteliği gereği aldatma sebebiyle iptal söz konusu olmaz, bu durumda birbirine uygun irade beyanı hiç olmadığından sözleşme hiç kurulmamış sayılır.

 

b. Esaslı Sayılan Saikte Yanılma (Saik Hatası)

Kural olarak saikte yanılma esaslı değildir ancak TBK madde 32’de öngörülen şartlar varsa, saik yanılması esaslı yanılma niteliği taşır. Bu şartlar şunlardır:

I. Sözleşme yapma arzusunun oluşmasına etki yapan bir hususta yanılma olmalıdır.

Örnek: Bir eşyanın antika diye alınması ancak antika olmaması, vekil olarak tutulan kimsenin iyi dil bildiğinin sanılması ancak bunun doğru olmaması ,inşaat yasağı bulunan bir arsanın inşaat yapılmak üzere satın alınması
Satın alınan malın gerekli nitelikte olmaması, satış sözleşmesinde ayıp hükümlerinin uygulanmasına imkan verir. Bu durum aynı zamanda esaslı bir saik hatası olarak da nitelendirilebilir. Yargıtay içtihatlarına göre ,kendisi için daha elverişli ayıp hükümlerine dayanma hakkı sona eren tarafın, saikte yanılmaya dayanabileceği kabul edilmektedir.
Yanılmanın geçmişe ve şimdiye ilişkin olması mümkündür. Geleceğe ilişkin kanıda yanılma söz konusu olamaz. Böyle bir durumda sözleşme kurulduktan sonra meydana gelen önemli değişikliğin özelliğine göre , emprevizyon teorisi kapsamında hükümlerin uyarlanması veya sözleşmenin feshi söz konusu olabilir.

II. Yanılma konusu husus yanılan bakımından sine qua non niteliğinde olmalıdır.

Bu şarta sübjektif esaslı olma şartı denilir. Yanılanın yanılmanın farkında olması halinde sözleşmeyi hiç yapmayacak idi olması gerekir.

III. Yanılma konusu saik, karşı tarafça bilinebilir olmalıdır.

Yanılmanın esaslı olması için karşı tarafın kendisine beyanda bulunanın yanıldığını bilmesi veya bilecek durumda olması gerekmez. Onun sadece bu beyanın temel saikini bilmesi veya bilecek durumda olması yeterlidir. Eğer bir taraf yanılmanın farkında ve karşı tarafı uyarmaktan geri duruyorsa, aldatma söz konusu olabilir.

IV. İş hayatındaki dürüstlük kuralları, yanılmanın sözleşmenin geçerliliğini etkilemesini haklı göstermelidir.

Bu şarta objektif bakımdan esaslı olma şartı denilmektedir.

Yanılmanın Sözleşmeye Etkisi

Sözleşme kurulurken esaslı yanılmaya düşen taraf o sözleşme ile bağlı olmaz. Ancak yanılan taraf, yanıldığını öğrenmesinden itibaren bir yıl içinde sözleşmeyi hükümsüz kılmak üzere beyanda bulunmazsa sözleşme geçerli hale gelir. Bu noktada düzelebilir hükümsüzlük söz konusudur.

Önemli bir nokta, yanılanın yanıldığını dürüstlük kurallarına aykırı olarak ileri süremeyecek olmasıdır. Özellikle diğer tarafın, sözleşmenin yanılanın kastettiği anlamda kurulmasına razı olduğunu bildirmesi durumunda, sözleşme bu anlamda kurulmuş sayılır. Ancak razı olan tarafın, gerçek arzuya göre ifaya hazır olduğunu iptal beyanının üzerine derhal bildirmesi gerekir. Yanılmada kusur olması, iptal hakkının kullanılmasına engel oluşturmaz, ancak iptal sebebiyle karşı tarafın zararını tazmin yükümlülüğüne yol açar.

Olumlu Zarar: Sözleşme uygulanmış olsa idi, kişinin uğradığı zarar
Olumsuz Zarar: Sözleşme hiç uygulanmamış olsa idi, kişinin uğradığı zarar

Aradığınızı Aşağıdaki Arama Motoruna Yazabilirsiniz

%d blogcu bunu beğendi: