Sosyal Güvenlik Hukukunda Sosyal Riskler (Mesleki, Fizyolojik, Sosyo-Ekonomik)

SOSYAL RİSKLER

Sosyal Risk, ne zaman gerçekleşeceği bilinmemekle birlikte ileride gerçekleşmesi muhtemel veya muhakkak olan ve buna maruz kalan kişinin malvarlığında veya sağlığında eksilmeye neden olan tehlikedir. Yani sosyal risk tehlike kavramından daha dar bir kavramdır ve sosyal güvenlik hayatta başa gelebilecek her tehlikeye karşı koruma sağlamaz. Bir tehlike sosyal risk oluşturuyorsa sosyal güvenlik işe karışıyor demektir. Demek oluyor ki sosyal riskler insan hayatıyla doğrudan ilgili, meydana geldiğinde onu gelir ve kazanç kaybına uğratan sınırlı sayıda tehlikedir. Bunlar başlıca, mesleki riskler, fizyolojik riskler, sosyo-ekonomik riskler olarak üçe ayrılır.

Mesleki Riskler: İş kazaları ve meslek hastalıklarıdır. İşçilerin sürekli gelir kayıplarına neden olabilir.

 

Fizyolojik Riskler: Kişinin kendi bünyesinden meydana gelen fakat mesleki riskler dışında kalan risklerdir. Bunlar hastalık, analık, sakatlık, yaşlılık ve ölümden ibarettir.

  • Hastalık: Geçici iş göremezlik durumu oluşturur.
  • Analık: Çocuk doğurmaya bağlıdır. Geçici iş göremezlik durumu oluşturur.
  • Sakatlık (Maluliyet): Sürekli iş göremezlik ve gelir kaybına yol açar. İyileşmesi mümkün olmayan sürekli bir hastalık halidir. Yaşlılığa benzer.
  • Yaşlılık: yaşın ilerlemesi ile kişinin aktif çalışma hayatından çekilmesiyle gelir ve kazanç kaybına maruz kalır. Bu nedenle iş göremezliği dolayısıyla gelir kayıplarını güvence altına almak ve insanın iş hayatındaki uzun çalışma yıllarını ödüllendirmektir. Dünyada yaşlılık sınırı erkeklerde 60-70, kadınlar da ise, 50-60 dir. Ülkemiz bu ortalamaların altındadır.
  • Ölüm: Aile reisinin ölümüyle onun desteğinden mahrum kalan kişiler için önemlidir.

 

Sosyo-Ekonomik Riskler: Aile ve işletme hayatında meydana gelen risklerdir.

  • İşsizlik: Sosyal güvenlik sistemine en son giren ve karşılanması yönünden gittikçe önem kazanan bir risktir. Geçici gelir kaybına yol açar. Ülkemizde 1999 da kuruldu. Uygulamasına 2000 yılı ortalarında geçilmiştir.
  • Evlenme ve çocuk sahibi: Kişilere ek harcamalar getiren, hayatın önemli olaylarıdır. Ailevi yüklerdir. Aile yardımları ve ödenekleri toplumun temeli olan aileye destek olunması fikrine dayanır. Kanuni düzenlemeye ilk kez Yeni Zelanda’da kavuşmuştur. Önceleri ekonomik yönden zayıf ailelere verilmekte iken sonraları çocuk sahibi olan her aileye verilmeye başlanılmıştır. Cömert aile ödenekleriyle ünlü 1933 de kanunlaşmıştır. Ülkemizde sembolik bir tutar verilmektedir.
  • Konut İhtiyacı:

Aradığınızı Aşağıdaki Arama Motoruna Yazabilirsiniz

%d blogcu bunu beğendi: