Satıcının Satılanın Ayıplı Olmasından Dolayı Sorumluluğu

SATICININ SATILANIN AYIPLI OLMASINDAN DOLAYI SORUMLULUĞU

A.Tanımı

Ayıptan sorumluluk , satıcının , satılanın , hasarın geçtiği anda alıcıya bildirdiği nitelikleri veya dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımamasından dolayı sorumlu olmasıdır.

 

B.Hukuki niteliği

i) Çeşit satışında

       Çeşit satışında satılanın vasıf ve niteliğinin , tarafların özel bir anlaşma yapmalarına gerek olmadan , satıcının edim yükümünün kapsamına dahil olduğu ve ayıptan doğan sorumluluğun bir kötü ifa teşkil  ettiği konusunda görüş birliği mevcuttur.

ii)Parça satışında

Parça satışında da satılanın niteliği sözleşmenin  ve satıcının edim yükümünün kapsamına dahildir;ayıplı ifa , bir kötü sayılır.

 

C.Satıcının ayıptan doğan sorumluluğunun şartları

   i)Hasarın geçtiği anda satılan ayıplı olmalıdır.

    a)Ayıp kavramı

Ayıp , satıcının alıcıya herhangi bir şekilde bildirdiği veya alıcının dürüstlük kuralına göre beklediği vasfın satılanda bulunmamasıdır.

 Satılından başka bir şeyin teslimi halinde , çeşit borçlarında kararlaştırılan cinsin bütün özelliklerini taşımayan bir eşya teslim edildiği , ayıplı ifa değil , ifa etmeme söz konusu olur. Parça satışlarında , ferdi nitelikleriyle belirlenmiş bir şey yerine başka bir şey teslim edilmişse , aliud vardır. Buna karşılık sözleşmeyle kararlaştırılan şey teslim edilmiş ise , o şey kararlaştırılan temel nitelikleri taşımasa da , aliuddan söz edilemez.

Miktar eksikliği , genel olarak  ayıp sayılmaz ;  çeşit satışında miktar itibariyle eksik ifa , TBK m. 84 anlamında kısmi ifa sayılır. Alıcının kısmi ifayı kabul etmesi halinde, o , ifa edilmeyen kısmın ifasını talep edebilir ; kısmi ifayı reddetmesi ihtimalinde ise borcun tamamı için temerrüt hükümlerine başvurabilir.

Ayıp , satılanın ayıptan etkilenen vasıflarına göre , başlıca üç kısma ayrılır:

aa)Maddi ayıp

Bu tür ayıplar , satılanın fiziki özelliklerini etkiler; satılan şey dış görünüş itibariyle kararlaştırılana uygun olmakla beraber , nitelik eksikliği sebebiyle alıcının ondan beklediği değer ve yararlanma özelliğine sahip değildir.

bb)Ekonomik kayıp

Satılanın , alıcının ondan beklediği geliri getirmemesi veya verimi sağlamaması , ekonomik ayıp sayılır.

cc)Hukuki kayıp

Satılan üzerinde , alıcının ondan yararlanmasını veya onun üzerinde tasarruf etmesini engelleyen kamu hukukundan doğan sınırların bulunması hukuki ayıp sayılır.

b)Bildirilen vasıfların bulunmaması

Kanun gereğince satıcı , satılanın alıcıya bildirdiği vasıflarından sorumludur.Vasıf bildirimi , satıcının , satılanın olumlu vasıflara sahip olduğunu ve olumsuz niteliklerinin bulunmadığını ileri sürmesidir.

Vasıf bildirimini , bağımsız garanti taahhüdü ile karıştırmamak gerekir. Garanti sözleşmesiyle , garanti  veren satış konusunun sözleşmeye uygun vasıflar taşımasından da ileri olan belirli bir sonuçtan kusur veya imkansızlığa bakılmaksızın sorumlu olmayı taahhüt eder. Vasıf bildirimi satılanın sadece hasarın geçtiği anda mevcut vasıflarına ilişkindir.Gelecekteki gelir ve kazanç taahhüdünde , genellikle bir garanti niteliği görmek gerekir. Garanti ibaresinin kullanılması , garanti sözleşmesinin varlığı için yeterli değildir.

Satıcının bildirilen vasıflardan sorumlu olması için , vasıf eksikliği veya ayıbın satılanın değerini veya faydalanılabilirliğini gidermesi veya önemli ölçüde azaltılması şart değildir; satılanın vasıf bildiriminin kapsamına giren özelliklerden herhangi birinden yoksun olması , satıcının ayıptan sorumlu olması için yeterlidir.

c)Alıcının dürüstlük kuralı gereğince beklediği bir vasfın bulunmaması

Satılanın eğerinin veya varsayılan kullanma amacına elverişliğinin kaldırılması , satılanın objektif piyasa değerinden yoksun veya tamamen kullanılmaz olmasının ifade eder./

Dürüstlük kuralı gereğince beklenen vasıfların bulunmaması şeklinde ayıp , TKHK m. 8/2’ de , teknik düzenlenmesinde tespit edilen niteliğe aykırı olan muadili olan malların kullanım amacını karşılamayan , tüketicinin makul olarak beklediği faydaları azaltan veya ortadan kaldıran maddi , hukuki veya ekonomik eksiklikler olarak ifade edilmiştir.

d)Satılanın hasarın geçtiği anda ayıplı olması

Satıcının ayıptan dolayı sorumlu olabilmesi için , ayıbın , hasarın alıcıya geçtiği anda mevcut olması gerekir.

ii)Alıcının ayıbı bilmemesi gerekir

Kanuna göre , satıcı , satıcı , satış sözleşmesinin kurulduğu sırada alıcı tarafından bilinen ayıplardan sorumlu değildir. Satıcı , alıcının yeterince gözden geçirmekle görebileceği ayıplardan da , ancak böyle bir ayıbın bulunmadığını ayrıca üstlenmişse sorumlu olur. Buna göre satıcı , alıcının sözleşmenin kurulduğu anda bildiği ayıplardan sorumlu değildir. Buradaki ayıp kavramı hem bildirilen , hem varsayılan vasıfların bulunmamasından doğan ayıpları kapsar.

Temsilci aracılığı ile kurulan satış sözleşmelerinde temsilcinin veya temsil olunan alıcının , yani bunlardan   birinin ayıbı bilmesi , satıcının sorumluluğunu giderir.Satıcı , alıcının satılanı yeterli derecede dikkatle muayene etmekle fark edeceği ayıplardan , bunların bulunmadığını vaad etmedikçe sorumlu değildir.

Satıcının ayıbın varlığın bilmemesi , onun ayıba karşı tekeffülden dolayı sorumlu olmasını engellemez.

iii)Alıcı ayıbı kabul etmemiş olmalıdır

Kanunda açıkça düzenlenmemiş olmakla beraber alıcı , satılanı ayıbı ile kabul ettiği takdirde , ayıba karşı tekeffülden doğan haklarını kaybeder. Kabul bir irade açıklaması olup , alıcı bununla ayıba karşı tekeffülden doğan haklarını kullanmaktan vazgeçtiğini satıcıya bildirir. Kabul açık veya örtülü bir irade beyanı ile gerçekleşebilir.

iv)Ayıptan doğan sorumluluk sözleşmeyle kaldırılmamış olmalıdır

Ayıptan sorumluluğa ilişkin kanun hükümleri yedek hukuk kurallarıdır. Bu sebeple taraflar , satıcının ayıba karşı tekeffülden doğan sorumluluğunu sözleşmeyle kaldırabilir veya sınırlayabilirler.

 

D.Ayıba karşı sorumluluktan doğan taleplerin ileri sürülmesinin şartları

i)Genel olarak

Kanun alıcının ayıba karşı sorumluluktan doğan haklarını kullanabilmesini , satılanı gözden geçirme ve tespit ettiği ayıpları satıcıya bildirmesi şartına bağlamaktadır. Gözden geçirme ve bildirme , hukuki niteliği itibariyle , alıcı için bir borç değil külfettir. Kanun olağan bir gözden geçirme ile anlaşılabilecek ayıplarda , gözden  geçirme ve bildirme külfetlerinin yerine getirilmesi halinde , satılanın kabul edilmiş sayılacağına ilişkin kanuni bir varsayım ihtiva etmektedir.

Gözden geçirme  ve bildirim külfetlerine ilişkin kanun hükmü , vaad edilen vasıflar gibi , varsayılan vasıflardan sorumluluk için de geçerlidir.

ii)Gözden geçirme (muayene) külfeti

Kanuna göre , alıcı , devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse , bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorundadır. Malın tesliminden itibaren altı ay içinde malın ayıplı olmadığını satıcı ispatla yükümlüdür.

Buna karşılık , TTK ‘na göre  ,açık ayıplarda alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Alıcı gizli ayıplarda malın teslimden itibaren sekiz gün içinde inceleme yapmak veya incelettirmek ve inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu anlaşılıyorsa yine bu süre içinde satıcıya ihbar etmekle görevlendirilmiştir.

 

a)Gözden geçirmenin tarzı ve kapsamı

Satılanın niteliğine ve bu tür şeylerin alınıp satıldığı çevredeki olağan uygulamaya göre belirlenir.Ticari olmayan satışlarda alıcının gözden geçirme yükümü , normal bir alıcının dikaktinden kaçmayacak ayıplarla sınırlıdır.

b)Gözden geçirme yeri

Gözden geçirme , kural olarak , satılanın alıcıya teslim edildiği yerde yapılır; bu husus kanunda yer alan  ‘’ alıcı devraldığı satılanın durumunu’’ ibaresi  açıkça anlaşılmaktadır.Devralınan yer , satılanın alıcının fiili hakimiyetine geçtiği yerdir.

c)Gözden geçirmenin yapılacağı zaman

Kanuna göre , alıcı , satılanın niteliklerini , işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz gözden geçirmek zorundadır. Borçlar kanunu , satılanın gözden geçirilmesi için, hayvan satışı dışında kesin bir süre öngörmemiştir. Buna karşılık ticaret kanununda tacirler arasındaki ticari satışlarda , açık ayıplarda alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Emtianın ayıplı olduğunun teslim sırasında açıkça belli olmaması halinde , alıcının teslimden itibaren sekiz gün içinde şeyi muayene ettirmekle yükümlü olduğu ve yine bu süre içinde durumu satıcıya ihbar etmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.

Hayvan satışlarında devrin yapıldığı günden başlayarak dokuz gün içinde ayıbın bildirilmesi ve bilirkişi muayenenin yetkili makamlardan istenmesi gerekmektedir. Hayvanın gebeliği halinde bu hüküm uygulanmaz.

Gözden geçirme süresi esas itibariyle satılanın alıcıya , vekiline veya temsilcisine devredildiği andan itibaren başlar.

d)Gözden geçirme (muayene )masrafları

Gözden geçirme masrafları satılanın devralmasıyla ilgili olduğu için alıcıya aittir; sözleşmeden dönme halinde , bunların kanun  uyarınca satıcı tarafından alıcıya ödenmesi gerekir.

iii)Bildirme külfeti

Kanun alıcıya , satılında gördüğü ayıbı satıcıya uygun bir süre içinde bildirme külfeti yüklemektedir. Teslim tarihinden itibaren altı ay içinde ortaya çıkan ayıpların teslim tarihinde var olduğuna ilişkin adi bir karine öngörülmüştür. İhtilaf halinde malın ayıplı olmadığını satıcı ispat etmelidir.

Bildirimin geçerliliği herhangi bir şekil şartına bağlı değildir; ispat kolaylığı sağlanması bakımından yazılı şekilde yapılması faydalı olur.

Olağan bir gözden geçirme ile anlaşılabilen açık ayıplarda bildirimin uygun bir süre içerisinde yapılması gerekir. Tacirler arasındaki ticari satışlarda , teslim sırasında açıkça belli olan ayıplarda teslimden itibaren  iki gün içinde ; açıkça belli olmayıp muayene sonunda ortaya çıkan ayıplarda ise , teslimden itibaren  8 gün içinde ayıp ihbarı yapılmalıdır.

Buna karşılık gizli yani olağan bir gözden geçirme ile anlaşılamayacak ayıplarda ayıp ortaya çıktıktan sonra hemen bildirim yapılmalıdır; yeter ki zamanaşımı süresi dolmamış olsun.

Ayıp bildirme süresi , hukuki niteliği itibariyle , bir hak düşürücü süredir. Hak düşürücü sürenin  hakim tarafından re’ sen göz önünde tutulması gerekir.

iv) Gözden geçirme ve bildirimin yapılmamasının sonuçları

Alıcı , gözden geçirme ve bildirim külfetlerini yerine getirmediği takdirde , satılanı kabul etmiş sayılır ve ayıba karşı sorumluluktan doğan haklarını  kaybeder.

Satıcının ayıbı ağır kusuru ile gizlemesi halinde , o, ayıbın vaktinde bildirilmediğini ileri sürerek sorumluluktan kurtulamaz.

v) Mesafe satışlarında alıcının yükümleri

Kanun mesafe satışlarında , teslim yerinde temsilcisi bulunmayan ve ayıplı olduğu iddia edilen mal ile bizzat ilgilenemeyen satıcıyı zarardan korumak amacıyla alıcıya bazı ek yükümler getirmektedir. Kanunun uygulanabilmesi için bazı şartlar vardır.

  • Bir mesafe satışı bulunmalıdır.
  • Satıcının devir yerinde bir temsilcisi bulunmalıdır.
  • Alıcı kendisine devredilen satış konusunu ifa olarak kabul etmemelidir.

Sonuçları

a)Satılanı koruma yükümü

Alıcı , satılanı satıcıya göndermeyip , satılanın geçici olarak koruması için gerekli tedbirleri almak zorundadır.

b)Satılanın durumunu tesit ettirme

c)Satma yetkisi ve yükümü

 

E.Ayıba karşı sorumluluktan alıcı lehine doğan seçimlik haklar

a)Seçim hakkının kapsamı

Kanuna göre satılanın ayıplı olması halinde alıcı , sözleşmeden dönme veya bedelin indirilmesi imkanlarından birini kullanabilir. Aynı şekilde , alıcıya , satılanın , bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere onarılmasının veya çeşit satışında satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme hakkı verilmiştir. Parça borçlarında değiştirme hakkı alıcının tek taraflı irade beyanı ile kullanılmaz. Ancak tarafların anlaşması ile parça satışının konusu değiştirilebilir.

Kanunda alıcıya , dönme dışında kalan diğer seçimlik haklarda genel hükümlere göre tazminat talep etme hakkı tanınmıştır.

Kanuna göre , satıcıya , alıcıya aynı malın ayıpsız bir benzerini hemen vererek ve uğradığı zararın tamamını gidererek onun seçimlik haklarını kullanmasını önleyebilir.

b)Seçim hakkının hukuki niteliği

 Hakim fikre göre alıcının seçimlik hakları bir yenilik doğuran hak olup , satıcıya karşı yapılan tek taraflı bir irade beyanıyla kullanılır. Buna karşılık , bizimde katıldığımız diğer bir fikre göre , alıcının seçimlik hakları yenilik doğuran bir hak olmayıp , tarafların bu hususta anlaşmaları

TKHK m. 11’e göre  ayıplı mal teslimi hainde  , tüketici , satılanı geri vermeye hazır  olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme , malın ayıpsız misliyle değiştirilmesi veya ayıp oranında bedel indirimi yada aşırı masraf gerektirmeyen hallerde ücretsiz onarım isteme haklarına sahiptir.

iii) Seçim hakkının kullanılması ve tükenmesi

Seçim hakkını alıcının tek taraflı varması gereken irade beyanıyla kullanabilen bir yenilik doğuran hak olarak nitelendiren hakim  görüş  , bu hakkın bir defa kullanılmakla sona ereceğini ve artık bundan dönülemeyeceğini kabul etmektedir.

Alıcı , dönme davası açtıktan sonra , bedelin indirilmesini veya satılanın değiştirilmesini , davanın ıslahı prosedürü çerçevesinde isteyebilir.

Satıcı tüketicinin talebini reddedemez. Bu talebin yerine getirilmemesi durumunda satıcı , üretici ve ithalatçı müteselsilen sorumludur.

iv) Seçim hakkının sınırlanması

a)Konu yönünden

Ayıba  karşı sorumluluktan doğan taleplerin , sadece dava yoluyla satıcıya karşı ileri sürülebileceği kararlaştırılabilir. Taraflar  sözleşme ile satış bedelinin karşılığı olan ayıba karşı sorumluluktan doğan hakların üçüncü kişiye geçeceğini de kararlaştırabilirler.

**Dönme hakkının sınırlanması

Kanuna  göre , alıcının dönmeye ilişkin beyanda bulunduktan sonra dava açılması halinde , hakim , mevcut şartlar dönmeyi haklı göstermediği takdirde , satılanın onarılmasını veya bedelin indirilmesine hükmedebilir.

Satılanın geri gönderilmesinin çok fazla masraflı olması halinde , bedelin indirilmesine hükmedilmelidir.Buna karşılık , ayıbın alıcının bunu bilmesi halinde mevcut şartlara göre sözleşme yapmayacağı derecede önemli olması ; satılanın alıcı için kullanılamaz veya esaslı  vasıflardan yoksun olması veyahut satıcının ağır kusurlu veya hileli davranışta bulunması hallerinde , hakim , dönme yerine bedelin tenziline karar veremez.

Kanuna göre , satılan alıcıya yüklenebilen bir sebep nedeniyle yok olmuşsa veya alıcı onu başkasına devretmişse yahut şeklini değiştirmişse , sadece değer eksikliği kadar bedelin indirilmesi talep edilebilir.

***Bedelin indirilmesi hakkının sınırlandırılması

Kanuna göre , ayıp sebebiyle satılanın değerindeki eksiklik bedele çok yakın ise , alıcı , ancak sözleşmeden dönmeyi veya satılanın benzeri ile değiştirilmesi hakkını talep edebilir.

b)Zaman yönünden

Borçlar kanuna  , alıcının ayıba karşı sorumluluktan doğan seçimlik haklarını kullanmasını , zamanaşımı süresi dışında , herhangi bir süreyle sınırlamamaktadır.

 

F.Dönme

a)Kavram

Alıcının talebinin satıcı tarafından kabul edilmesi veya hakimin vereceği dönme kararı  ile satış sözleşmesi geçmişe etkili olarak ortadan kalkar .Dönmeyi  alıcının tek taraflı varması gereken irade beyanıyla kullanılan yenilik doğuran bir hak olarak kabul eden görüş taraftarları da ,dönme beyanına aynı sonucu tanımaktadırlar.

b)Hukuki sonuçları

i) Genel olarak

Dönmenin amacı , sözleşmenin kurulmasından önceki durumun ihyası olduğu için , elden semerelerin ve ödenen bedelin faizinin iadesi öngörülmüştür ; aynı şekilde , satıcı alıcının zararını tazminle yükümlüdür.

ii) Alıcının borçları

**Satılanın iadesi borcu

Kanun gereğince , dönme halinde , alıcı , satılanı, … geri vermekle yükümlüdür. Satıcının satılanı iade talebi sözleşmeye dayanır. Kanuna göre alıcıya ayıplı olarak teslim edilmiş olan satılanı , ayıptan , beklenmedik halden veya mücbir sebepten dolayı yok olması veya ağır biçimde zarara uğraması alıcının sözleşmeden dönme hakkını engellemez

***Semerelerin iadesi borcu

Alıcı , satılandan elde ettiği yararları geri vermek zorundadır.

iii) Satıcının borçları

** Bedeli iade ve masrafları ödeme borcu

Satıcı almış olduğu bedeli faiziyle beraber alıcıya iade etmek , tam zapt halinde olduğu gibi mahkeme masraflarını ve alıcının satılana yaptığı masrafları ödemekle yükümlüdür.

Kanun gereğince satıcı satış bedelinden faiz elde etmemiş ve alıcı bedel ödemesi nedeniyle faiz kaybına uğramamış olsa dahi satış bedelini faiziyle birlikte geri vermek zorundadır.

Satıcının ödemek zorunda olduğu mahkeme masrafları , dönme davasından doğan masraflar olmayıp , alıcı ile satılanı ondan devralan üçüncü şahıslar arasındaki davanın masraflarıdır.

***Tazminat ödeme borcu

Kanuna göre , alıcı , dönme üzerine , ayıplı maldan doğan doğrudan doğruya zararın tazmin edilmesini isteyebilir. Burada , kusura dayanmayan bir sebep sorumluluğu söz konusudur.

 

G.Bedelin indirilmesi davası

Kanunda , alıcıya satılanı alıkoyup , değer eksikliği karşılığı bedelin indirilmesini dava etme hakkı vermektedir. Bu dava ile ayıplı ifa sebebiyle karşılıklı edimler arasında bozulan dengenin giderilmesi imkanı sağlamaktadır.

 

H.Ayıplı eşyanın değiştirilmesini talep hakkı

a)Alıcının hakkı

Kanuna göre , alıcı , imkan varsa satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini de talep edebilir. Alıcıya tanınmış olan değiştirme hakkı yukarıda da ifade edildiği gibi ancak çeşit borçlarında söz konusu olabilir. Zira parça borçlarında , değiştirme hakkı ancak tarafların anlaşmasıyla mümkün olabilir.

b)Satıcının değiştirme hakkı

Kanun yerinde satışlarda satıcıya , derhal satılanın ayıpsız bir benzerini teslim etmek ve alıcının uğradığı zararı tamamen tazmin etmek suretiyle alıcının açacağı davadan kurtulmak yetkisi vermektedir. Mesafe satışlarında satıcıya bu hak verilmemiştir.

 

I.Zamanaşımı

Satış akdinde ayıba karşı tekeffülden doğan her türlü dava , satılanın alıcıya tesliminden itibaren iki sene geçince zamanaşımına uğrar. Alıcının satılanın devrinden sonra iki yıl içinde bildirdiği ayıptan doğan def’i hakkı , bu sürenin geçmiş  olmasıyla ortadan kalkmaz.

Kanunlarda veya taraflar arasındaki sözleşmede daha uzun bir süre belirlenmediği takdirde, ayıplı maldan sorumluluk , ayıp daha sonra ortaya çıkmış olsa bile , malın tüketiciye teslim tarihinden itibaren iki yıllık zamanaşımına tabidir. Bu süre konut veya tatil amaçlı taşınmaz mallarda taşınmazın teslim tarihinden itibaren beş yıldır.

Ayıptan doğan sorumlulukla ilgili zamanaşımı süreleri satılanın alıcıya devrinden itibaren işlemeye başlar; aynı esas , zamanaşımı süresi dolduktan sonra ortaya çıkan gizli ayıplar içinde geçerlidir.

Süreler sözleşmeyle uzatılabilir veya kısaltılabilir fakat uzatılan  sürenin genel zamanaşımı süresi olan on yılı geçmemesi gerekir.

Ayıba karşı tekeffülden alıcı lehine doğan haklar , zamanaşımı süresinin dolmasıyla eksik borç haline gelirler ve satıcının zamanaşımı def’inde bulunması halinde , dava yoluyla elde edilemezler.

Satıcı , satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise iki yıllık zamanaşımı süresinden yararlanamaz ; bu halde kanunda öngörülen on yıllık zamanaşımı uygulanır.

İ.Ücretsiz onarım isteme hakkı

Ücretsiz onarım hakkının seçilmesi halinde buna ilişkin irade beyanının muhatabına yönelmesinden itibaren otuz iş günü içinde yerine getirilmesi zorunludur.

K.Ayıptan doğan sorumluluğun sözleşmeyle sınırlandırılması veya kaldırılması

Sorumluluğun sınırlandırılmasına ilişkin şartlar , tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla bağlayıcılık kazanır; tek taraflı irade beyanı yeterli değildir.

 Satıcının hiçbir ayıptan sorumlu olmayacağı kaydı , satılan taşınmazın maddi ayıplarına ilişkin olup , onun üzerine inşaat yapılabilirliği kapsamaz ; sözleşmeye konan genel sorumsuzluk kayıtları , alıcının dürüstlük kuralına göre tahmin edemeyeceği ayıpları kapsamaz.

**Kanuni sınırları

Kanuna göre , satıcı , satılanı ayıplı olarak devretmekte ağır kusurlu ise , ayıptan sorumluluğunu kaldıran veya sınırlayan her anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.

L.Ayıptan doğan sorumluluk ile Borçlar Kanunun genel hükümlerindeki diğer hukuki imkanlar arasındaki ilişki

Ayıptan doğan sorumluluk kanunda düzenlenen kötü ifanın satış sözleşmesinde özel olarak düzenlenmiş bir şeklidir.

Satış sözleşmesinin kurulması esnasında satılanda bildirilen ve gerekli vasıfların bulunmasının , alıcı için sözleşmenin temeli sayılmasına dürüstlük kuralının imkan verdiği hallerde , parça satışında bu niteliklerin bulunmaması , ayıptan doğan sorumluluğun yanında temel hatasının şartlarıda gerçekleşmiş olur.

Satıcının satılandaki ayıbı ağır kusur ile gizlemesi veya onda bulunmayan vasıfları mevcut göstermesi halinde , ayıptan doğan sorumluluk ile hilenin şartları aynı anda gerçekleşmiş olur.

Ayıplı bir mal teslimi, aynı zamanda bir haksız fiil teşkil edebilir.

Kötü ifa kanunda düzenlenen gereği gibi ifa etmeme kategorisi içinde yer alır.Aynı şeklide , satış sözleşmesinde ayıptan doğan sorumluluğa ilişkin hükümler kötü ifanın şartlarını ve sonuçlarını özel olarak düzenlemektedir.

Aradığınızı Aşağıdaki Arama Motoruna Yazabilirsiniz

%d blogcu bunu beğendi: