Osmanlı İmparatorluğunda Sosyal Güvenlik

Osmanlı İmparatorluğunda Sosyal Güvenlik

Modern sosyal güvenliğin doğuşu sanayileşme hareketi ile başlar. Sanayileşme hareketleri ve işçi sınıfının doğuşu Osmanlığında çok geç başlamış olması nedeniyle sosyal güvenlik sistemi de çok geç başlamıştır.

Osmanlı İmparatorluğunda sosyal güvenlik fikri karşılıklı yardımlaşma fikrine dayanmaktadır.  Aile içi yardımlar, meslek teşekkülleri çerçevesinde yapılan yardımlar ve sosyal yardımlar. Aile içi yardımlar sosyal güvenliğin temelini oluşturmuştur. Meslek teşekkülleri çerçevesinde yardımlaşmanın önemli bir yeri vardır. İmparatorlukta mevcut esnaf sınıfı 13 yy dan itibaren zorunlu birlikler (loncalar) biçiminde örgütlenmiştir. Bu birlikler de Avrupa’da ki benzerleri gibi “haslaık”, “evlenme”, “doğum”, “iş kurma”, “işsizlik” ve “öüm” gibi bir takım risklere karşı dayanışma sandıkları kurmuştur. Bu sandıklara “orta sandığı” veya “teavün sandığı” adı verilirdi. Bu sandıklar bağışlar, mesleki terfilerde kalfa ve çıraklar tarafından verilen paralar ve belirli sürelerde lonca mensubu esnaftan tahsil edilen aidatlarla beslenirdi. Loncalardan önce kurulmuş bir başka örgütlenme şekli ise ahiliktir. Ahilik 32 meslek kolu şeklinde örgütlenmiştir. Her meslek kolu için “orta sandığı” veya “ teavün” adı verilen sandıklar oluşturulmuştur.

Osmanlı İmparatorluğunda İslami adetler önemli yer tutardı.  Geliri yüksek olan kişiler geliri düşük olan kişilere zekat sadaka, fitre, bağış, akile, nafaka, adak, kurban ve kefaret adı altında yardımlar da yaparlardı. Özellikle zekat modern vergileme sistemine benzemekte ve bir tür gelir transferi sağlayarak negatif gelir vergisi işlevi görmektedir.

İmparatorlukta ayrıca hayır yapmak amacıyla “vakıflar” kurulurdu. Vakıf, yararları insanlara ait olmak üzere bir mal varlığını Allah’ın mülkü olarak saklamak ve başkasına devrini yasaklamaktır. Muhtaç olan herkes ve her şey vakıf kurulmuştur. Vakıf şeklinde kurulmuş, medrese, hastane, çeşme, kervansaray, hanlar, köprüler, su yolları ülkenin her tarafını kaplamaktaydı.

Osmanlı İmparatorluğu’nda 16 yy dan itibaren devletin üst düzey yöneticiliğine gelmiş bazı kişilerin görevden ayrılmaları halinde kendilerine, şehit olanların ailelerine bir miktar aylık bağlandığı görülmektedir. Tanzimat devrine gelinceye kadar modern bir sosyal güvenlik sistemi yoktu. 1865 yılında Dilaver Paşa Nizamnamesi ile Ereğli Kömür Havzasında çalışan işçilerin çalışma şartlarını tespit eden ve hastalananların tedavilerine ilişkin önlemler içermektedir. 1861 tarihli “Maadin Nizamnamesi” de maden işçilerinin iş kazalarına karşı önlemler ile iş kazlarına uğrayan işçilerin tazminat ödenmesi ile ilgili hükümler içermektedir. Ayrıca; 1866 tarihînde Askeri Tekaüt Sandığı, 1881 yılında Sivil Memurlar Emekli Sandığı, 1890 tarihinde Seyri Sefan Tekaüt Sandığı, 1909 tarihinde Askeri ve Mülki Tekaüt Sandığı, 1917 tarihinde Şirket-i Hayriye Sandıkları kurulmuştur.

Aradığınızı Aşağıdaki Arama Motoruna Yazabilirsiniz

%d blogcu bunu beğendi: