Mülkiyetin Devren İktisabı / Roma Eşya Hukuku

Mülkiyetin Devren İktisabı

Kişinin mülkiyet hakkını daha önce malik olan kimsenin mülkiyet hakkına dayanarak elde etmesidir. Malı devredenin mutlaka mülkiyet hakkı olmalıdır, bu kişinin mülkiyet hakkı olmazsa devralan kişinin de olmazdı. Mülkiyetin devren iktisabının temelinde kural olarak alım-satım, bağışlama ve karz gibi sebepler bulunsa da bu sebepler mülkiyetin devren iktisabına yeterli olmaz, ayrıca mülkiyetin devren iktisabına yönelik muamelelerinde yapılması gerekir. Bu muameleler 3 tanedir. Bunlar:

a- Mancipatio:

Mancipatio bir ius civile muamelesidir. Mancipatio’ya temel teşkil eden sebepten muamele sırasında bahsedilmediğinden mancipatio mücerret bir tasarruf muamelesidir. Bu yüzden borçlandırıcı muamele geçersiz olsa bile devreden malik ise devralan da malik olurdu. Bu işleme 5 Roma vatandaşının tanıklık etmesiyle mülkiyeti nakil muamelelerinde gerekli olan açıklık sağlanmış olmaktaydı. Mancipatio’da hukuki sebebin geçerli olmadığını ispat etmek zorunda olan kişi, bu işlem sonucu mülkiyeti devreden kişidir.

b- In Iure Cessio:

Praetor önünde yapılan mülkiyeti nakil muamelesidir. Praetor’un işleme katılmasıyla mülkiyeti nakil muamelelerinde aranan açıklık sağlanmış olmaktaydı. Bu işlem de mücerret bir muameledir. İşlem yapılırken mülkiyetin hangi sebebe dayanılarak geçirildiğinin belirtilmesine gerek yoktu. Bu yüzden borçlandırıcı muamele geçersiz olsa bile devreden malikse devralanda malik olurdu.

c- Traditio:

Traditio, yani teslim, geçerli bir hukuki sebeple ve mülkiyeti nakil amacıyla yapıldığı zaman zilyetliği elde eden kimseyi malik haline getiren tasarruf muamelesidir. Traditio, zilyetliğin geçirilmesi yoluyla mülkiyetin devrini ifade eder. Traditio, ius civile’ye göre res nec mancipi’lerin devri için kullanılırken, praetor hukukuna göre tüm malların mülkiyetinin devri için kullanılabiliyordu. Romalı olmayanlarda mülkiyeti nakil için traditio’yu kullanırlardı. Iustinianus devrinden itibaren tüm malların mülkiyeti traditio ile geçmiştir. Traditio ile mülkiyetin geçmesi için şu şartların bulunması gerekir:

Malı devredenin malik olması yada malın devredilmesine yetkisinin bulunması gerekir. Malik olmayandan malı teslim alanın iyiniyetli olması ve zamanaşımı ile iktisabın diğer şartlarını gerçekleştirmesi halinde bu kimse zamanaşımı ile iktisap edebilecek zilyet sıfatını kazanırdı.

Malın mülkiyetinin devreden tarafından devralana maddi olarak terk edilmesi yani malın fiilen teslim edilmesi gerekir. Malı teslim alanın malik olma iradesiyle mala kendisi için zilyet olması lazımdı. Niyet olmadan traditio olmazdı.

Teslim edenle teslim alanın mülkiyetin devredileceği konusunda irade birliğine varmış olmaları gerekir.

Mülkiyetin traditio ile devrinde geçerli bir devir sebebinin bulunması gerekiyordu. Bu durum tratiddio’yu mancipatio ve iniure cessio’dan ayırarak sebebe bağlı bir muamele haline getirmektedir. Traditio, mülkiyetin iktisabını hukuka uygun hale getiren ve kural olarak objektif olan bir hukuki sebebe dayanmalıdır. Hukuki sebebin geçerli olduğu ispatlanmalıdır ve burada ispat külfeti malın mülkiyetini alan kişiye aittir. Iustinianus devrinden itibaren ise, traditio da artık mücerret bir işlem olarak sayılmaya başlanmıştır.

 

 

Aradığınızı Aşağıdaki Arama Motoruna Yazabilirsiniz

%d blogcu bunu beğendi: