Mülkiyet / Roma Eşya Hukuku

Mülkiyet

Mülkiyet, bir mal üzerinde bulunabilecek tam ve tekelci hakimiyettir. Mülkiyet hakkı, bir kimsenin bir mal üzerinde sahip olduğu en geniş kapsamlı ayni haktır. Roma mülkiyetinin karakteristik özellikleri, mutlaklığı, tekelciliği ve elastikliğidir. Mülkiyet hakkı sınırsızdır, ancak mülkiyet hakkının kullanımı kanunlarla sınırlandırılabilir. Mülkiyet hakkı malike, kullanma, semerelerden yararlanma ve mal üzerinde tasarrufta bulunma yetkilerini vermekteydi. Malikin başkalarından mülkiyetine müdahale etmemelerini isteyebilmesi de mülkiyet hakkının verdiği bir diğer yetkidir.

Ius Civile Mülkiyeti:

Ius civile mülkiyetinin tesisi için 3 şart gerekiyordu. Bunlar:

a- Hak sahiplerinin Roma vatandaşı olması yani ius civile’ye tabi bir kişi olması gerekir.

b- Üzerinde ferdi mülkiyet bulunabilen mal olması gerekir.

c- hak sahibinin malı ius civile’nin şart koştuğu kazanım yollarıyla elde etmesi gerekir.

Bunlar mancipatio, in iure cessio ve traditio’dur.

Preator Mülkiyeti:

Roma’da ticaretle uğraşanların çoğalmasıyla mancipatio veya in iure cessio’nun hantal halleri ticari hayat için gerekli olan çabukluk ve elastikiyeti sağlayamamaktaydı. Bu durum res mancipi’lerin traditio ile devrinin uygulanması sonucunu doğurmuştur. Ancak bu durumda bir res mancipi’yi mancipatio veya in iure cessio ile değil, tratio ile devralan Romalı, ius civile mülkiyetini değil praetor mülkiyetini iktisap ediyordu.

Bir res mancipi’nin satılıp tratio ile devredildikten sona ius civile maliki tarafından rei vindicatio (istihkak davası) ile geri istenmesi halinde praetor’lar malın zilyedini önceleri “satılmış ve teslim edilmiş mal defi” ile korumaya başladılar. Bu yeni durumun pasif olarak himaye edilmesiyle malın zilyedi Roma vatandaşı ise ius civile mülkiyetini zamanaşımı (usucapio) yoluyla iktisap ediyordu. Zamanaşımı tamamlanıncaya kadar malın, zilyedin malları içinde olduğu söyleniyordu.

Bu durum MÖ. 1. yüzyılda actio publiciana in rem adı verilen praetor davasıyla aktif olarak himaye altına alınınca, böyle zilyetlerin durumu daha da kuvvetlendi. Bir res mancipi’yi ius civile’nin aradığı usullerle devralmadıkları için zamanaşımı ile iktisap edebilecek konumda olan zilyet, herkese karşı ayni dava açabiliyordu.

Bu şekilde aynı mal üzerinde duplex dominium ortaya çıktı. Res mancipi’yi traditio ile devretmiş olan kimse ius civile mülkiyetine sahip olmaya devam ediyor, bu malı traditio ile devralmış olan kimseyse praetor hukukuna göre malik muamelesi görüyordu.

 

Aradığınızı Aşağıdaki Arama Motoruna Yazabilirsiniz

%d blogcu bunu beğendi: