Miras Hukukunda Korunan Menfaatler ve Yasal Mirasçılar

Miras Hukukunda Korunan Menfaatler

  • Mirasbırakanın menfaati
  • Mirasçıların menfaati
  • Mirasbırakanın ve mirasçıların alacaklılarının menfaati
  • Vasiyet alacaklılarının menfaati
  • Devletin menfaati

Yasal Mirasçılar

M.K-m.495’te düzenlenmiştir. Miras hukuku mirasçıları belirleyerek başlıyor. Bundan, sistemin ana ayağının kanuni mirasçılık olduğunu söyleyebiliriz.

BİRİNCİ BÖLÜM

YASAL MİRASÇILAR

  1. Kan hısımları
  2. Altsoy

Madde 495-Mirasbırakanın birinci derece mirasçıları, onun altsoyudur.

Çocuklar eşit olarak mirasçıdırlar.

Mirasbırakandan önce ölmüş olan çocukların yerini, her derecede halefiyet yoluyla kendi altsoyları alır.

            Altsoydan anladığımız, füru dediğimiz kavramı karşılar ve bundan da kastımız çocuklar, torunlar, torunun çocukları ve sairdir. İkinci fıkrada çocukların eşit olarak mirasçı olduğu belirtiliyor. Üçüncü fıkra olmasaydı da bu aynı şekilde uygulanacaktı. Bu üçüncü fıkra açıklama getiriyor.    

            Kanuna bakarsak, 496. maddede ana ve baba, 497. maddede büyük ana ve büyük baba demektedir. Daha sonrasında sağ kalan eş, evlatlık ve devlet olarak devam ediyor.

Kanun koyucu yasal mirasçılar başlığı altında bazı kimseleri saymıştır. Bundan söz ettik. Peki, kanun koyucu bu kişileri neye göre belirlemiştir?

Öncelikle miras sistemine baktığımızda kanuni mirasçıların belirlenmesinde iki tane sistem görüyoruz:

  • Sınıf esası
  • Zümre esası

Sınıf esası, çok kullanılmayan ve mirasçıları belli sınıflara ayırarak belirlenmiş bir Fransız sistemdir. Kanun koyucunun iradesi, kişinin hangi derecede mirasçı olacağını belirlemektedir. Yani sınıflara yerleştiriyor, belli bir soybağı mantığı işletilmeden mirasçılar belirlenmektedir.

Zümre esası ise, bizim kanunumuzun bir sistemidir. Birbirini izleyen kuşakların yer aldığı zümrelere göre mirasçının belirlenmiş olduğu sistemin adıdır. Bu esasın faydaları şudur; önceden bellidir. Kanunun yaptığı bu esas, 1926’dan beri aynıdır, değişmez. Açık ve sadedir. Belli bir mantık çerçevesinde çalışır.

Zümre dediğimize göre akrabalık/kuşak derecesi mirasçılığın da derecesini belirlemektedir.

Kanuni mirasçılıkta bu seçme esastır, hepsine veremezsiniz, mümkün değildir. Aralarında soybağı ilişkisi bulunan insanların arasında mirasçının veya mirasçıların kimin olacağının seçilmesi bir gereklilik olarak doğmaktadır. Kanuni mirasçıyı belirlerken bir seçim yapmak gerekmektedir. Bu seçimi nasıl yapacağımız da işte zümre sisteminde belirtilmektedir.

Şartlara göre belli zümreler yaratarak o zümrelerde yer alanların mirasçı belirlemek, bir sonraki zümreye mirasçı olarak görmemek esastır. Çünkü zümre esasına göre belirlenen mirasçılıkta önce gelen zümre, sonra gelen zümredeki insanların mirasçılığına engel olmaktadır. Bir seçim yapıyorsunuz, birinci zümreye onları koyuyorsunuz, onlar varsa alıyor, diğerleri alamıyor. Onlar yoksa mirasçı olmak üzere, bu sefer ikinci zümreyi belirliyorsunuz. Birinci zümredeki kişiler yoksa ikinci zümredekiler mirasçı oluyor. Bir ve ikinci zümrede kimse yoksa üçüncü zümredekiler mirasçı oluyor, sistem bu şekilde çalışıyor. Buna zümre usulü diyoruz.

Hukukumuza göre yasal mirasçılık şöyle ilerlemektedir:

  1. Zümre
  2. Zümre
  3. Zümre

2002’de yürürlüğe giren kanunumuzda önceki kanundan farklı olarak 4. zümre yoktur.

Miras Hukuku Bazı Ders Özetleri

Miras Hukuku Diğer Ders Özetleri İçin Tıklayınız.

Aradığınızı Aşağıdaki Arama Motoruna Yazabilirsiniz

Sizin bu konudaki yorumunuz nedir?

%d blogcu bunu beğendi: