Medeni Usul Hukuku / Pratik Çalışma-3

PRATİK – OLAY

(A) Geçirdiği kalp krizi sonucu ölmüştür. Mirasçı olarak karısı (K), 17 yaşındaki kızı (L) ve evli olup Bursa’ya yerleşmiş oğlu (O), defterleri ve hesapları incelerken babasının (B) den 15.000 TL alacağı olduğunu ve ödemesi için ihtar çekilmesine rağmen borcun ödenmediğini görür. Ayrıca babasının, memleketi olan Malatya’da ki bir arsanın mülkiyetinin kendisine ait olduğu iddiası ile (C) ve (D) aleyhine dava açtığını ve davanın devam ettiğini, avukat olarak da (Y) tarafından davanın yürütüldüğünü öğrenir. Bunların yanında kardeşi (L) nin babasından izinsiz kullandığı arabayla (E) nin bahçe duvarına zarar verdiği, babasının da bunun için (E) ye 3.500 TL olan zararının ödeneceği ile ilgili senet verdiğini ve bunun da ödeme zamanının geldiğini öğrenir.

 

SORULAR ve CEVAPLAR

Soru 1:

(O) babasının (B) den alacağı için dava açabilir mi?

Cevap 1

Mecburi dava arkadaşlığı, maddi hukuk sebebiyle birden fazla dava açması veya onlara karşı dava açılmasının zorunlu olarak kabul edildiği dava arkadaşlığıdır. Mecburi dava arkadaşlığının olduğu hallerde mecburi dava arkadaşlarından birisi tek başına dava açamaz. Bu durumda birden fazla kişi birlikte dava açmalı veya birden fazla kişiye birden dava açılmalıdır. Maddi hukuka dayanan mecburi dava arkadaşlığında ise, hüküm maddi hukuk gereğince birlikte verilmelidir. Bu yüzden dava birlikte açılmalıdır. Dava birlikte açılmalı, yürütülmeli ve tüm dava arkadaşları için tek bir karar verilmelidir. Medeni usul hukukunda mirasçılar tek başına dava takip yetkisine sahip değillerdir. Maddi hukuktan kaynaklanan mecburi dava arkadaşlığında;

– Hak ve borç üzerinde tarafların birlikte hareket etme zorunluluğu vardır. Örneğin elbirliği ile mülkiyet
– Hak ve borcun bölünemez oluşudur. Örneğin birden fazla kişinin kiracı olarak oturduğu bir yerde onlara karşı açılan tahliye davası

Olayda bir miras bırakan vardır. Mirasçılar terekeye el birliği ile mülkiyet esasına göre sahiptir. Mirasçılar mirasa konu mal üzerinde elbirliği ile mülkiyet sahibi olduğundan mirasçıların hepsi birden tasarruf yetkisine sahiptir. Mirasçılardan her biri tek başına tasarruf işlemi yapamaz. Elbirliği ile mülkiyet sahibi olan mirasçıların birlikte hareket erme zorunluluğu vardır. Bu nedenle davanın tüm mirasçılar tarafında açılması ve takip edilmesi gerekmektedir.Yani olayımızda davayı üç mirasçı birlikte açmalıdır.

Dava takip yetkisi dava şartıdır. Mecburi dava arkadaşlarından bir kısmı dava açmış ya da bir kısmına karşı dava açılmış ise dava hemen reddedilmez, diğer dava arkadaşlarının da davada yer almaları için süre verilir. Verilen süre içerisinde eksik dava arkadaşları davaya dâhil edilmezlerse dava takip yetkisi eksikliğinden reddedilir.

Bu nedenle (O) babasının (B) den alacağı için tek başına açtığı dava da dava takip yetkisi eksikliği nedeniyle hâkim hemen davayı reddetmez. Diğer mirasçıların da davaya katılması için uygun süre verir. Dava arkadaşlarından birisi dava açmak istemez ise, örneğin mirasçılardan birsi dava açmak istemez ise hâkim taksimin icrasına kadar miras şirketine bir mümessil tayin edebilir.

 

Soru 2:

(Y) (A) nın ölümünü bilmeden (A) adına (B) ye karşı dava açmış olsaydı. Bu davanın akıbeti ne olurdu, bu durumda nasıl bir karar verilmesi gerekirdir?

Cevap 2

Eğer sözleşmeden ve işin gereğinden aksi anlaşılmadıkça vekâlet verenin ölümü ile vekâlet sözleşmesi sona erer. Ölen kişinin taraf ehliyeti olmadığı için normal olarak hâkimin davayı reddetmesi gerekirdi. (A) öldüğü için sözleşme sona erer ve avukatın vekil sıfatı sona erer. (Y) (A) nın ölümü dolayısıyla dava açamazdı. Ancak olayımızda (Y) (A) nın ölümünü bilmemektedir. Bu nedenle avukatın vekâlet verenin ölümünden haberdar olmaması nedeniyle hâkim davanın reddine karar vermez. Ancak mirasçılara haber verilir ve mirasçılara ek süre verilerek davaya dâhil olmaları veya kendilerini temsil etmeleri için bir avukata vekâlet verilmesi istenir. Mirasçılar bunu yapmadığı takdirde hâkim davayı taraf ehliyeti yokluğundan usulden reddeder. Mirasçıların üçü birden davaya devam etmek isterse (Y) ye hepsi birden vekâlet vermek koşuluyla davaya devam edilir.

 

Soru 3 (a)

(A) nın sağ iken (C) ve (D) aleyhine dava açmasını istediği avukatı (Y) nin dava dilekçesini mahkemeye verirken vekâletini bulunmadığını gören hâkim ne yapmalıdır.

Cevap 3(a)

HMK m. 77 göre

(1) Vekâletnamesinin aslını veya onaylı örneğini vermeyen avukat, dava açamaz ve yargılamayla ilgili hiçbir işlem yapamaz. Şu kadar ki, gecikmesinde zarar doğabilecek hâllerde mahkeme, vereceği kesin süre içinde vekâletnamesini getirmek koşuluyla avukatın dava açmasına veya usul işlemlerini yapmasına izin verebilir. Bu süre içinde vekâletname verilmez veya asıl taraf yapılan işlemleri kabul ettiğini dilekçeyle mahkemeye bildirmez ise dava açılmamış veya gerçekleştirilen işlemler yapılmamış sayılır.

(2) Vekâletnamesi olmadan işlem yapmasına izin verilen ancak haklı bir sebep olmaksızın süresi içinde vekâletname ibraz etmeyen avukat, celse harcı ile diğer yargılama giderleri ve karşı tarafın uğradığı zararları ödemeye mahkûm edilir. Bunu kötüniyetle yapan avukat aleyhine, ceza ve disiplin soruşturması açılmasını sağlamak üzere, Cumhuriyet başsavcılığına ve vekilin bağlı olduğu baro başkanlığına durum yazıyla bildirilir.

 

Soru 3(b) 

Vekâletin bulunmadığının ön inceleme aşamasında farkına varan hâkim nasıl bir karar vermelidir?

Cevap 3(b)

HMK 114 de dava şartları belirtilmiştir. Buna göre HMK m.114 1/f göre Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması gerekmektedir. Denilmektedir.Bu bir dava şartıdır ve mahkeme dava şartlarının mevcut olup olmadığını her zaman kendiliğinden araştırır. HMK m.115/2 göre Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.

 

Soru 3 (c)

(Y) henüz stajyer avukatsa ve (A) adına dava açmak isterse hâkim nasıl bir karar vermelidir?

Cevap 3(c)

Avukatlık Kanunu m.26 göre Stajyerler, avukat yanında staja başladıktan sonra, avukatın yazılı muvafakati ile ve onun gözetimi ve sorumluluğu altında, sulh hukuk mahkemeleri, sulh ceza mahkemeleri ile icra tetkik mercilerinde avukatın takip ettiği dava ve işlerle ilgili duruşmalara girebilir ve icra müdürlüklerindeki işleri yürütebilirler.

Olayımızda görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olması, davanın malvarlığı ile ilgili olması nedeniyle stajyer avukat dava açamaz, davaya bakamaz.

 

Soru 4(a)

(E), (A) nın öldüğünden habersiz olarak alacak için (A) aleyhine dava açar. Mahkeme bu eksikliğin farkına varırsa nasıl bir yol izlemelidir.

Cevap 4(a)

Ölen kişinin taraf ehliyeti yoktur. Dava açılsa bile davaya devam edilmez. Dava şartı yokluğundan dava usulden reddedilir. Hâkim davanın görülmesi esnasında davalı taraf olan (A) nın öldüğünün tespit etmesi üzerine iradi taraf değişikliğine gider. Bu için davacı tarafın açık rızasını almalıdır. Çünkü HMK m. 124- (1) Bir davada taraf değişikliği, ancak karşı tarafın açık rızası ile mümkündür. Denilmektedir. Davacı tarafın rızası alınarak yapılan taraf değişikliği ile davaya mirasçılara karşı devam edilir.

 

Soru 4 (b)

(E) davayı 17 yaşında olan (L) ye karşı açmış olsa (L) ye karşı sürdürebilir mi?

Cevap 4(b)

Miras konusu olan mallar üzerinde mirasçılar elbirliği ile mülkiyete sahiptir. Bütün mirasçılar hep birlikte davacı olurlar. Mirasçıların davalı olması durumunda ise ikili bir ayrım vardır. Bölünemeyen borçlarda bütün mirasçıların isimler tek tek belirtilir. Dava hepsine karşı açılır. Bölünebilir para borçlarında ise, bütün mirasçılar müteselsil sorumludurlar.Sadece birine karşı da dava açılabilir. İhtiyari dava arkadaşlığını düzenleyen HMK m.57 de (1) Birden çok kişi, aşağıdaki hâllerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabilir: a) Davacılar veya davalılar arasında dava konusu olan hak veya borcun, elbirliği ile mülkiyet dışındaki bir sebeple ortak olması. b) Ortak bir işlemle hepsinin yararına bir hak doğmuş olması veya kendilerinin bu şekilde yükümlülük altına girmeleri hükmü mevcuttur.

(L) 17 yaşında sınırlı ehliyetsizdir. Dava ehliyeti yoktur. (Taraf ehliyeti vardır) Bu durumda (L) sadece kişiye sıkıya bağlı hakları kullanırken veya kendisine bir işle ilgili ilgilenme hakkı verilen işler de davayı kendi açabilir ve takip edebilir. Olayımızda para borcu var. Bu nedenle kanuni temsilcisinin de davada taraf olarak gösterilmesi ve kanuni temsilcinin davayı takip etmesi gerekir.

 

Soru 5

(A) nın mirasçıları B yerine ödeme gücü daha yüksek olan (B) nin kardeşine dava açmışlardır. Bu doğru mudur? Sonucu nedir?

Cevap 5

(B) nin kardeşinin hem taraf sıfatı hem de dava takip yetkisi yoktur. Bunun sonucu olarak da dava, taraf sıfatı ve dava takip yetkisi eksikliğinden reddedilir. Taraf sıfatı eksikliği, esasa ilişkin, dava takip yetkisi usule ilişkin bir eksikliktir.Bir davada hem usule hem esasa ilişkin bir eksiklik varsa dava usulden reddedilir. Çünkü usule ilişkin eksiklik davanın esasına girmeye engeldir.

 

Soru 6(a)

Malatya’ da görülmekte olan davada, (A) sağ iken (Y) yi azletmiş ve mahkemede duruşmaya girerek yeni bir avukata vekâlet vermek için süre istemiştir. Bu süre (A) ya verilmeli midir?

Cevap 6(a)

HMK m.77 / 4 Avukatın istifa etmesi, azledilmesi veya dosyayı incelememiş olması sebebiyle yargılama başka bir güne bırakılamaz. Ancak, dosyanın incelenmemiş olması geçerli bir özre dayanıyorsa, hâkim bir defaya mahsus olmak üzere, kısa bir süre verebilir. Verilen süre sonunda, dosya incelenmemiş olsa bile davaya devam olunur.
Bu nedenle hâkim kurak olarak bu durumda (A) ya süre vermez, yargılamayı başka bir güne bırakamaz. Ancak geçerli bir özre dayanıyorsa bir defaya mahsus süre verebilir.

 

Soru 6(b)

(Y), (A) nın davaya yaptığı masrafları bile ödememesine sinirlenerek, duruşmadan bir gün önce istifa etmiş, istifasını (A) ya bildirdiği gibi, istifa dilekçesin mahkeme dosyasına da koydurmuş, (A) da ertesi güne kadar avukat bulamayacağını, yeni bir avukat bulana kadar davayla ilgilenmezse sorumlu olacağını (Y) ye bildirmiştir. (A) haklı mıdır?

Cevap 6(b)

A iddiasında haklıdır. Çünkü HMK m. 82- (1) İstifa eden vekilin vekâlet görevi, istifanın müvekkiline tebliğinden itibaren iki hafta süreyle devam eder. Demektedir. Bu nedenle davayı iki hafta süreyle takip etmeyen (A) sorumlu olur.

 

Soru 7

Kendisine karşı dava açılan (O), avukatı (Z) ye sözlü talimat vererek davayla ilgilenmesini istemiş, ancak henüz noterden vekâlet vermemiştir. (Z) noterden vekâlet verinceye kadar davaya hazırlanabilmek için ilgili dosyayı incelemek ve fotokopi almak istemiş, ancak kalemdeki görevli, vekâletnamesi olmadan bunu yapamayacağını bildirmiştir.

Cevap 7

Avukatlık Kanunu m. 46 göre Avukat veya stajyer, vekâletname olmaksızın dava ve takip dosyalarını inceleyebilir. Bu inceleme isteğinin ilgililerce yerine getirilmesi zorunludur. Vekâletname ibraz etmeyen avukata dosyadaki kâğıt veya belgelerin örneği veya fotokopisi verilmez. Bu nedenle kalem görevlisinin dosyayı inceletmesi ama belge fotokopisi vermemesi gerekir.

Medeni Usul Hukuku Bazı Pratik Çalışmaları

Diğer Pratik ve Testler İçin Tıklayınız.

Aradığınızı Aşağıdaki Arama Motoruna Yazabilirsiniz

Youtube Kanalıma Abone olur musunuz? Kanalımda Hukuk Ders İçerikleri yanı sıra çeşitli konularda sohbetler paylaşıyorum arkadaşlarım arasına Abone olarak katılır mısın?

%d blogcu bunu beğendi: