Kamu Hizmeti Kavramının Tarihi Gelişimi

Kamu Hizmeti Kavramının Tarihi Gelişimi

Kamu hizmeti, bugün itibariyle idarenin görevini yerine getirmek üzere üstlendiği kamu yararına dönük bir faaliyet olarak ele alınmaktadır. Bu faaliyet kendine özgü bir hukuki rejime sahiptir. Bu hukuksal rejim, yürütülürken uyulması gereken ilkeler bakımından ve hangi usullerle yürütülmesi gerektiği konusunda bir özgülük göstermektedir.

Kamu hizmeti, bir zamanlar Fransız ve Türk İdare Hukukunda; idare hukukunun uygulama alanının kriterini oluşturan bir kavram olmuştur. Fransa’da o dönemde kurucusu Duguit olan ve aynı zamanda kamu hizmeti okulu olarak da bilinen bordo okulu vardır. Bu okula göre idare toplum yararını gerçekleştirmek için toplumsal bir ihtiyacı tatmine dönük olarak; kamu hizmeti sayılan bir faaliyet yerine getiriyorsa o faaliyet idare hukuku kurallarına tabiidir. Duguit, kamu gücü kavramını reddeder; ona göre idarenin aşkın, topluma tepeden bakara onun üzerinde bir baskı kurmasına neden olacak kamu gücü diye bir kavram yoktur. Bu kavram, bir varsayımdan ibarettir. İdare, birtakım faaliyetleri yerine getirmek için bazı üstün yetkilere ihtiyaç duymasının tek sebebi; o faaliyetlerin toplumsal bir ihtiyacı gidermek üzere kamu hizmetleri olmasıdır. Yani, idarenin sahip olduğu tüm yetkiler ve ayrıcalıklar kamu hizmetine dayanır ve kamu hizmeti ile sınırlıdır. Kamu hizmetine dönük olmayan herhangi bir alanda idare; yetki ve ayrıcalık kullanamadığı gibi faaliyette dahi bulunamaz.
Özetle; kamu hizmeti yoksa; idarenin üstün yetkileri ve ayrıcalıkları da yoktur.

İdare hukukuna tek bir kriter getirmesi ve bunu bütüncül bir biçimde sağlaması açısından kamu hizmeti kavramı; idare hukuku doktrini bakımından kilit bir kavram olmuştur. Bu durum içtihada da yansımış ve idarenin mali sorumluluğuna ilişkin davalar (idarenin eylem ve işlemlerden doğan zararların görüldüğü davalar) da idare hukuku alanına girer, denmiştir. (Örneğin, 1873 yılında Fransa’daki Uyuşmazlık Mahkemesi’nin Blanco kararında kamu hizmeti kriteri davayı görecek yargı kolunu ve uygulanacak hukuk rejimini belirlemiştir.) Ne zaman ki idare, kamu hizmetini yürütmektedir; o zaman o kamu hizmetinin yürütülmesinden kaynaklanan zararların giderilmesine ilişkin davalar ve kamu hizmetini yürütmek için idarenin tahsis ettiği işlemler ve eylemler idare hukuku rejimine tabiidir.

İdare hukukunun içinde kamu gücü kavramına yer vermeyen ve idarenin varlığını kamu hizmetiyle sınırlandıran bu anlayış; 20. yüzyılın başında Fransa’da o dönemki liberal ruha uygundu. Zira, kamu gücü kavramı, toplumdan kopuk ve topluma tepeden bakan ve sadece emir-yasaklarla faaliyette bulunan bir devlet simgesini akla getirmektedir. Kamu hizmetinin kilit kavram olduğu bu anlayışta, devlet toplumun üstündeki konumundan; bir bakıma aşağı iniyor ve topluma doğrudan doğruya hizmet sunan bir aktör halini almaktadır.

Kamu hizmeti, kavramı hukuki anlamda Fransız Devrimi ile başlayan ve hukuk devleti ilkesinin bir gereği olan idarenin sahip olduğu yetkilerin sınırlandırılması anlayışında önemli bir aşamayı oluşturmuş ve hukuk devletini de bir anlamda tamamlamıştır. Kamu hizmeti kavramının meşruluğu; idarenin varlığını kamu hizmeti kavramından almasına bağlanmıştır. Yani salt idare, devlet olduğu için; hükümdarın şahsındaki bir referans dolayısıyla değil; topluma hizmet sunduğu için bunlara sahiptir; argümanı kamu hizmeti kavramının meşruluğunu oluşturmaktadır.

Kamu hizmeti, yaşadığı yükselişin ardından; ideolojik ve hukuki olarak gerilemiştir. Yapılan özelleştirmelerle birlikte kamu hizmetinin alanı daralmıştır. Hukuki açıdan bakıldığında, kamu hizmeti kavramı bir kriter olmaktan çıkmış ve güncellenmiş kamu gücü anlayışı; kamu hizmetinin yerini almıştır. İdarenin yürüttüğü ve kamu hizmeti alanında olan her türlü faaliyet, idare hukukunun uygulama alanına girer tezi Duguit’nin hayatta kaldığı zamanlarda geçerliydi.

Ancak devletin toplumsal hayata her türlü müdahalesiyle özellikle ekonomik nitelikteki bazı faaliyetlerin devlet tarafından kamu hizmeti olarak yürütülmesiyle tamamen anlamını yitirdi. Dolayısıyla kamu hizmeti sayılan hizmetlerin bir kısmı idare hukuk kurallarına göre; diğer kısmı özel hukuk kurallarına göre yürütülüyor dediğinizde; kamu hizmetinin idare hukukunun uygulama alanını oluşturduğu kriteri ortadan kalkmaktadır.

Aradığınızı Aşağıdaki Arama Motoruna Yazabilirsiniz

%d blogcu bunu beğendi: