İspatın Gerekli Olmadığı Haller / Medeni Usul Hukuku

İspatın Gerekli Olmadığı Haller

A. İkrar

Bir tarafın kendi aleyhine karşı tarafça ileri sürülen, bir olayın doğruluğunu kabul etmesidir. İkrar, talep sonucunu haklı çıkaran vakıalardan birisinin kabul edilmesidir. Bu beyan diğer tarafı ispat yükünden kurtarır. İkrar sonucu artık ikrar edilen konu çekişmeli olmaktan çıkar, İkrar edilen vakıanın ispatı da ortadan kalkar. Bu nedenle ikrar, tek taraflı bir usul işlemi değil, delil ikame faaliyetini ve ispat ihtiyacını ortadan kaldıran bir taraf beyanıdır. Davada birkaç vakıanın ikrar edilmiş olması davanın kabul edildiği anlamına gelmez. Bir tarafın susması da ikrar sayılmaz.

Kendiliğinden araştırma ilkesinin uygulandığı davalarda ikrar geçerli değildir. Örneğin babalık davasında, boşanma davasında ikrar hâkimi bağlamaz. Bu da ikrarın delil olmadığının kanıtıdır.

İkrarın Yapılış Biçimi

İkrar mahkemeye yazılı veya sözlü bir beyan ile yapılır. Tek taraflı bir işlemdir. Görevsiz bir mahkeme yapılan ikrar görevli bir mahkemede de geçerlidir. Ceza mahkemesinde yapılan bir ikrar hukuk mahkemesinde de geçerlidir. Sulh görüşmelerinde yapılan ikrar davada ileri sürülemez. Avukatlar müvekkili adına ikrar da bulunabilir. Vekilin yaptığı ikrara müvekkil duruşmada itiraz edebilir. O an itiraz edilmezse sonradan itiraz edilemez. Maddi bir hatadan kaynaklanmadıkça ikrardan dönülemez.  Karşı tarafın ikrardan dönülmesine muvafakat verilirse geri dönülemez. İstisna olarak, kişi usulüne uygun isticvap edilmek üzere davet edilip gelmezse, kişi ikrar etmiş sayılır.

Basit (Adi) İkrar

Karşı tarafın sürdüğü olayın doğruluğunun, aynen kabul edilip hiçbir ekleme yapılmadan beyan edilmesi  (adi) basit ikrardır. “evet ama”,” ya da”, “fakat” gibi hiç ilave edilmeden yapılması gerekir.

Vasıflı (Gerekçeli-Mevsuf-Nitelikli) İkrar

Karşı tarafın bildirdiği vakıanın kabul edildiği bildirilir ancak bu vakıanın hukuki niteliğinin iddia edilenden farklı olduğu, ileri sürülebilir. Başka bir ifadeyle, ileri sürülen olay doğrulanmakla birlikte karşı tarafın ileri sürdüğünden farklı bir vasfının olduğu iddia edilmektedir. U nedene vakıayı iddia eden iddia ettiği vasıf ve şekliyle ispat faaliyetinde bulunmalıdır.  Vasıflı ikrarda bulunan işi, öne sürdürdüğü iddiasını ispat edip etmeme konusunda ikrar bölünebiliyorsa ispat yükü vasıflı ikrar yapana düşer. İkrar bölünemiyorsa ispat yükü davacıdadır. 

Bileşik (Mürekkep-Karmaşık) İkrar

İkrar eden kişi karşı tarafça ileri sürülen olayı, vakıayı kabul etmekle birlikte, o olaydan çıkarılmak istenen hukuki sonucun, doğumuna engel olan veyahut sona erdiren yeni bir olay ileri sürmesidir. Vasıflı ikrar ile bileşik ikrar birbirine karışmaktadır.  Bileşik ikrarda ikrar edenin ikrarına başka bir vakıa eklenmesi suretiyle yapılır. Oysa vasıflı ikrarda ikrarın vasfına yöneliktir. Yani vasıflı ikrarda vakıa tektir, onun vasfı tartışmalıdır. Bileşik ikrarda ise ikrar edilen vakıayla bağlantılı ya da bağlantısız yeni bir vakıa eklenmesi yapılmaktadır İki şekli mevcuttur.

Bağlantılı Bileşik İkrar: İkrara eklenen vakıa ile ikrar edilen arasında doğal bir bağlantı varsa bağlantılı bileşik ikrar olur. Bu ikrar bölünebilir. Otomobil aldım ama borcumu ödedim.

Bağlantısız Bileşik İkrar: İkrara eklenen vakıa ile ikrar edilen arasında doğal bir bağlantı yoksa bağlantısız bileşik ikrar olur. Otomobil aldım ancak alacaklı ile olan alacağımla takas ettim.

İkrarın Bölünmesi

İkrarın bölünmesi, ikrar edilen vakıanın ispat edilmiş sayılıp, (vakıaya dayanan tarafın ispat yükünden kurtulup) ikrara eklenen vakıanın ikrarda bulunan karşı tarafça ispat edilmesi gerektiğini ifade eder. Basit ikrarda karşı taraf iddia edilen vakıayı aynen kabul ettiği ve ikrara bir ekleme yapmadığı için ikrarın bölünmesi söz konusu olmaz. Vasıflı ikrarın bölünemeyeceği doktrin ve uygulamada kabul edilmektedir. Bu tür ikrarda iddia edilen vakıa kabul edilmekle birlikte onun doğumu bakımından hukuki niteliğini reddetmektedir. Evet, bir otomobil aldım ancak bu satış değil bağıştı. Bağlantılı bileşik ikrar ve bağlantısız bileşik ikrar kural olarak bölünebilir. Bağlantılı bileşik ikrarın bölünmesine örnek olarak; evet, 3000 TL para aldım ancak ödedim ikrarı karşısında artık 3000 TL nin verildiğinin ispatına gerek kalmamıştır. Artık davalı 3000 TL yi aldığını ikrar etiğine göre, ödediğini artık kendisi ispat etmelidir. Bağlantısız bileşik ikrarın bölünmesinde ise ikrar edenin ikrarına eklediği vakıa ile ikrar etiği vakıa arasında hiçbir bağlantı yoktur. (borç ikrar edilir ancak takas yapıldığı belirtilir) Artık takas olayı davalı tarafından ispatlanmak durumundadır.

İkrardan Dönme (ikrarın Geri Alınması)

Maddi hatadan kaynaklanmadıkça ikrardan dönülemez. Maddi hata, ikrar edilen vakıa ile gerçeğin birbirine uymamasıdır. Islah yoluyla ikrar hükümsüz bırakılamaz. Karşı tarafın muvafakati ile ikrar geri alınabilir.

B. Çekişmesiz Vakıalar

Bir davanın çözümünde etkili olabilecek nitelikte ve taraflar arasında çekişmeli olan uyuşmazlık konusu vakıaların ispatı için delil gösterilir. Davanın çözümüne etkili olmayan olayların ispatı gerekli değildir. Sadece dava için önemli ve çekişmeli vakıaların ispatının aranması, özellikle davanın gereksiz yere uzamaması için önemlidir. Yine tarafların üzerinde ki anlaştıkları çekişmeli olmayan huşular için de delil gösterilesine gerek yoktur. Hâkimin bir dava yoluyla öğrendiği vakıaların da ispatına gerek yoktur. Hâkimin kişisel olarak sahip olduğu bilgileri, bir davayla ilgili yargılama dışında özel olarak öğrendiği vakıaları yargılamada değerlendiremez.

C. Herkesçe Bilinen Vakıalar

Herkesçe bilinen ve bilinmesi gereken vakıaların ispatına gerek yoktur. Bir vakıanın herkesçe bilinen nitelikte olması halinde ispatı gerekmese de onun aksinin ileri sürülemeyeceği anlamına gelmez. Ancak herkesçe bilinen vakıalar, zaman ve yere göre değişebilir. Herkesçe bilinen bir vakıanın aksini ileri süren taraf, ileri sürdüğü bu hususu ispatlayabilir. Hâkimin mesleği gereği bildiği şeylerin ispatı gerekmez. Ancak hâkimin özel yaşamı sebebiyle bildiği hususlar, buradaki herkesçe bilinen ve ünlü vakıalardan sayılamaz, hâkimin de bu bilgiyi davada kullanması mümkün değildir. Çünkü hâkimin aynı davada tanık olması hâkimin reddi sebebidir. Hâkimi taraflardan birisi tanık olarak göstermişse hâkim kendisini reddedip, sahip olduğu bilgiyi tanık olarak aktarması gerekir.

D. Karineler

Karine bilinen bir olaydan, özellikle bilinmeyen bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu sonucunun çıkarılmasına imkân sağlayan kuraldır. İspat hukukunda karine vasıtalı delillerle ispat edilen olayın, ispat edilmeyen sonucu olarak tanımlanmaktadır. Karineye dayanılması halinde ispat yükü karşı tarafa geçmez. Uyuşmazlığa uygulanacak koşul vakıanın yerine karine temelini oluşturan vakıalar, yine ispat yükünü taşıyan kişi tarafından ispatlanacaktır. HMK m. 190/2 “Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” Karine esas olarak iki parçadan oluşur. Karinenin temeli ve karinenin sonucudur. Örneğin, zilyetliğin mülkiyete karine teşkil etmesinde zilyetlik karinenin temelidir. Mülkiyet ise karinenin sonucudur. Karinenin temelinin gerçekliği ispat edilmelidir. Karinenin sonucunu ispat etmeyebiliriz. 

Aradığınızı Aşağıdaki Arama Motoruna Yazabilirsiniz

%d blogcu bunu beğendi: