İspat Türleri / Medeni Usul Hukuku

İspat Türleri

A. Asıl İspat – Karşı İspat – Aksini İspat

Asıl İspat:

Bir vakıaya dayanan ve o vakıayı  ispat yükü altında bulunan tarafın yerine getirildiği ilk gerçekleşen ispat faaliyetidir. Asıl ispatın hedefi, hâkimde iddia olunan vakıaların gerçekleştiği ya da gerçekleşmediği konusunda kanaat uyandırmaktır.

Karşı İspat:

Asıl ispat faaliyeti henüz ispat faaliyeti amacına ulaşmadan, hâkimde oluşan geçici kanaati sarsmak veya çürütmek üzere, karşı tarafa yapılan ispat faaliyetine ise “karşı ispat” denir. Hakimde asıl ispat yükünü taşıyan taraf tarafından oluşturulan kanaatin sarsılması ve karşı tarafın iddialarının doğruluğu hakkında hakimde şüphe uyandırmaktır. Karşı ispat ikiye ayrılır. 

  1. Doğrudan karşı ispat: Doğrudan asıl ispatın konusunu oluşturan, vakıalara yönelerek, bu vakıa iddiasının doğru olmadığını ispata çalışır. Hâkimde asıl ispat faaliyeti sonucu oluşan kanaati yıkmak, baştaki belirsizlik halinin devamını istemektedir.
  2. Dolaylı Karşı İspat: Hâkimde oluşan geçici kanaati sarsmak içi, asıl ispatın konusunu oluşturan vakıalar hakkında değil, dayanılan hukuk kuralının koşul vakıasına yabancı olan, asıl ispat sonucunu sarsacak, bir sonuç çıkaramaya elverişli yeni vakıa iddialarını (ki bunlar emare olarak adlandırılır.) ispata çalışır.

Aksini İspat:

Asıl ispat konusunu oluşturan, vakıaların ispat edilmiş sayılmasından sonra karşı tarafın, o vakıanın aksini (gerçekleşmemiş olduğunu ya da asıl ispatın konusu menfi vakıa ise gerçekleşmiş olduğunu) ispata çalışmalıdır. Aksini ispat kural olarak yasal karinelerin çürütülmesine yönelik bir ispat faaliyetidir. Aksini ispat, aslında bağımsız bir asıl ispat faaliyetidir.

Aksini ispat ile karşı ispat arasındaki temel fark şudur.

Karşı ispatta, bir taraf vakıa hakkında asıl ispat faaliyetinde bulunur; diğer taraf onun doğru olmadığını ortaya koymaya çalışır.

Aksini ispatta ise; bir tarafın dayandığı vakıaya ispata (asıl ispat faaliyetine) gerek yoktur. Zira o vakıa zaten bir karine gereğince ispat edilmiş sayılmaktadır. Dolayısıyla iddia edilen bir vakıa için karşı bir ispat faaliyeti değil, var kabul edilen vakıanın salında öyle olmadığı (aksini) ispat söz konusudur.

B. Doğrudan İspat – Dolaylı İspat

Doğrudan İspat:

İspat doğrudan iddia olunan vakıaya ilişkin (onun varlığını gösterici) deliller aracılığıyla yapılıyorsa buna doğrudan ispat denir. 

Dolaylı İspat:

İddia edilen vakıayı doğrudan yansıtan ve kendisinden vakıanın oluşu hakkında doğrudan kanaat edinilebilecek delillerle değil, emare teşkil eden diğer komşu vakıaların varlığına dayanılarak, çekişmeli vakıa hakkında hâkim tarafından (delilerin değerlendirilmesi) bir sonuca varılması yoluyla ispata çalışmaktır. Bu ispat türüne genel anlamda emare ispatı da denir. Dolaylı ispatta hakim tecrübelerinden yararlanacaktır.

Dolaylı İspatla İlgili Kavramlar

Emare İspatı: Uygulanacak koşul vakıaya yabancı komşu vakıaların ispatlanmasıdır. Hayat tecrübeleri kuralına dayanır. Örneğin evinde yangın çıkan kimsenin yangından kısa bir süre önce evini sigortalatması ve o sırada mali durumunun da çok kötü olması ve bir bidon benzin satın almış olması evin ev sahibi tarafında yakıldığını kuşkusu uyandıracaktır. Tüm bu komşu vakıalar evin ev sahibi tarafından yakıldığının emareleridir. Emare dolaylı ispatta dayanılan vakıa olarak da tanımlanabilir. Emarelerin ispatında komşu vakıalardan hayat tecrübeleri ve mantık kuralları çerçevesinde somut vakıa hakkında bir sonuç çıkarılmaya çalışılır. Fiili karine yoluyla ispatta aslında bir emare ispatıdır. Emare vakıa ve bu vakıanın dayanağı olan tecrübe kuralı kuvvetli ise “kuvvetli emare ispatı” zayıf ise “basit emare ispatı” karşımıza çıkar. Yargıtay bu konuda “hayatın olağan akışı” deyimini kullanmaktadır. Hayatın olağan akışına aykırı bir olaya dayanan kimse bu olayı ispat etmesi gerekir. Öğrenildiği zaman sıradan alışılagelmiş ve doğruluğundan tereddüt edilmeyen olaylar hayatın olağan akışına uygundur. Hayat tecrübelerine göre kabulü zor ve imkânsız olan olaylar ise hayatın akışına aykırıdır. Yargıtay’a göre olayda dayanılan vakıalar hayatın olağan akışına uygun ise bu vakıalar ispatlanmış sayılmaktadır.

İlk Görünüş İspatı: Buna nitelikli emare ispatı da denilmektedir. İlk görünüş ispatının esası, nitelikli bir emare ispatına dayanmaktadır. İlk görünüş ispatında, emare ispatından farklı olarak, olayların tipik akışı, ilk bakışta belirli bir kanaat oluşmasına neden olmaktadır. İlk görünüş ispatı, hayat tecrübelerine özellikle de tipik hayat akışına göre bir vakıa iddiasının ancak öyle gerçekleşmiş olabileceğini ve ilk göründüğü şeklinin kabulünü esas alır. Emare ispatında olduğu gibi ilk görünüş ispatı da yüksek tecrübe kurallarının varlığını gerekmektedir. Yapılan iğneden sonra felç olan hastanın iğne sebebiyle felç olduğu ilk görünüş ispatıyla kabul edilir. Bir hastanın karnından makas, tampon çıkarılırsa ve ilk ameliyat ile bu objelerin unutulduğunun tespit edildiği ikinci ameliyat arasında başka bir ameliyat da geçirmemiş olması halinde bu objelerin, ilk ameliyatta unutuldu yine ilk görünüş ispatı ile kabul edilir. Bir ağaca çarpan şoför yine bu kurala göre kusurlu sayılır. İki aracın çarpışmasındaki kazada sol şeritte seyreden aracın kusurlu olduğu örnekleri verilebilir.

Aradığınızı Aşağıdaki Arama Motoruna Yazabilirsiniz

%d blogcu bunu beğendi: