İdari Yargının Görev Alanına Giren ve Girmeyen Konular
  1. Ana Sayfa
  2. İdari Yargılama Hukuku

İdari Yargının Görev Alanına Giren ve Girmeyen Konular

İDARİ YARGININ GÖREV ALANINA GİREN KONULAR

İdari uyuşmazlıklar, kural olarak idari yargıda çözümlenir. Genel görev ilkesi gereğince, idari uyuşmazlıklarda, bir yasal düzenleme ile diğer yargı kolları açıkça görevli kılınmadıkça, idari yargı mercileri görevlidir. İdari uyuşmazlıkların çözümü için adli yargıda dava açılabilmesi için açık bir yasal düzenlemenin bulunması gerekmektedir.
İdari yargının görev alanına giren konular genel olarak şu şekilde belirtilebilir:

Devlet ve Diğer Kamu Tüzel Kişilerinin İdari Nitelikteki İşlemleri: Devlet ve diğer kamu tüzel kişilerinin idari nitelikte olan, yani kamu gücü kullanarak yaptığı işlemleri, idari yargının görev alanına girer. Örneğin, kamulaştırma ve diziplin cezası verme gibi işlemler, idarenin kamu gücü kullanarak gerçekleştirdiği işlemler olduğu için idari yargının görev alanındadır. Devlet ve diğer kamu tüzel kişilerinin kamu gücü kullanmaksızın gerçekleştirdikleri, özel hukuka tabi faaliyetleri ise idari yargının görev alanına girmez. Örneğin, belediyenin bir taşınmazı kiraya vermesi işlemi, özel hukuka tabi bir işlem olduğu için idari yargının değil, adli yargının görev alanına girer.

Özel Hukuk Kişilerinin İdari Nitelikteki İşlemleri: Özel hukuk kişilerinin de kamu gücü kullanarak kamu hizmeti niteliğinde işlemler gerçekleştirmesi mümkündür. Bu işlemler de idari yargının görev alanına girer. Örneğin, Türkiye Futbol Federasyonu ve Türkiye Diyanet Vakfı her ne kadar birer özel hukuk kişisi olsa da, bunlar tarafından gerçekleştirilen idari nitelikteki işlemler de idari yargının görev alanına girer.

Yasama ve Yargı Organlarının İdari Nitelikteki İşlemleri: Yasama organının yasama faaliyeti kapsamına girmeyen, yargı organının ise yargı faaliyeti kapsamına girmeyen işlemleri bulunmaktadır. Bu işlemler de idari yargının görev alanına girer. Örneğin, TBMM’de görevli personelin emekliye ayrılması işlemi idari nitelikte bir işlemdir ve dolayısıyla idari yargının görev alanındadır.

Kamu İktisadi Teşebbüslerinin İdare Hukukuna Tabi İşlemleri: Kamu iktisadi teşebbüslerinin idare hukukuna tabi işlemleri de idari yargının görev alanına girer. Bunların kuruluşlarına ve iç ilişkilerine ilişkin işlemler, idari yargının görev alanındadır. Örneğin, bir kamu iktisadi teşebbüsüne genel müdür atanması, idari yargının görev alanındadır.

Kamulaştırma İşlemleri: Kamulaştırma işlemine karşı açılacak iptal davaları idari yargıda görülür. Kamulaştırma işlemine karşı açılan iptal davası hariç, Kamulaştırma Kanunu’nun uygulanmasından kaynaklanan diğer tüm davalar adli yargının görev alanına girer (KamK m. 14).

Kamu Görevlilerinin İşledikleri Kusurlardan Doğan Davalar: Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları, kendilerine rücu edilmek kaydıyla ve kanunun gösterdiği şekil ve şartlara uygun olarak, ancak idare aleyhine açılabilir (AY m. 129/5). Dolayısıyla bu davalar idari yargının görev alanına girer. Örneğin, Devlet hastanesinde çalışan doktora, yanlış tedavi uyguladığı gerekçesiyle açılacak tazminat davaları ancak idari yargıda idareye karşı açılabilir.

Yine, mahkeme kararlarının süresi içinde kamu görevlilerince yerine getirilmemesi hâlinde tazminat davası ancak ilgili idare aleyhine açılabilir (İYUK m. 28/4). Dolayısıyla bu davalar da idari yargının görev alanına girer.

Özel Kanunlarda İdari Yargının Görevli Kılındığı İşlemler: Özel kanunlarda, idare tarafından gerkeçleştirilen eylem veya işlemlerin idari yargının görev alanına girdiği açıkça düzenlenmiş olabilir. Örneğin, Posta Hizmetleri Kanunu’na göre, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun her türlü idari karar, eylem ve işlemlerine karşı açılacak davalar idari yargının görev alanına girer (PHK m. 20/1).

II. İDARİ YARGININ GÖREV ALANINA GİRMEYEN KONULAR

İdari yargının görev alanına girmeyen uyuşmazlıklar şunlardır:

Yasama Organının Yasama Faaliyetleri: Yasama yetkisi Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisinindir (AY m. 7). Türkiye Büyük Millet Meclisinin idari nitelikte işlemleri bulunmakla birlikte, asli görevi yasama faaliyetinde bulunmaktır. TBMM’nin yasama işlemi niteliğindeki işlemleri idari yargının görev alanına girmez. Örneğin, kanun koymak, değiştirmek ve kaldırmak; bütçe ve kesin hesap kanun tekliflerini görüşmek ve kabul etmek; para basılmasına ve savaş ilânına karar vermek; milletlerarası andlaşmaların onaylanmasını uygun bulmak, genel ve özel af ilânına karar vermek gibi işlemler TBMM’nin yasama faaliyetine giren işlemleridir ve idari yargının görev alanı dışındadır.

Yargı Organının Yargısal Faaliyetleri: Yargı mercilerinin idari nitelikte işlemleri bulunmakla birlikte, asli görevi yargısal faaliyette bulunmaktır. Yargı mercilerinin yargılama faaliyeti kapsamındaki işlemleri idari yargının görev alanına girmez. Burada kastedilen, yargısal işlemlerin ayrı bir idari davaya konu edilememesidir. Örneğin, Cumhuriyet savcısının vermiş olduğu kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kaldırılması için itiraz yoluna gidilir; idari yargıda dava açılamaz. Keza, idare mahkemesinin verdiği kararın kaldırılması için istinaf veya temyiz yoluna gidilir; idari yargıda ayrıca bir dava açılamaz.

Seçim Uyuşmazlıkları: Seçimler, yargı organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılır. Fakat seçimlerin başlamasından bitimine kadar, seçimin düzen içinde yönetimi ve dürüstlüğü ile ilgili bütün işlemleri yapma ve yaptırma, seçim süresince ve seçimden sonra seçim konularıyla ilgili bütün yolsuzlukları, şikayet ve itirazları inceleme ve kesin karara bağlama ve Türkiye Büyük Millet Meclisi üyelerinin seçim tutanaklarını ve Cumhurbaşkanlığı seçim tutanaklarını kabul etme görevi idari yargı mercilerinin değil, Yüksek Seçim Kurulunundur (AY m. 79).

Mali Uyuşmazlıklar: Merkezî yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarını Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamak ve kanunlarla verilen inceleme, denetleme ve hükme bağlama işlerini yapmak idari yargı mercilerinin değil, Sayıştayın görevidir (AY m. 160/1).

İdarenin Özel Hukuk İlişkilerinden Kaynaklanan Uyuşmazlıklar: İdarenin özel hukuk sözleşmelerinden kaynaklanan uyuşmazlıkla idari yargının değil, adli yargının görev alanına girer. Bu kapsamda, abonman sözleşmeleri, öğrenci kredi ve burs sözleşmeleri, ihale sözleşmeleri, hizmet sözleşmeleri, kira ve alım-satım sözleşmeleri, bayilik sözleşmeleri ve yap-işlet-devret modeli uyarınca yapılan sözleşmeler adli yargının görev alanındadır.

Fakat, idarenin özel hukuk sözleşmelerinin imzalanmasından önceki aşamada mey-dana gelen uyuşmazlıklar adli yargının değil, idari yargının görev alanına girer. Çünkü, henüz ortada sözleşme yoktur. Adli yargı, bu sözleşmelerin imzalanmasından sonraki aşamada meydana gelen uyuşmazlıklarda görevlidir. Örneğin, idarenin ihale kararı alması idari yargının görev alanına; alınan karar üzerine imzalanan ihale sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklar ise adli yargının görev alanına girer.

Kamu İktisadi Teşebbüslerinin Özel Hukuka Tabi İşlemleri: Kamu iktisadi teşebbüslerinin kuruluşlarına ve iç ilişkilerine ilişkin işlemleri idari yargının görev alanına girer. Fakat bunların günlük işleri ve üçüncü kişilerle ilişkileri, özel hukuka tabidir ve do-layısıyla adli yargının görev alanına girer.

İdarenin Haksız Fiilleri (Fiili Yol): Fiili yol, idarenin haksız fiil mahiyetinde olan, temel hak ve hürriyetleri açık şekilde ihlal eden, hukuka aykırı eylemleridir. Fiili yolun en bilinen örnekleri, yok hükmündeki işlemlerin uygulanması ve kamulaştırmasız el atmadır. İdarenin, kanundaki usullere uygun olmaksızın yıkım yapması, kişilerin özel hayatlarını ihlal etmesi ve haberleşmelerini engellemesi gibi eylemleri, fiili yola birer örnektir.
İdarenin fiili yol şeklindeki eylemleri idari nitelikte değil, haksız fiil niteliğindedir; dolayısıyla bu eylemlerden doğan uyuşmazlıklar adli yargının görev alanına girer.

Tapu Sicilinin Tutulmasından Doğan Uyuşmazlıklar: Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devlet sorumludur (TMK m. 1007/1). Uyuşmazlık Mahkeme-sine göre, Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, adli yargının görev alanına girer. Tapu sicilindeki yanlışlıklar, ilgililerin yazılı rızaları olmadıkça, ancak mahkeme kararıyla düzeltilebilir (TMK m. 1027/1). Bu hususta da adli yargı mercileri görevlidir.

Ticaret Sicili İşlemlerine Karşı İtirazlar: Tescil, değişiklik veya silinme istemleri ile ilgili olarak ticaret sicil müdürlüklerince verilen kararlara karşı yapılacak itirazlar, ticaret mahkemesinin, dolayısıyla adli yargının görev alanına girer (TTK m. 34/1).

Vesayet Dairelerinin Hukuka Aykırı İşlemlerinden Doğan Davalar: Devlet, vesayet dairelerinde görevli olanların hukuka aykırı olarak sebebiyet verdikleri zararlardan doğrudan doğruya sorumlu olduğu gibi; vasi, kayyım ve yasal danışmanlara tazmin ettirilemeyen zararlardan da sorumludur (TMK m. 468/1). Vesayetle ilgili tazminat ve rücu davaları asliye hukuk mahkemesinde, dolayısıyla adli yargıda görülür (TMK m. 469/2).

Nüfus Kayıtlarına İlişkin Düzeltme Davaları: Nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme davaları, asliye hukuk mahkemesinde, dolayısıyla adli yargıda açılır (NHK m. 36/1-a).

İcra ve İflas Dairesi Görevlilerinin Kusurlarından Doğan Tazminat Davaları: İcra ve İflas Dairesi görevlilerinin kusurlarından doğan tazminat davaları, ancak idare aleyhine açılabilir. Devletin, zararın meydana gelmesinde kusuru bulunan görevlilere rücu hakkı saklıdır. Bu davalara adli yargı mahkemelerinde bakılır (İİK m. 5).

Karayolları Trafik Kanunu’ndan Doğan Sorumluluk Davaları: İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, Karayolları Trafik Kanunu’ndan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, davaların adli yargıda görülmesini engellemez (KTK m. 110/1). Hemzemin geçitte meydana gelen tren trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır (KTK m. 110/1). Karayolları Trafik Kanunu’na göre, sürücü belgelerinin geri alınmasında ve iptalinde de adli yargı mercileri (sulh ceza hakimlikleri) görevlidir (KTK m. 112/1).

İdari Yaptırım Kararlarına Karşı İtirazlar: Kabahatler Kanunu’na göre, idarî para cezası ve mülkiyetin kamuya geçirilmesine ilişkin idarî yaptırım kararlarına karşı itirazlar sulh ceza hakimliklerinin, dolayısıyla adli yargının görev alanına girer (KK m. 27/1). Kural bu olmakla birlikte, diğer kanunlarda idari yaptırım kararlarına karşı itirazların idari yargının görev alanına girdiği özel olarak belirtilmiş olabilir. Örneğin, 5307 sayılı Kanun’a göre, EPDK tarafından işletmelere verilen idari yaptırımlara karşı açılacak davalar (m. 18/3); İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu hükümleri uyarınca verilen bazı idari para cezalarına karşı açılacak davalar (İSGK m. 26); Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu hükümleri uyarınca verilen idari para cezalarına karşı açılacak davalar; Çevre Kanunu hükümleri uyarınca verilen idari para cezaları14; Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca verilen idari para cezalarına karşı açılacak davalar (TKHK m. 78/2) ve Posta Hizmetleri Kanunu’na göre, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunca verilen idari para yaptırımlara karşı açılacak davalar (PHK m. 20) idari yargının görev alanına girer.

Kadastro Uygulamalarından Doğan Davalar: Kadastro Kanunu’nun uygulanmasından doğan davalar da adli yargının görev alanına girer (KadK m. 24/1). Ayrıca, Orman Kanunu’na göre, orman kadastro komisyonlarınca alınan kararlara ilişkin düzenlenen tutanak ve haritalara karşı itirazlar, adli yargının görev alanına girer (OrK m. 11/1).

Kamulaştırma Kanunu’ndan Doğan Davalar (Kamulaştırma İşlemine Karşı Açılan İptal Davası Hariç): Kamulaştırma işlemine karşı açılan iptal davası hariç, Kamulaştırma Kanunu’nun uygulanmasından kaynaklanan diğer tüm davalar adli yargının görev alanına girer (KamK m. 14).

İş ve Sosyal Güvenlik Mevzuatından Kaynaklanan Uyuşmazlıklar: İş Kanunu uyarınca verilen idari para cezalarına karşı itirazlar ve diğer iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan idari para cezalarına karşı itirazlar ile Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumunun taraf olduğu iş ve sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinin, dolayısıyla adli yargının görev alanına girer (İMK m. 5/b).

Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’ndan Doğan Uyuşmazlıklar: Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda aksine hüküm bulunmayan hallerde, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıklar iş mahkemelerinde, dolayısıyla adli yargıda görülür (SSGSSK m. 101).

Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’dan Doğan Çeşitli Uyuşmazlıklar: Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’nun uygulanmasından kaynaklanan çeşitli uyuşmazlıklar adli yargının görev alanına girer. Örneğin, borçlu elinde haczedilen mallara karşı istihkak iddiaları (m. 66), ihalenin feshi (m. 99) ve tasarrufun iptali (m. 24-27) adli yargının görev alanına girer.

Koruma Tedbirlerinden Doğan Tazminat Davaları: Ceza yargılamasında haksız yere uygulanan koruma tedbirlerinden kaynaklanan tazminat davaları ağır ceza mahkemesinin, dolayısıyla adli yargının görev alanına girer (CMK m. 141-144).

Fikri ve Sınai Haklarından Doğan Davalar: Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan dava ve işler ile Sınai Mülkiyet Kanunu’nda öngörülen davalarda görevli mahkeme, fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi ile fikri ve sınai haklar ceza mahkemesidir (FSEK m. 76; SMK m. 156). Dolayısıyla, bu tür uyuşmazlıklar da adli yargının görev alanına girer.

 

 

Ragıp Karakuş, “İdari Yargılama Hukuku Ders Notu”, s. 9-13, www.ragipkarakus.com 

Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

Yazar Hakkında