Hukuki Şekilcilik veya Hukuki Formalizm Nedir?
  1. Ana Sayfa
  2. Hukuk Kültür

Hukuki Şekilcilik veya Hukuki Formalizm Nedir?

Hukuki şekilcilik ya da hukuki formalizm, hukuki işlemlerin yasalarca öngörülen şekil kurallarına uygun olarak yapılması, hakların yasalarda belirlenen zaman aralıklarında kullanılması ve sonuçlarının kategorik ilkelerle belirlendiği sistemdir.

Ortaya çıkışı

Hukuki şekilcilik bir dönem Harvard Üniversitesi Hukuk Fakültesi dekanlığı da yapan Christopher Colombus Langdell’in çalışmalarıyla ortaya çıkmıştır. Langdell, hukukun bir bilim olduğunu, bu bilimi öğrenmek için de temel kaynaklara inilmesi gerektiğini savunmuştur. Bu temel kaynaklar, hukuk doktrininde incelenen mahkeme kararlarıdır. Kararların sistematik bir şekilde derlenerek kitaplar yazılması, böylece hukuki ilkelerin ortaya çıkarılması bu teorinin temel yaklaşımıdır. Burada amaçlanan şey, hukukçuların hukukçu gibi düşünmesini sağlamaktır.

Langdell, kendi döneminde yaygın olarak uygulandığı iddia edilen hukuk eğitimi yönteminden farklı bir metot benimsemiştir. Avukatların hukuk bürolarında teorik bilgi yerine pratik uygulamalarla yetişmesine karşı çıkan Langdell, hukukçuların kütüphane ve amfi gibi yerlerde, teorik bilgiyle yetişmesi gerektiğini savunmuştur. Hukuku bir bilim olarak kabul eden Langdell, hukuka vâkıf olmanın iyi bir hukuk eğitimiyle mümkün olduğunu iddia etmiştir. Bir avukatın mesleğinde uzmanlaşabilmesi için iyi bir eğitim alması gerekmektedir. Bunun yolu da üniversitelerde bulunan kütüphanelerden geçmektedir.

Tanımı

Hukuki şekilcilik, yapılmak istenen hukuki işlemin birtakım şekil şartlarına tabi olarak yapılabilmesini, bu şekilde hukuki işlemin yapılmasını güçleştirmeyi amaçlayan bir hukuk teorisidir. Bu teoriyi savunanlara göre, insanların zamanla daha kalabalık toplumlar halinde yaşamaya başlamaları, yanılma ve unutma halleri, irade beyanlarını açıklarken değişmez ve kalıcı nitelikte belgeler kullanma zorunluluğuna itmiştir. Bu nedenle, toplum yararını gözetme, hukuki işlemin güvenliğini sağlama ve ispat ihtiyacı, yapılmak istenen hukuki işlemi birtakım şekli şartlara bağlama ihtiyacını oluşturmuştur.

Hukuki işlemler, irade ve beyandan oluşmaktadır. Bir fiilin hukuki işlem niteliğini kazanabilmesi için hukuki bir forma girmesi ve hukuk kurallarına uygun olması gerekmektedir. Hukuki yaptırımlar, iradenin beyan edilmesi sonucuna bağlanır. Bu nedenle, irade beyanının hukuk kurallarına uygun olması yeterli olacaktır.

Şekilcilik teorisi, hukuk kurallarının toplumsal düzeni sağlayabilmesi için belirli bir biçimde olması gerektiğini savunmaktadır. Hukuk kurallarının bu işlevi yerine getirebilmesi için; kesin ve açık kavramlara dayanması, hâkime geniş bir takdir alanı bırakmaması, şüpheye mahal vermemesi, anlamının hile ile değişmeyecek nitelikte olması ve yaşanabilecek her olay için bir çözüm içermesi gerekmektedir. Somut olaylarda, verilecek kararı hukuk kuralları belirlemektedir. Hukuk yalnızca bu hukuk kurallarından (normlardan) oluşmaktadır. Hâkimler de bu kuralların sözcüsü niteliğindedir. Bu nedenlerle hâkimler, bu kurallar dışına çıkarak hukuk yaratamazlar.

Bu teoride hukuk normlarla ifade edilmektedir. Hukuk kuralları sistem içerisinde tutarlıdır ve yoruma ihtiyaç duymamaktadır. Hukuk, eksiksiz bir şekilde oluşturulmuş kurallar bütünüdür. Hukukçuların bu kuralları uygulaması için kuralın metnini yorumlamaları yeterlidir. Hâkimler, kanunların uygulayıcısı konumundadır.

Eleştiriler

Hukuki şekilciliğe yapılan eleştiriler 20. yüzyılın başlarına tarihlenmektedir. Bu teori ile öne sürülen hususlara karşı olarak hukuki gerçekçilik teorisi ileri sürülmüştür. Bu teori, hukukun teoride vaat ettikleri ile gerçekte başarabildikleri arasındaki farklılığı öne sürmektedir. Bu teoriye göre şekilci anlayış, hukukun toplumdaki mevcut eşitsizliklerin artması ve devam etmesiyle yakın ilişkisini görmezden gelmektedir. Gerçekçi teori ise hukuku sosyal bir olgu olarak kabul etmekte ve kitaplardaki hukuk ile gerçekteki hukuk arasındaki farkın önemini vurgulamaktadır. Bu teoriye göre hâkimlerin vermiş olduğu kararlar onların seçimlerini yansıtmaktadır. Her karar, herhangi bir şekilde hukuk dışı etkenlerden etkilenilerek alınmaktadır. Bu nedenlerle, hukukun gerçek hayattaki yansımalarının anlaşılması gerekmektedir.

Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?
İlginizi Çekebilir

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

Yazar Hakkında