Davaya Cevap ( Savunma Sebepleri) / Medeni Usul Hukuku

Davaya Cevap / Savunma Sebepleri

Davalı savunmasını öncelikle usule ilişkin sonra maddi hukuka (esasa) ilişkin savunması yapılması gerekir.

A. Maddi Hukuka İlişkin Savunma Sebepleri

Maddi hukuka ilişkin savunma sebepleri itirazlar ve def’iler olarak ikiye ayılır. Maddi hukuka ilişkin savunma sebeplerinden önce itiraz sonra da def’i incelenmesi gerekir. Çünkü dosya kapsamında ki itirazların re2sen incelenmesi gerekirken def’iler ancak taraflar ileri sürülürse dikkate alınabilir.

1.İtirazlar

İtirazlar, bir hakkın doğumuna engel olan veya sona ermesini gerektiren vakıalardır. Örneğin, sözleşme yapılırken taraflardan birisinin fiil ehliyeti olmaması veya geçerlilik şeklindeki şekil şartına uyulmaması, hakkın doğumuna itiraz iken, borcun ifa, ibra veya imkânsızlık sebebiyle sona ermesi hakkı sona erdiren itiraz sebebidir. İtirazlar hâkim tarafından kendiliğinden göz önünde tutulur. Ancak bunun için itirazın dava dosyasına girmesi gerekir.  İtiraz konusu olay davalı tarafından ileri sürülmemiş olsa bile dava dosyasındaki malzemelerden anlaşılırsa hâkim tarafından dikkate alınır. Ancak ispatı yine de taraflara aittir.

2.Def’iler

Def’i davalının aslında borçlu olduğu bir edimi, özel bir sebepten dolayı yerine getirmekten kaçınmasıdır. Örneğin: zamanaşımı def’i, ödemezlik def’i, tartışma def’i gibi. Kural olarak itiraz bir vakıa iken, def’i bir haktır. İtiraz da hak mevcut değilken, def’i de hak esasen mevcuttur fakat borçlunun onu yerine getirmemesi için kanunun tanıdığı özel bir sebep vardır. Def’i leri ancak davalı ileri sürerse hakim dikkate alır. Hakim dosyanın içeriğinden anlasa dahi taraf ileri sürmedikçe kendiliğinden dikkate alamaz, hatırlatmada dahi bulunamaz.

3.Takasın Özel Durumu

Davadan önce takas yönünde bir beyanda bulunulmuşsa, takasın borcu sona erdirmesi sebebiyle davada takasın ileri sürülmesi bir itiraz niteliğindedir. Takas beyanı ilk defa dava içinde kullanılıyor olabilir. Takas dava açılmadan önce ileri sürülmüşse maddi hukuka ilişkin bir işlemdir. Borçlar hukukuna tabi bir itirazdır. İtiraz olması sebebiyle dava dosyasından anlaşılabildiği takdirde hâkim tarafından her zaman dikkate alınabileceği gibi taraf da bunu her zaman ileri sürebilir. Ancak takas dava dosyasından anlaşılamıyorsa, cevap dilekçelerinde de ileri sürülmemişse, takas savunmasının daha sonra ileri sürülmesi savunmanın genişletilmesi yasağı ile karşılaşır.

Takası dava sırasında kullanan davalı bu durumda çifte etki doğuran bir etki yapmış olur. Çünkü bu hakkını kullanmadığından o ana kadar mevcut olan borç, takasın kullanılmasıyla sona erer. Yani davalı hakkı sona erdiren bir vakıa ileri sürmüştür. Bunun ileri sürülmesi usul işlemidir ve usul hukukunda sonuç doğurur. Aynı zamanda da maddi hukukta da sonuç doğurur.

Takas genellikle dava sırasında ileri sürülür. Takas cevap dilekçesinde ileri sürülmüşse maddi hukuk anlamında da ileri sürülmüş olur. O ana kadar takas hakkı hiç kullanılmamış, cevap dilekçesinde ileri sürülmemişse hâkim dosya içeriğinden davalının mukabil bir alacağının olduğunu anlasa bile takas işlemi yapamaz. Çünkü kullanılmayan takas hakkı itiraz etkisi doğurmaz.

Davalı, daha önce kullanmadığı, cevap dilekçesinde de ileri sürmediği takas hakkını davanın ilerleyen aşamalarında ileri süreleri halinde “ancak savunmanın genişletilmesi” çerçevesinde ileri sürebilir. Savunmanın genişletilmesi ve genişletilmesi çerçevesinde takasın incelenmemesi durumunda davalı takas için ayrı bir dava da açabilir.

Takas genellikle terditli savunma olarak ileri sürülmektedir. Yani davalı önce asıl alacağa karşı koyar, mahkeme asıl alacağın olduğuna yönelik karar verirse o zaman kendi alacağı ile bu alacağın takas yolu ile sona ermesini talep eder. Davalı için takas davanın reddini sağlamak için son çaredir. Ancak bu durumun mahkeme tarafından incelenebilmesi için davacının da bunu kabul etmesi gerekir.

Takas konusu asıl alacaktan fazla ise davalı bunun için ayrıca karşı dava açmalıdır. Fazla olan kısmın hüküm alına alınmasını sağlamalıdır.

B. Usul Hukukuna İlişkin Savunma Sebepleri

Bu sebepler davanın esasına girilerek incelenmesine engel teşkil eder.

1.Dava Şartları

Dava şartları davanın esasına girilerek incelenip karar verilebilmesi için varlığı ve yokluğu mutlaka gerekli olan şartlardır. Dava şartları aşağıda belirtilen ilk itirazdan farklıdır. Dava şartları hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınırken, ilk itiraz ancak davanın taraflarının ileri sürmesi ile incelenir. Dava şartları davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve dikkate alınabilirken, ilk itirazlar davanın başında, cevap süresi içinde ve sadece cevap dilekçesinde ileri sürülebilir.

2. İlk İtirazlar (Dava Engelleri)

a.İlk İtiraz Halleri

Davanın esasına girmeye engel teşkil eden ve davanın başında ileri sürüldüğünde dikkate alınan usule ilişkin itirazlara ilk itirazlar (dava engelleri) denir. İlk itirazlar kanunda sınırlı sayıda sayılmıştır. Bunlar, yetki itirazı, iş bölümü itirazı, tahkim itirazıdır.

aa. Yetki İtirazı: Yetkinin kesin olmadığı durumlarda, kural olarak yetki itirazının ilk itiraz olarak ileri sürülmesi gerekir.

bb. İşbölümü itirazı: Asliye hukuk mahkemesi ile asliye ticaret mahkemesi arasındaki ilişkinin görev ilişkisine dönüşmesinin ardından iş bölümü itirazı sadece 01.07.2012 tarihinden önce açılan davalar bakımından söz konusu olacaktır.

cc. Tahkim İtirazı: Geçerli bir tahkim sözleşmesine rağmen davacı mahkemeye başvurursa davalının uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözümlenmesi gerektiğin ilk itiraz olarak cevap dilekçesiyle ileri sürmesi gerekir. Süresi içinde tahkim itirazı yapılmazsa mahkeme uyuşmazlığı çözebilir ve bundan sonra taraflar uyuşmazlığın mahkemede çözümlenmesine karşı çıkamazlar. Süresi içinde yapılan itiraz sonucu tahkim sonucuna varılırsa mahkeme davayı usulden reddeder. Mahkeme itirazı kabul etmezse davaya devam eder ve karar veriri. Ancak mahkeme tarafından verilen nihai, kararla kanun yoluna müracaat edilebilir.

b. İlk İtirazın İleri Sürülmesi İncelenmesi, Verilecek Kararlar

İlk itirazlar, davanın başında esasa cevaplarla birlikte ileri sürülmelidir. İlk itirazlar dosyadan anlaşılsa dahi hâkim tarafından kendiliğinden dikkate alınmaz. İlk itirazı dava şartlarından ayıran en önemli özellik budur. Dava şartlarına hâkim kendiliğinden ve davanın her aşamasında re ’sen bakar.

Davalı, tüm ilk itirazlarını birlikte davanın başında ileri sürmelidir. Davaya cevap süresi kural olarak davalıya tebliğinden itibaren iki haftadır. İlk itiraz süresi hak düşürücü süredir. Bu süre geçtikten sonra davacı muvafakat etse bile itirazlar mahkeme tarafında incelenemez. Mahkeme ilk itirazlardan önce dava şartlarını inceler, dava şartlarının bulunmaması halinde ilk itirazları inceleme gereği kalmaz. Dava şartlarının tam olduğunun anlaşılması halinde ilk itirazların incelenmesine geçilir.

Tüm ilk itirazlar, birlikte incelenir ve karar bağlanır. Mahkeme ilk önce varsa yetki itirazını incelemelidir. Çünkü bu itirazın kabul edilmesi halinde diğer itirazların incelenmesine gerek kalmayacaktır. Yetki ilk itirazından sonra davanın yetkili mahkemede devam edilmesi halinde varsa diğer ilk itirazlara yetkili mahkeme bakacaktır.

3. Karşı Dava Açılması

Davalının aynı mahkemede ve aynı dosyada, kendi hakkının da hüküm altına alınmasını isteyerek davacıya yönelik bir dava açmasına karşı dava denir. Karşı davayla davalı, sadece davacının açtığı davaya karşı savunma yapmakla yetinmemekte, kendisinin de davacıdan olan hakkının hüküm altına alınmasını talep etmektedir. Davacı karşı dava açmazsa, ileri sürdüğü hakkıyla, o dava içerisinde sadece savunma yapmış olur, hakkının hüküm altına alınmasını sağlayamaz.

Karşı Davanın Şartları

a. Asıl Dava Derdest Olmalıdır

Karşı davada ileri sürülen talebin de ayrı bağımsız bir davada da ileri sürebilir. Ancak bunun bir karşı dava olarak nitelendirebilmesi için, karşı davanın davacısı, kendisine karşı açılmış ve halen görülmekte olan (derdest) bir davada davalı olarak ileri sürülmelidir.

b. Asıl Dava ile Karşı Dava Arasında Bağlantı Bulunmalıdır.

Davaların aynı veya birbirine benzer sebepten doğmuş olması ya da biri hakkında verilecek hükmüm diğerini etkileyecek nitelikte olması durumunda iki dava arasında bağlantı var demektir. Takas ve mahsupta bir bağlantının bulunduğu kanun tarafından açıkça belirtilmiştir. Davalının alacağı, davacının alacağında düşükse, karşı dava açmak yerine talebini asıl davada savunma olarak ileri sürmelidir. Savunma olarak sunulacak şeylerin ayrı dava olarak açılmasında hukuki yarar bulunmaz.

c. Asıl Dava ile Karşı Dava Aynı Yargı Yoluna Tabi Olmalıdır.

Bir davanın karşı dava olarak açılabilmesi için her iki davanın da aynı yargı yoluna tabi olması gerekir. İdari yargının görevine giren bir davanın adli yargıda karşı dava olarak açılması mümkün değildir. Özel mahkemede görülen bir davaya karşı, genel mahkemenin görevine giren bir dava karşı dava olarak açılırsa, özel mahkeme karşı dava konusunda görevsizlik kararı vermelidir. Kanunda belirtilen şartların bulunmadığının anlaşılması halinde mahkeme, re’ sen veya talep üzerine karşı davanın asıl davadan ayrılmasına karar verir.

Karşı Dava Açma Süresi

Karşı davanın, cevap dilekçesiyle veya esasa cevap süresi içinde ayrı bir dilekçe ile açılması gerekir. Kural olarak dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki hafta içinde verilecek cevap dilekçesiyle veya bu iki hafta içerisinde ayrı bir dilekçe ile dava açılmalıdır. Cevap süresi uzatılmış ise karşı dava açma süresi de uzar. Mahkeme karşı davanın süresinden sonra açtığını tespit ederse davaların ayrılmasına karar verir.

Karşı Davanın Açılması ve İncelenmesi

Karşı dava için ayrı bir dava numarası verilmez. Asıl dava ile birlikte incelenir. Tahkikat birlikte yürütülür. Bununla birlikte karşı dava için bağımsız bir dava gibi harç alınır. Hükümde de her ikisi için ayrı ayrı karar ve ilam harcı belirtilir. Dava şartları ayrı ayrı belirtilir. Davacı asıl dava için vereceği cevaba cevabında (replik) karşı davaya da cevap verir. Asıl dava ve karşı dava hakkında birlikte hüküm verilir. Her iki dava içinde ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilir.

Aradığınızı Aşağıdaki Arama Motoruna Yazabilirsiniz

%d blogcu bunu beğendi: