Dava Açılmasının Sonuçları / Medeni Usul Hukuku
  1. Ana Sayfa
  2. 3.Sınıf

Dava Açılmasının Sonuçları / Medeni Usul Hukuku

Dava Açılmasının Sonuçları

Dava açılmasının maddi ve usul hukuku anlamında bir takım sonuçları doğmaktadır.

A. Maddi Hukuk Bakımından

1. Zamanaşımı Kesilmesi ve Hak Düşürücü Sürenin Korunması

Davanın açılması ile dava konusu alacak veya hak için söz konusu olan zaman aşımı kesilir. Davanın müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen bir borcun borçlularından birisine karşı açılmış olması, diğer borçlular açısından da zaman aşımını keser.

Kısmi dava açılıyorsa zaman aşımı sadece dava açılan kısım için geçerlidir.

Menfi tespit davasında zamanaşımı kesilmez.

Müspet tespit davası zamanaşımını keser.

Bir dava yoluyla kesilmiş olan zamanaşımı dava süresince tarafların yargılamaya ilişkin her işleminden veya hâkimin her kararından sonra yeniden işlemeye başlar. (BK.m.157)

Davanın görevsizlik, yetkisizlik veya kanuni noksanlık gibi sebeplerle açılmamış sayılması halinde, zamanaşımının kesilmesi sonucu da hükümsüz kalacaktır. Bu arada zaman aşımı süresi dolmuş, yani alacak zamanaşımına uğramış ise davacı atmış günlük ek bir (munzam) süreden yararlanır. Atmış gülük süre, görevsizlik veya yetkisizlik kararına karşı kanun yolu süresinin bitmesinden veya kanun yoluna başvurulmuş ise bu başvurunun reddi kararının tebliği tarihinden itibaren iki hafta geçtikten sonra işlemeye başlayacaktır. Davanın açılması ile hak düşürücü sürelerde korunmuş olur.

 2. Şahsa Bağlı Hakların Malvarlığı Haklarına Dönüşmesi

Bazı haklarda hakkın sahibi dava açmadan ölürse, kural olarak külli halefi olan mirasçılarının onun hakkına dayanarak, dava açıp talepte bulunması mümkün değildir. Hak sahibi özellikle kullanılması ile mal varlığı hakkını da etkileyen şahsa bağlı bir hakkı için dava açtıktan sonra ölürse mirasçıların davaya devam etmeleri mümkündür. Örneğin nafaka, manevi tazminat gibi.

3. İyiniyetin Ortadan Kalkması

Davalı, dava açılmadan önce dava konusu veya vakıalar hakkında iyiniyetli ise, davanın açılmasıyla iyiniyet kötüniyete dönüşür. Zira davalı daha önce bilmediği bir hususta dava dilekçesinin tebliği ile artık bilgi sahibi olmuştur.

4. Davalının Temerrüde Düşmesi

İhtarın gerekli olmadığı haller dışında kural olarak borçlu alacaklının ihtarı ile temerrüde düşmüş olacaktır. Borçlu alacaklı tarafından temerrüde düşürülmemiş ise davanın açılıp dava dilekçesinin tebliği ile borçlu temerrüde düşer.

B. Usul Hukuku Bakımından

1. Mahkemenin Davayı İnceleme Zorunluluğu

Mahkeme, davanın açılmasıyla kendisine yöneltilen talebi incelemekten, hakkın dağıtımından kaçınamaz. Dava dilekçesi üzerine mahkeme harekete geçmek, davayı incelemek, bu konuda karar vermek zorundadır.

2. Derdestlik

Davanın açılması ile görülmekte olan bir dava ortaya çıkar. Yani derdestlik ortaya çıkar. Tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir dava devam ederken yenisi açılırsa, açılan ikinci dava şartı eksikliğinden reddedir. Derdestliğin olması için açılmış ve halen devam etmekte olan iki dava bulunmalıdır.

3. Davanın Açıldığı Tarihe Göre Dava Şartlarının İncelenmesi ve Hüküm Kurulması

Mahkeme davanın başında, ön inceleme aşamasında dava şartlarının bulunup bulunmadığını inceler. Davanın açıldığı tarihte dava şartları eksikse, davanın esasına girilerek inceleme yapılamaz. Eksik olan dava şartlarının tamamlanması mümkün ise, bu eksikliğin giderilmesi için mahkeme kesin süre verir ve tamamlanırsa davaya devam eder. Başlangıçta fark edilmemiş olan dava şartı noksanı, hüküm anında tamamlanmışsa dava usulden reddedilmez ve karar verilir. Mahkeme hüküm bakımından da kural olarak davanın açıldığı tarihi dikkate alır.

4. İhtiyati Tedbirin ve İhtiyati Haczin Korunması

Davacı, dava açmadan önce, hakkını korumak için geçici hukuki koruma olarak mahkemeden ihtiyati tedbir talep edilebilir. İhtiyati tedbir kararı üzerine tedbir isteyen, bu kararın uygulanmasını talep ettiği tarihten itibaren iki hafta içinde esas hakkında dava açmak ve açtığı dava ile ilgili belgeyi bu kararı uygulayan memura vermek zorundadır. Aksi halde ihtiyati tedbir kendiliğinden kalkar. İhtiyati haciz için de karar tarihinden itibaren yedi gün içerisinde dava açılması gerekmektedir.

5. Davayı Geri Alma Yasağı

Davacı dava açtıktan sonra, davalının açık rızasını almadıkça davasını geri alamaz. Davacı değişik şekiller de davasını takipten vazgeçebilir.

Davacı davasını takip etmeyerek dosyanın işlemden kaldırılmasını ve daha sonra açılmamış sayılmasını sağlayabilir.

Tarafların usulüne uygun olarak çağrıldığı duruşmaya hem davacı hem davalı devam etmek istemezse dosya işlemden kaldırılır. Ancak davacı belirli süre içinde davasını yenileyerek ya da açılmamış sayılan davayı yeniden açarak takip edebilir.

Davacı açtığı davadan feragat edebilir. Davadan feragat edildiğinden, daha sonra davalıya karşı aynı hakka dayanılarak dava açılamaz.

Davanın geri alınması ise feragatten farklıdır. Davasını geri alan davacı, hakkından feragat etmemekte, ileride tekrar dava açma hakkını saklı tutarak şimdilik davayı takip etmeyerek geri almaktadır. Davanın geri alınması davalının açık rızasına bağlıdır. Davanın geri alınması zımnen mümkün değildir. Davacı geri alma iradesini mahkemeye bildirir. Ve davalıda buna açıkça rıza gösterirse dava geri alınmış olur. Davalının yeniden dava açılması tehdidiyle karşı karşıya kalmaması için davalının bu konuda açık ini gerekmektedir.

Davanın geri alınması ile dava baştan açılmamış sayılır ve sonuçları oradan kalkar. Ancak davacı sonradan davasını tekrar açabilir.

Uygulamada “davayı atiye bırakmak” şeklinde bir yol izlenmektedir. Bu kurum kanunla düzenlenmiş değildir.

Teminat Gösterilmesi

A. Teminat Göstermekle Yükümlü Olanlar

Kural olarak dava açanın veya mahkemeden herhangi bir talepte bulunan kimsenin teminat gösterme yükümlülüğü yoktur. Türkiye’de mutat meskeni bulunmayan Türk Vatandaşlarının, Türkiye’de dava açmak, davacı yanında fer’i müdahil olmak katılmak istemesi durumunda, davayı kaybetmesi durumunda davalının yargılama giderlerini karşılamada kullanılmak üzere teminat yatırması gerekmektedir. Bu yükümlülük yabancı ülkede yerleşmiş olan Türk vatandaşları için geçerlidir. Tüzel kişilerin daimi bir merkezlerinin bulunmasının zorunlu olması nedeniyle teminat gösterilmesinin zorunlu olması hususu tüzel kişiler için uygulama alanı bulamayacaktır. Fer’i müdahillik halinde ise dikkat edilirse davalının yanında değil, davacının yanında fer’i müdahil olan kişinin teminat yatırması söz konusu olmaktadır. Bu tutar da fer’i müdahale giderleriyle sınırlı olacaktır.

Asli müdahale, görülmekte olan bir davanın konusunu oluşturan şey üzerinde kısmen ya da tamamen üstün bir hak iddiasında bulunan üçüncü kişinin, görülmekte olan bir davanın taraflarına karşı müstakil bir dava açılması suretiyle gerçekleştirildiği için asli müdahil davada taraf yani davacı konumdadır. Dolayısıyla asli müdahaleyi yapacak olan kimsenin Türkiye’ de mutat meskeni yoksa teminat gösterme zorunluluğu bu asli müdahale davasını açarken ortaya çıkar. Teminat gösterilmesi mecburiyeti icra takibi yapılmak istendiği zaman da ortaya çıkacaktır.

Gösterilecek teminatın kapsamı yargılama ve takip giderleri ile sınırlıdır.

Teminat gösterilmesi zorunluluğu, daha önce iflasına karar verilmiş, hakkında konkordato, uzlaşma suretiyle yeniden yapılandırma işleminin başlatılmış bulunması, borç ödemeden aciz belgesinin varlığı ödeme güçlüğü içinde bulunduğunun belgelenmesi halinde de teminat gösterilmesine karar verilmesi zorunludur. 

Türk mahkemelerinde dava açan veya katılan yabancılar da karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır. Mütekabiliyet esasına göre bundan vazgeçilebilir.

Teminat göstermek zorunda olan davacının adli yardımdan yararlanması, yurt içinde istenen teminatı karşılamaya yeterli malının veya güvenceye alınmış alacağının bulunması durumunda, davanın sırf küçüğün menfaatlerini korumaya yönelik olarak açılmış olması ya da ilama bağlı bir alacak için icra takibi yapılmış olması hallerinden biri söz konusu ise teminat göstermekten muaf tutulur.

B. Teminat Hakkında Mahkemenin İncelemesi

Yargılama giderleri için teminat gösterilmesi yargılama şartlarından biri olarak düzenlenmiştir. Mahkeme teminat yatırılması gerektiği tespit ederse, teminatın yatırılması için kesin süre verir. Davacı kendisine verilen sürre içerisinde belirtilen teminatı göstermezse, dava şartı eksikliğinden dolayı dava usulden reddedilir. Müdahale talebinde bulunan kişi de kesin süre içinde teminat göstermezse müdahale talebinden vazgeçmiş sayılır.

C. Teminatın Niteliği ve Kapsamı

Teminat davacının davasında haksız çıkması durumunda davalının yapacağı muhtemel yargılama giderlerini karşılamaya yetecek miktarda olmalıdır. Teminat tutarı hâkim tarafından serbestçe belirlenir. Karşı tarafından yargılama giderlerinden fala teminat istemez. Nakit para, hisse senedi, tahvil, taşınır ya da taşınmaz rehni, muteber banka kefaleti, noterden tasdikli kefalet sözleşmesi teminat olarak gösterilebilir.

Hâkim teminatın azaltılmasına, artırılmasına, değiştirilmesine karar verebilir. Teminat gösterilmesini gerektiren sebebin ortadan kalkması halinde teminatın iadesi sağlanır.

Bu Yazıya Tepkiniz Ne Oldu?
İlginizi Çekebilir

Bültenimize Katılın

Hemen ücretsiz üye olun ve yeni güncellemelerden haberdar olan ilk kişi olun.

Yazar Hakkında