Ceza (Özel) Hukuku Pratik-1

CEZA HUKUKU ÖZEL HÜKÜMLER PRATİK ÇALIŞMA SORULARI -1        

OLAY

A, Suriye’den pasaport ve vize sahibi olmayan belli sayıda kişiyi Yunanistan’a götüreceğini söyleyerek kişi başı 2 bin dolar almıştır. Suriye sahilinde kişilere bir tekne hazırlayıp başına da B’yi yerleştirmiş. B de başlangıçtaki plan dahilinde teknedekileri Akdeniz ‘den Türkiye sahillerine bırakmış fakat göçmenlere Yunanistan’a geldik demiştir.

Soru1: İşlenen suç veya suçları tespit ediniz. Suçun fail ve mağdurlarını tespit ediniz. Suçun özel görünüş biçimlerini (teşebbüs, iştirak, içtima) TCK hükümleri açısından değerlendiriniz.

Cevap:

1) Olayda A ve B göçmenleri Suriye’den Türkiye’ye yasadışı yollardan sokmuşlardır. Bu fiil göçmen kaçakçılığı suçunu oluşturabilir. Göçmen Kaçakçılığı Suçu  TCK m.79’ da düzenlenmiştir. Buna göre “Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan bir yabancıyı ülkeye sokmak veya ülkede kalmasına imkan sağlamak” bu suçu oluşturur. Pasaportsuz bir şekilde göçmenlerin Türkiye’ye sokulması ile suç tamamlanmıştır.

Fail: Bu suçun faili göçmenler değil, göçmenleri hukuka aykırı şekilde ülkeye sokan, ülkede kalmasına veya ülke dışına çıkmalarına imkan sağlayan kişilerdir. Olayda A ve B müşterek faildirler. Zira göçmenler ile anlaşma yapan, menfaati sağlayan ve göç için tekneyi hazırlayan A ile göçmenleri yasadışı yollarla başka bir ülkeye götürdüğünü bilen, tekneyi yöneten ve kaptanlığını yapan B arasında önceden var olan bir anlaşma ve fiil üzerinde ortak hakimiyet söz konusudur.

Mağdur: Mağdur konusunda doktrinde tartışmalar söz konusudur. Kanuna 2010 yılında eklenen ağırlaştırıcı sebeplerle ilgili hükme baktığımızda kanun koyucunun göçmenleri suçun mağduru olarak kabul ettiği sonucuna varılabilir.  Doktrindeki ağırlık görüş de bu yöndedir. Ancak Yargıtay gerek eski, gerekse yeni kararlarında bu suçun mağdurunun göçmenler değil, “uluslararası toplum” olduğunda ısrarcıdır. Doktrinde farklı görüşler mevcuttur: Kimi yazarlar suçun mağdurunun uluslararası toplum olduğunu[3],   kimi yazarlar toplumu oluşturan bireyler olduğunu bazı yazarlar ise göçmenler olduğunu savunmakta, bazı yazarlar ise mağdurun geniş anlamda uluslararası toplum, dar anlamda göçmenler olduğunu söylemektedir. Doktrinde bu konudaki tartışmalar hala devam etmektedir. Ancak Yargıtay değişiklikten sonraki kararlarında dahi göçmenlerin suçun konusunu oluşturdukları, suçun mağdurunun ise uluslararası toplum olduğunu kabul etmektedir.

Fiil: “Doğrudan doğruya veya dolaylı olarak maddi menfaat elde etmek maksadıyla, yasal olmayan yollardan bir yabancıyı ülkeye sokmak veya ülkede kalmasına imkan sağlamak” bu suçu oluşturur. Pasaportsuz bir şekilde göçmenlerin Türkiye’ye sokulması ile suç tamamlanmıştır.  Göçmen Kaçakçılığı açısından olayda failler yabancıları Türkiye’ye sokmuşlardır. Faillerin Türkiye’ye değil Yunanistan’a gitmek istemeleri sonucu değiştirmez. Olayda failler yasadışı yollardan yani pasaport kanunu hükümlerine aykırı olarak göçmenleri Türkiye’ye sokarak md. 79’daki “ülkeye sokma” fiilini işlemişlerdir.

2) Olayda söz konusu olabilecek diğer bir suç ise dolandırıcılık suçudur. Dolandırıcılık Suçu TCK M.157’de düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; “Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.”

Fiil: Failler, başlangıçta kişileri maddi menfaat karşılığı Yunanistan’a götüreceğini söylemesine rağmen Türkiye’ye bırakmıştır. Burada fail A, göçmenlere Yunanistan’a götüreceğini söylemesi, bunun için bir kimse bulması ve tekne hazırlaması hileli davranışlardır ve olayda hileli davranışlar, Yargıtay’ın aradığı soyut yalan boyutunu aşması koşulu da gerçekleşmiştir. Ayrıca aldatılan kişilerden 2 bin dolar alınması da menfaat sağlanması koşulunu oluşturmaktadır. Dolandırıcılık suçunun nitelikli halinin gerçekleşip gerçekleşmediği:  M.158’de dolandırıcılık suçunun nitelikli halleri düzenlenmiş olup “b” bendinde suçun “Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle” işlenmesi halinde  faile daha fazla ceza verilecektir. Olayımızda kişilerin zor şartlarından faydalanılarak işlenmesi halinde nitelikli dolandırıcılık suçu oluşacaktır. Kanunun bu hali nitelikli hal olarak kabul etmesinin sebebi, kişinin içinde bulunduğu tehlikenin ve zor şartların etkisi altında, başkalarına güvenmeye daha fazla ihtiyaç duyduğu bir zamanda, bu durumundan yararlanılarak istismar edilmesidir. Kişinin bu durumda aldatılması daha kolaydır. Olayımızda eğer böyle bir durum söz konusu ise nitelikli halden bahsedilecek, değil ise basit şeklinden ceza verilecektir. Olayda böyle bir durumun bulunup bulunmadığı belirtilmemektedir.

Fail: Bu suçun faili hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan A ve B’dir. Önceden var olan bir anlaşma ve fiil üzerinde ortak hakimiyet var olduğu için bu kişiler müşterek faildirler.

Mağdur: Hileli davranışlarla aldatılan göçmenler bu suçun mağdurudur. Suç hem göçmenlerin hem de başkasının zararına işlenebilir. Zararına işlenen kişiler ise suçtan zarar görendir.

Teşebbüs: Göçmen kaçakçılığı suçu açısından suç tamamlanmıştır. 2010’daki değişiklikten sonra göçmen kaçakçılığı suçu teşebbüs aşamasında kalsa bile tamamlanmış gibi cezalandırılacaktır.  Ancak olayımızda ülkeye yasadışı yollardan sokma fiili gerçekleştiği için suç tamamlanmıştır. Dolandırıcılık suçu açısından da kişiler aldatılarak söylenenden başka bir yere götürülmüş ve maddi menfaat temin edilmiş olduğu için artık tamamlanmış bir dolandırıcılık suçu vardır denilebilir.

İçtima: Olayımızda içtima açısından değerlendirme yapacak olursak bir fiil ile hem göçmen kaçakçılığı hem dolandırıcılık suçu işlenmiştir. Zira maddi menfaat maksadıyla kişiler yasadışı yollardan ülkeye sokulmakla birlikte, hileli davranışlarla aldatılıp maddi menfaat de elde edilmiştir. TCK m.44’e göre; “İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.” Dolayısıyla failler fikri içtima hükümleri gereğince cezası ağır olan suçtan yani göçmen kaçakçılığı suçundan yargılanırlar.

İştirak: Olayda anlaşma yapan A ile teknenin kaptanlığını yapan ve yöneten B işi birlikte yürütüp ortak hakimiyet kurdukları için müşterek faildirler.

 

Soru 2: Olayımızda maddi menfaat hususunda anlaşılmış fakat daha sonra A’ya bu anlaşılan miktar teslim edilmemiş olsa idi cevabınız değişir miydi?

Cevap:

Göçmen kaçakçılığı suçunda maddi menfaat üzerine anlaşılması yeterli olup bu maddi menfaat elde edilmemiş olsa dahi suç tamamlanmış olur. Zira TCK md. 79’da suçun “maddi menfaat elde etmek maksadıyla” işlenmesi aranmakta fakat menfaatin elde edilmiş olması göçmen kaçakçılığı suçunun tamamlanması için şart olmamaktadır.  Dolayısıyla maddi menfaat temin edilmese dahi suç tamamlanmıştır.

Dolandırıcılık suçu açısından ise kendisine veya başkasına bir yarar sağlamak özellikle aranmakta olup, yarar sağlanmaz ise TEŞEBBÜS söz konusu olur. Bu yararın vaat edilmesi veya bu hususta anlaşmaya varılması suçun tamamlanması için yeterli değildir. Eğer hileli hareketler ile aldatma sonucu maddi menfaat konusunda anlaşmaya varılır ve fakat menfaat sağlanmaz ise suç teşebbüs aşamasında kalmış olacaktır. Dolayısıyla sadece göçmen kaçakçılığı suçu tamamlanmış olup, dolandırıcılık suçu ise teşebbüs aşamasında kalmış olacaktır.

 

Soru 3: B’nin aslında göçmenleri Yunanistan’a bırakmak üzere yola çıktığını fakat hava şartlarının kötü olması sebebiyle Yunanistan’a ulaşamayacaklarını düşünerek Türkiye sahillerine bıraktığını düşünelim. Bu durumda hangi suç veya suçlar oluşur?

Cevap: Her şekilde göçmen kaçakçılığı suçunda tek şart bu suçun maddi menfaat elde etmek maksadıyla işlenmesidir. Dolayısıyla başlangıçtaki amaç başka bir yere bırakmak olsa dahi failin göçmenleri  pasaport ve vize olmaksızın yasadışı şekilde Türkiye’ye sokması bu suçu oluşturacaktır.

ZORUNLULUK HALİ: Olayda zorunluluk halinden söz edilebilir mi?  Zorunluluk hali kusurluluğu etkileyen bir sebep  olup bu durumda işlenen fiillerde faile ceza verilmez.  Olayda göçmenlerin Türkiye’ye bırakılmasında zorunluluk hali söz konusu olabilir mi bakmak gerekir.  TCK md. 25 fık.’ye göre zorunluluk halinden söz edebilmek için tehlikenin de ağır ve muhakkak olması gerekir. Ağır ve muhakkak tehlike değişik nedenlerden kaynaklanabilir. Ayrıca kişinin zorunluluk  halinden yararlanabilmesi için tehlikeye “bilerek neden olmaması” gereklidir. Olayda göçmenlerin bindirildiği teknenin fırtına nedeniyle batma tehlikesi söz konusudur. Bu tehlikeli duruma hukuka aykırı bir şekilde denize açılan A ve B’nin sebebiyet verdiği söylenebilir. Tehlikeye neden olma kapsamında fırtınaya neden olma değil, göçmenlerin hayatı bakımından tehlikeli bir durumun ortaya çıkmasına neden olma anlaşılmalıdır.

Dolandırıcılık suçunda ise kandırma iradesinin ve aldatmanın başlangıçtan itibaren var olması gerekmektedir. Olayda ise başlangıçtan itibaren böyle bir irade olmayıp daha sonradan başka sebepler ile söylenenin aksi yapılmıştır. Dolayısıyla bu durumda aldatma söz konusu olmadığı için dolandırıcılık suçu oluşmayacaktır.

Ceza (Özel) Hukuku Bazı Testler ve Pratikler

Diğer Pratik ve Testler İçin Tıklayınız.

Aradığınızı Aşağıdaki Arama Motoruna Yazabilirsiniz

Sizin bu konudaki yorumunuz nedir?

%d blogcu bunu beğendi: