14- Roma Hukuku / İrade ve Beyan Arasındaki Uyumsuzluk Halleri

İrade ve Beyan Arasındaki Kasti Uyumsuzluk Halleri

Zihni kayıt, halinde bir kimse aslında istemediği bir şeyi beyan etmektedir. Kiralık ev levhasını gören kimse aslında iradesi o şekilde olmadığı halde bu evi tuttuğunu beyan etmiştir. Hukuki yönden böyle beyanda bulunan kişi beyanıyla bağlıdır. Beyanı yönelttiği kimsenin bu beyana yanlış anlam vermesine sebep olan kişi beyanının sonuçlarına katlanmalıdır. Zihni kayıtta işlem geçerlidir ve sonuç doğurur.

Şaka beyanı da tek taraflıdır. Bir kimse muhatabının gerçeği anlayacağı düşüncesiyle ciddi olmayan beyanda bulunur veya göstermelik bir muamele yapar. Eğer muhatap beyanın ciddi olmadığını anlamışsa muamele geçersiz olur. Şaka beyanının zihni kayıttan farkı, beyanda bulunanın karşı tarafın, beyanın ciddi olmadığını anlayacağını düşünmesidir. Eğer muhatap beyanın ciddi olmadığını anlamamışsa muamele geçerli olurdu.

Muvazaa iki taraflıdır. Muvazaa, 3. kişileri aldatmak amacıyla tarafların aslında yapmak istemedikleri bir işlemi yapmaları yada gerçekte yapılan işlemin dış dünyaya başka bir şekilde yapılmış gibi gösterilmesidir. Taraflar beyanlarının iradelerine uygun olmayacağı konusunda anlaşmışlardır. Muvazaalı işlemler mutlak ve nisbi olarak ikiye ayrılmaktadır. Mutlak muvazaa, tarafların 3.kişileri aldatmak amacıyla kendi aralarında hüküm ifade etmediğini bildikleri tek bir hukuki muameleyi yapmalarıdır. Mesela icradan kurtulmak için bir kimsenin mallarını başkasına satmış gibi göstermesi. Taraflar bu satışın netice doğurmayacağı konusunda anlaşmışlardır ve 3.kişileri kandırmak amacıyla sadece görüntüde bir alım-satım akdi yapmışlardır ve bu akit gerçek iradelerine uymamaktadır.

Nisbi muvazaada ise iki işlem vardır. Bunlardan biri dışa karşı yapılmış görünen muvazaalı işlem diğeri de bunun arkasına gizlenmiş olan ve tarafların gerçek iradesine uygun olan muameledir. Tarafların yapılan bağışlama işlemini alım-satım işlemi olarak göstermeleri nisbi muvazaadır. Görünürdeki işlem irade uyuşmazlığı olduğu için batıldır. Klasik sonrası devirden itibarense gizlenen işlem bu işlemin yapılması için gerekli olan şekil şartlarını taşıması halinde geçerli olurdu. Gizlenen işlem bu unsurları taşımıyorsa geçersiz olurdu.

İrade ve Beyan Arasındaki Kasti Olmayan Uyumsuzluk Halleri (Hata)

Roma’da klasik devirden itibaren beyanlar değil iradeler uyuşunca hukuki muamele meydana geliyordu. İradelerin uyuşup uyuşmadığı muamelenin yorumu yoluyla saptanırdı. Yorum sonunda iradelerin uyuşmadığı anlaşılırsa dissensus (irade uyuşmazlığı) oluşur ve muamele geçersiz sayılır.

Roma’da hata halleri consensus’u ortadan kaldıran, irade uyuşmazlığı bulunduğu sonucuna götüren haller olarak ortaya çıkmıştır. Başka bir deyişle hata (error) ile irade uyuşmazlığı (dissensus) arasında bir fark mevcut değildi, ikisi de aynı kurallara tabiydi.

Hata, kişinin dikkatsizlik ve bilgisizlik gibi nedenlerle iradesinin oluşumunda yanılgıya düşmesidir. Hata ile sakatlanan muamele hükümsüzdür, ancak hatanın esaslı olması gerekmektedir.Başlıca esaslı hata halleri şunlardır:

Muamelenin Niteliğinde Hata (Error in Negatio): Burada hukuki muamelenin türünde yanılma meydana gelmektedir. Hataya düşen taraf, aslında yapmak istediği akitten farklı bir sözleşme için beyanda bulunmaktadır. Mesela kendisine yapılan satış teklifini bağışlama beyanı olarak anlayan ve kabul eden kimse muamelenin niteliğinde hataya düşmektedir.

Şahısta Hata (Error in Persona): Muameleye taraf olan kişinin şahsında yanılma yapılmasıdır. Bir kitabı satıcı aslında göndermek istediği Titius yerine Lucius’a yollamıştır. Bu hata türünde hukuki muamelenin yapılmak istendiği veya muameleden yarar görecek kişinin hüviyetinde hataya düşülmüştür. Şahısta hatanın önemli sayılması için hüviyetinde hataya düşülen kimsenin özellikleri ve onunla hangi muamelenin yapılmak istendiğine bakılmalıdır. Kira ve karz akdi gibi akitlerde borçlunun güvenilir ödeme kabiliyeti olan bir kişi olması önem taşır. Buna karşılık peşin satışlarda müşterinin kimliğinde yanılma önemli bir hata hali oluşturmaz.

Muamelenin Konusunda Hata (Error in Obiecto): İşlemin konusunda meydana gelen yanılgıdır. Burada irade beyanına konu olan mal başkasıyla karıştırılmaktadır. Mesela tapuda belli ada ve parseldeki gayrimenkulü satma vaadi karşı tarafça kabul edilmiştir.ancak satma teklifinde bulunan kimsenin belirttiği gayrimenkul, teklifi kabul edenin zihnindeki gayrimenkul değildir yada teklif mektubunda 100 kg pamuk yerine 1000 kg pamuk yazılmıştır. Burada edimlerin hiçbiri borçlanılmış olmaz.

NOT: Esaslı hatalarda sözleşmenin esaslı unsurlarındaki irade uyuşmazlığı geçersizliğe sebebiyet vermektedir. Roma hukukunda hatanın değerlendirilmesi bir yorum meselesi olarak ele alınmıştır. İradelerin uyuşmadığı sonucuna varılırsa muamele batıl olurdu. Fakat yanlış nitelemeye rağmen yorum sonunda yanılma olmadığı ortaya çıkarsa muamele netice doğurdu. İradenin açıklandığı kimse neyin kastedildiğini doğru olarak anlamışsa beyandaki yanlışlar, kapalı ifadeler muamelenin geçerliliğine engel olmaz.

Roma Hukuku Bazı Ders Özetleri

Roma Hukukunun Diğer Ders Özetleri İçin Tıklayınız.

Youtube Kanalıma Abone olur musunuz? Kanalımda Hukuk Ders İçerikleri yanı sıra çeşitli konularda sohbetler paylaşıyorum arkadaşlarım arasına Abone olarak katılır mısın?

3 thoughts on “14- Roma Hukuku / İrade ve Beyan Arasındaki Uyumsuzluk Halleri

Sizin bu konudaki yorumunuz nedir?

%d blogcu bunu beğendi: